<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Haberini Oku - SAĞLIK</title>
        <description>Ya haber olursun, Ya haber okursun</description>
        <link>https://www.haberinioku.com.tr</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Fri, 08 May 2026 00:31:14 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Türkiye’de Sessiz Salgın</title>
                                    <description>Uzmanlar uyardı: Depresyon ve kaygı bozuklukları hızla artıyor. Erken belirtiler göz ardı edilirse tablo ağırlaşabiliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><br />
1-31 Mayıs Ruh Sağlığı Farkındalık Ayı kapsamında yapılan değerlendirmeler, Türkiye’de ruh sağlığı sorunlarının giderek yaygınlaştığını ortaya koydu. DoktorTakvimi uzmanlarından Psikiyatri Uzmanı Dr. Çağlar Açıkgöz, toplumda en sık görülen ruhsal rahatsızlıklara ve kritik uyarılara dikkat çekti.<br />
Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre ruh sağlığının yalnızca hastalıkların yokluğu anlamına gelmediğini belirten Açıkgöz, bireyin stresle başa çıkabilen, üretken ve dengeli bir yaşam sürdürebilen bir iyilik hali içinde olması gerektiğini vurguladı. <br />
Her 100 Kişiden 17’si Risk Altında<br />
Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de son bir yıl içinde yetişkinlerin yüzde 17,4’üne ruhsal hastalık tanısı konuldu. En yaygın sorunlar arasında depresyon (%9) ve kaygı bozuklukları (%5,8) öne çıkarken, uyku problemleri, tükenmişlik ve bağımlılıklar da dikkat çeken diğer başlıklar arasında yer alıyor.<br />
Erken Belirtilere Dikkat<br />
Uzmanlara göre ruh sağlığındaki bozulma çoğu zaman erken sinyaller veriyor. Sürekli mutsuzluk, isteksizlik, uyku ve iştah değişiklikleri, dikkat dağınıklığı, çabuk sinirlenme ve sosyal hayattan uzaklaşma bu belirtilerin başında geliyor.<br />
Sosyal Medya İki Uçlu Bıçak<br />
Sosyal medyanın ruh sağlığı üzerindeki etkisinin kullanım biçimine bağlı olduğunu ifade eden Açıkgöz, bilinçli medya tüketiminin önemine dikkat çekti. Doğru kullanıldığında fayda sağlayan sosyal medya, kontrolsüz kullanımda psikolojik baskıyı artırabiliyor.<br />
Depresyon ve Anksiyete Farkı<br />
Depresyonda daha çok umutsuzluk, isteksizlik ve enerji kaybı ön plandayken; anksiyete durumunda geleceğe yönelik yoğun kaygı ve huzursuzluk hissi baskın oluyor. Uzmanlar, bu iki durumun sıklıkla birlikte görülebildiğini belirtiyor.<br />
Tedavi Mümkün, Destek Şart<br />
Ruhsal hastalıkların tedavisinde ilaç tedavileri, psikoterapi ve yaşam tarzı değişikliklerinin etkili olduğunu vurgulayan Açıkgöz, toplumda yaygın olan “destek almak zayıflıktır” gibi yanlış inanışların tedavi sürecini geciktirdiğini ifade etti.<br />
ETİKETLER<br />
ruh sağlığı, depresyon, anksiyete, psikoloji, Türkiye sağlık verileri, mental health, stres, kaygı bozukluğu<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/05/turkiyede-sessiz-salgin_69f880875380d.png</image>
                                <category>SAĞLIK,YAŞAM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/turkiyede-sessiz-salgin/262929</link>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 14:14:30 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Antibiyotikler Artık İşe Yaramayabilir</title>
                                    <description>Özel Sağlık Hastanesi’nden Prof. Dr. Sarhan Sakarya, kontrolsüz antibiyotik kullanımının mikropları güçlendirdiğini ve basit enfeksiyonları bile tedavi edilemez hale getirebileceğini açıkladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Özel Sağlık Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sarhan Sakarya, antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık risklerine yol açtığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. Sakarya, bu ilaçların yalnızca uzman hekim kontrolünde kullanılması gerektiğinin altını çizdi.<br />
Mikroorganizmaların güçlü bir adaptasyon yeteneğine sahip olduğunu vurgulayan Sakarya, yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımının zamanla bu canlıların direnç geliştirmesine neden olduğunu ifade etti. Bu durumun modern tıbbın karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri haline geldiğini belirtti.<br />
Sakarya açıklamasında, “Mikroorganizmalar tarih boyunca zorlu koşullara uyum sağlayarak varlığını sürdürdü. Aynı şekilde antibiyotiklere karşı da hızla direnç geliştirebiliyorlar. Bu da gelecekte basit enfeksiyonların bile tedavi edilememesi riskini doğuruyor,” dedi. <br />
Uzman isim, antibiyotik direncinin yayılmasının sadece bireysel değil toplumsal bir tehdit olduğuna dikkat çekerek, dirençli mikroorganizmaların gen aktarımı yoluyla bu özelliklerini diğer bakterilere de aktarabildiğini ifade etti.<br />
1920’li yıllardan bu yana geliştirilen birçok antibiyotiğin, oluşan direnç nedeniyle artık etkisini yitirdiğini belirten Sakarya, yeni antibiyotik geliştirme sürecinin de giderek zorlaştığını söyledi. Bu nedenle antibiyotiklerin gereksiz yere kullanılmaması gerektiğini vurguladı.<br />
“Gelecekte tedavi seçeneklerimizi kaybetmemek için antibiyotikleri sadece doktor önerisiyle kullanmalıyız,” diyen Sakarya, toplumun bu konuda daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.<br />
ETİKETLER<br />
antibiyotik kullanımı, antibiyotik direnci, enfeksiyon hastalıkları uzmanı, Sarhan Sakarya, antibiyotik zararları, bilinçsiz ilaç kullanımı, sağlık uyarısı, bakteri direnci, modern tıp tehditleri<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/05/antibiyotikler-artik-ise-yaramayabilir_69f8587a9c085.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/antibiyotikler-artik-ise-yaramayabilir/262912</link>
                <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:22:56 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>70 Bin Aileye Ulaşıldı, Sırada Milyonlar Var!</title>
                                    <description>İzmir’de gurur ve heyecan bir arada… Geleceğin veteriner hekimleri, beyaz önlüklerini giyerek meslek yolculuklarına resmen başladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Veteriner Fakültesi, “Dünya Veteriner Hekimleri Günü” kapsamında düzenlediği anlamlı törenle yeni öğrencilerini mesleğe uğurladı. 2025-2026 eğitim-öğretim yılına özel gerçekleştirilen önlük giyme töreni, fakültenin Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonu’nda yoğun katılımla yapıldı.<br />
Törene; Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Prof. Dr. Zafer Bulut, Selim Özkan ile birlikte akademisyenler, öğrenciler ve aileler katıldı.<br />
BEYAZ ÖNLÜKLERLE YENİ BİR BAŞLANGIÇ<br />
Fakülteye yeni adım atan öğrenciler, beyaz önlüklerini giyerek meslek hayatlarının ilk ve en anlamlı adımını attı. Salonda duygusal anlar yaşanırken, aileler de bu gurur dolu ana tanıklık etti.<br />
“TEK SAĞLIK” MESAJI<br />
Açılış konuşmasında söz alan Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz, veteriner hekimliğin yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığını belirterek insan ve çevre sağlığını da kapsayan “Tek Sağlık” anlayışına dikkat çekti. Yılmaz, bu alanda yetişen uzmanların toplum sağlığı için kritik rol oynadığını ifade etti.<br />
MESLEKİ SORUMLULUK VURGUSU<br />
Dekan Prof. Dr. Zafer Bulut ise beyaz önlüğün sadece bir simge değil; etik değerlerin, bilimsel disiplinin ve topluma hizmet bilincinin göstergesi olduğunu vurguladı. Öğrencilerin güçlü akademik altyapı ile mesleğe hazırlanacağını belirtti.<br />
SANAT VE BAŞARI AYNI SAHNEDE<br />
Programda Dokuz Eylül Üniversitesi Müzik Araştırmaları Topluluğu tarafından gerçekleştirilen müzik dinletisi büyük beğeni topladı.<br />
Ayrıca İzmir Veteriner Hekimleri Odası tarafından düzenlenen futbol turnuvasında şampiyon olan akademisyen futbol takımına kupa takdim edildi.<br />
Tören, hatıra fotoğraflarıyla sona ererken, Dokuz Eylül Üniversitesi geleceğin veteriner hekimlerini bilimsel ve etik değerlerle yetiştirmeye devam edeceğini bir kez daha gösterdi.<br />
🏷️ ETİKETLER<br />
#DEÜ #VeterinerFakültesi #BeyazÖnlük #İzmir #Eğitim #VeterinerHekim #TekSağlık #Üniversite #Akademi #ÖğrenciHayatı</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/70-bin-aileye-ulasildi-sirada-milyonlar-var_69f21c084bae4.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/70-bin-aileye-ulasildi-sirada-milyonlar-var/262725</link>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 17:52:34 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Lazer mi akıllı mercek mi?</title>
                                    <description>Uzmanlar uyarıyor: Görme kusurlarının tedavisinde tek tip yöntem yok. Lazer ve akıllı mercek uygulamaları, hastanın yaşı ve göz yapısına göre belirleniyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Göz sağlığında teknolojinin ilerlemesiyle birlikte tedavi yöntemleri de çeşitlenirken, uzmanlar her hastaya aynı yöntemin uygulanmasının doğru olmadığını vurguluyor. Özel Sağlık Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Mercan, görme kusurlarının tedavisinde yaş ve göz yapısının belirleyici rol oynadığını ifade etti.<br />
20 ile 45 yaş aralığındaki bireylerde lazer tedavilerinin ön plana çıktığını belirten Mercan, Lasik, Smile ve No Touch gibi yöntemlerle miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının başarılı şekilde düzeltilebildiğini söyledi. Bu tedavilerin kişiye özel planlanması gerektiğine dikkat çeken Mercan, hastanın yaşam tarzı ve beklentilerinin de değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı.<br />
Öte yandan her hastanın lazer için uygun olmayabileceğini belirten uzmanlar, özellikle ince korneaya sahip olan ya da keratokonus gibi rahatsızlıkları bulunan kişilerde farklı yöntemlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade ediyor.<br />
45 yaş ve üzerindeki hastalarda ise genellikle “akıllı mercek” tedavisi öne çıkıyor. Göz içine yerleştirilen bu merceklerin kalıcı çözüm sunduğunu belirten Mercan, bu yöntem sayesinde hastaların gözlük bağımlılığından kurtulabildiğini ve ileride katarakt riskinin de ortadan kalktığını dile getirdi.</p>

<p><img alt="Lazer mi akıllı mercek mi?" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="427" src="https://www.haberinioku.com.tr/images/uploads/2026/04/op-dr-mehmet-mercan-2-101853145-69ef379484015.jpg" width="641" /><br />
Kişiye özel olarak seçilen akıllı merceklerin iki ya da üç odaklı seçenekleri bulunuyor. Bu sayede hastalar hem yakın hem orta hem de uzak mesafelerde net bir görüş elde edebiliyor. Yaklaşık 10-15 dakika süren operasyon sonrası hastalar aynı gün taburcu edilirken, iki göz ameliyatı genellikle birkaç gün arayla gerçekleştiriliyor.<br />
Uzmanlar, göz sağlığına yönelik bu tür operasyonların mutlaka deneyimli hekimler tarafından yapılması gerektiğinin altını çiziyor.<br />
ETİKETLER<br />
göz sağlığı, lazer ameliyatı, akıllı mercek, miyop, hipermetrop, astigmat, katarakt, göz doktoru, sağlık haberleri, tedavi</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/lazer-mi-akilli-mercek-mi_69ef380c9a5fd.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/lazer-mi-akilli-mercek-mi/262642</link>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:15:54 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>71 Devlet Hastanesi Satışta</title>
                                    <description>Resmi Gazete’de yayımlanan kararla 71 devlet hastanesi ve sağlık arazisi özelleştirme kapsamına alındı. Karar, sağlık hizmetlerine erişim ve kamu yararı açısından geniş yankı uyandırdı</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Kamuya ait sağlık kuruluşlarına yönelik dikkat çeken bir karar daha yürürlüğe girdi. 24 Nisan 2026 tarihli ve 33233 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 11187 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla, aralarında devlet hastanelerinin de bulunduğu 71 sağlık tesisi ve arazisi özelleştirme kapsamına alındı.<br />
Söz konusu karara göre, Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan ve birçok il ile ilçe merkezinde bulunan taşınmazlar ile üzerlerindeki yapılar satış sürecine dahil edildi. Bu alanların büyük bölümünün şehir merkezlerinde yer alması ve yüksek değere sahip olması dikkat çekiyor.<br />
Sağlık alanında uzun süredir dile getirilen eleştiriler ise yeniden gündeme geldi. Özellikle yeni hastanelerin şehir dışına taşınmasıyla birlikte, vatandaşların kolay ulaşabildiği merkezi sağlık kuruluşlarının satışa çıkarılmasının doğru bir yaklaşım olmadığı ifade ediliyor. Uzmanlara göre, sağlık hizmetinin en etkin şekilde sunulabilmesi için hastanelerin vatandaşların yaşam alanlarına yakın olması büyük önem taşıyor.<br />
Satışa çıkarılan alanların farklı sağlık hizmetleri için değerlendirilmesi gerektiği de vurgulanıyor. Bu kapsamda, söz konusu arazilerin İl ve İlçe Sağlık Müdürlükleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonları gibi birimlere dönüştürülmesi öneriliyor.<br />
Kararın ilerleyen yıllarda şehir merkezlerinde sağlık alanı oluşturmayı zorlaştırabileceği ve yüksek maliyetler doğurabileceği de dile getirilen endişeler arasında yer alıyor. Özelleştirme sürecinin 31 Aralık 2028’e kadar tamamlanmasının planlandığı ve elde edilecek gelirin sağlık yatırımlarında kullanılacağı belirtilse de, bu durum tartışmaları sona erdirmiş değil.<br />
Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol ise yaptığı değerlendirmede, sağlık yatırımları için kaynak arayışında önceliğin farklı alanlarda tasarruf olması gerektiğini belirterek, özellikle şehir hastanelerine yönelik harcamalara dikkat çekti.<br />
ETİKETLER<br />
devlet hastaneleri, özelleştirme, sağlık politikası, Resmi Gazete, sağlık haberleri, kamu arazileri, şehir hastaneleri, Türkiye sağlık sistemi, hastane satışları, sağlık yatırımları<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/71-devlet-hastanesi-satista_69ec9da7124ab.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/71-devlet-hastanesi-satista/262567</link>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 13:48:35 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Diş hekimliğinde yeni dönem</title>
                                    <description>İzmir Dişhekimleri Odası’nın yeni yönetimi, göreve hızlı başladı. Başkan Ersin Atinel liderliğinde ilk toplantıda hem görev dağılımı yapıldı hem de mesleğin geleceğine dair kritik mesajlar verildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Dişhekimleri Odası’nda (İZDO) gerçekleştirilen 21. Olağan Genel Kurul ve seçimlerin ardından göreve gelen yeni yönetim kurulu, ilk toplantısını yaparak yeni dönemin yol haritasını belirledi.<br />
İZDO Mustafa Oral Bilimsel Etkinlik Salonu’nda düzenlenen toplantıda, yönetim içi görev dağılımı netleşirken, Başkan Ersin Atinel önceki dönem kurul üyelerine katkılarından dolayı teşekkür etti.<br />
Yeni döneme güçlü bir başlangıç yaptıklarını belirten Atinel, diş hekimliği mesleğinin hem bugününü hem de geleceğini güçlendirmek için kararlı olduklarını vurguladı.<br />
“Mesleğimiz için yeni bir yol şart”<br />
Atinel, meslektaşların yaşadığı sorunların çözümünde ortak hareket etmenin önemine dikkat çekerek şu mesajları verdi:<br />
Sorunlar bilimsel ve veriye dayalı politikalarla çözülmeli<br />
Plansız fakülte artışı mesleğin geleceğini tehdit ediyor<br />
Genç diş hekimleri için güvenli ve sürdürülebilir bir meslek ortamı sağlanmalı<br />
“Biz ayrıcalık değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz” diyen Atinel, mesleğin saygınlığını korumak adına mücadeleye devam edeceklerini ifade etti.<br />
Yönetimde görev dağılımı<br />
Toplantıda yapılan oylama sonucunda yeni yönetim şu şekilde oluştu:<br />
Başkan: Ersin Atinel<br />
Başkan Vekili: Uzm. Dt. Melis Daraoğlu<br />
Genel Sekreter: Dt. Cenker Aktaş<br />
Sayman: Dt. Gizem Bayraktaroğlu<br />
Yönetim kurulu üyeleri de yeni dönemde aktif rol alarak çalışmalarına başladı.<br />
ETİKETLER<br />
İZDO, İzmir Dişhekimleri Odası, Ersin Atinel, diş hekimleri haber, sağlık haberleri İzmir, diş hekimliği sorunları, İzmir gündem, meslek odası, sağlık politikaları, diş hekimliği eğitimi</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/dis-hekimliginde-yeni-donem_69ea29b89ffe0.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/dis-hekimliginde-yeni-donem/262509</link>
                <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 17:11:25 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>BİRLİK SAĞLIK SEN İzmir’de Gücüne Güç Kattı!</title>
                                    <description>“Güçlüden değil, haklıdan yana!” sloganıyla büyüyen BİRLİK SAĞLIK SEN, İzmir’de üçüncü şubesini açarak Türkiye genelindeki örgütlenmesini genişletti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Bağımsız sendikacılık anlayışıyla faaliyetlerini sürdüren BİRLİK SAĞLIK SEN, Türkiye genelindeki büyümesini kararlılıkla sürdürüyor. “Siyaset değil; hak, hukuk, adalet ve liyakat” ilkesiyle yola çıkan sendika, İzmir’de üçüncü şubesinin kuruluşunu tamamladı.<br />
İzmir’de Yeni Şube Açıldı<br />
Farklı illerden geniş katılımın sağlandığı süreçte, İzmir’deki yeni şubenin başkanlığına deneyimli sendikacı Şevket Özfiliz getirildi. Yönetim kurulunda ise Alev Şahin, Banu Parlar, Fatih Dede, Halil Karakulak, Tunç Sayın ve Yaşar Köse yer aldı.<br />
Türkiye Genelinde Yaygınlaşma<br />
Genel Başkan Ahmet Doğruyol, sendikanın 38 ilde il başkanlığı, 46 ilde ise üyelik düzeyinde örgütlenmeye ulaştığını belirterek, büyümenin hız kesmeden devam ettiğini vurguladı.<br />
“Haklıdan Yana Olmaya Devam Edeceğiz”<br />
Doğruyol, bazı sendikaların siyasi etkiler altında kaldığını ifade ederek, BİRLİK SAĞLIK SEN’in duruşunu şu sözlerle özetledi:<br />
“Biz hiçbir zaman güçlüden yana olmadık. Her koşulda doğrunun, haklının ve adaletin yanında olmaya devam edeceğiz.”<br />
Atatürk’ün Sözü Yol Haritası<br />
Sendikanın bağlı bulunduğu BASK Konfederasyonu’nun temel anlayışına da değinen Doğruyol, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bağımsızlık benim karakterimdir” sözünü ilke edindiklerini belirtti.<br />
“Her Haksızlığın Karşısında Olacağız”<br />
Toplumsal birlik ve beraberlik vurgusu yapan Doğruyol, hiçbir ayrım gözetmeden tüm vatandaşların eşit olduğunu ifade ederek, “Nerede haksızlık varsa, orada biz olacağız” dedi.<br />
ETİKETLER<br />
Birlik Sağlık Sen, Ahmet Doğruyol, İzmir Haberleri, Sendika, Sağlık Çalışanları, BASK, Şevket Özfiliz, İşçi Hakları, Sendikal Mücadele, Türkiye<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/birlik-saglik-sen-izmirde-gucune-guc-katti_69e9f464a2c4f.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/birlik-saglik-sen-izmirde-gucune-guc-katti/262502</link>
                <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 13:19:53 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>“İzmir Sağlıkta Yeni Bir Dönemin Eşiğinde!”</title>
                                    <description>İzmir Türk TV’de yayınlanan “Her Şeyi Konuşalım” programında konuşan Metropol Sağlık Grubu Başkanı Dr. Ali Algül; sağlık turizmi, yapay zekâ, özel hastaneler, doktor göçü ve dev yatırım projeleri hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İzmir’in sağlıkta küresel oyuncu olabileceğini vurgulayan Algül, dikkat çeken mesajlar verdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Yunus Karakaya’nın sunduğu programın konuğu olan Ali Algül, sağlık sektörüne dair pek çok kritik başlığı tüm yönleriyle ele aldı.<br />
“21 YILLIK BİR HİKÂYE: KÜÇÜK BİR TIP MERKEZİNDEN DEV SAĞLIK GRUBUNA”<br />
Algül, Metropol Sağlık Grubu’nun yaklaşık 21 yıl önce idealist bir hekim kadrosu tarafından kurulan mütevazı bir tıp merkezi olarak yola çıktığını belirtti. Zaman içinde İzmir’in farklı bölgelerinde açılan şubelerle büyüyen yapı, bugün hastane ve tıp merkezlerinden oluşan geniş bir sağlık ağına dönüştü.<br />
Özellikle Çiğli Anadolu Caddesi’nde hizmete giren son hastanenin, modern mimari anlayışı ve hasta konforunu merkeze alan planlamasıyla dikkat çektiğini ifade eden Algül, sağlık hizmetinde sadece tedavi değil, “deneyim” kavramının da önem kazandığını vurguladı.<br />
“Hastaların en çok vakit geçirdiği alanlar; odalar, koridorlar ve bekleme salonlarıdır. Bu alanların ferah ve konforlu olması tedavi sürecine doğrudan etki eder.”<br />
“BALÇOVA’DA SAĞLIK, TERMAL VE TURİZM BİR ARADA”<br />
Algül’ün en dikkat çekici açıklamalarından biri ise Balçova’da planlanan dev proje oldu. Rehabilitasyon merkezi, termal otel ve hastane konseptini bir araya getiren entegre tesisin ruhsat aşamasında olduğunu belirten Algül, projenin tamamlanmasıyla birlikte İzmir’in sağlık turizminde önemli bir sıçrama yapacağını söyledi.<br />
Dünyada yaşlanan nüfus gerçeğine dikkat çeken Algül, özellikle Avrupa’da rehabilitasyon ve uzun süreli bakım hizmetlerine olan talebin hızla arttığını belirtti:<br />
“Sağlık ve konaklamayı birleştiren bu model, geleceğin sağlık yatırımıdır. Türkiye bu alanda çok güçlü bir oyuncu olabilir.”<br />
“SAĞLIK TURİZMİ: TRİLYON DOLARLIK PASTA, AMA TÜRKİYE GERİDE”<br />
Algül’e göre sağlık turizmi, Türkiye için büyük bir ekonomik fırsat. Ancak mevcut potansiyele rağmen Türkiye’nin bu alanda hak ettiği payı alamadığını vurguladı.<br />
Özellikle İzmir’in doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve yetişmiş insan kaynağına rağmen ulaşım eksiklikleri nedeniyle geri planda kaldığını belirten Algül, şu ifadeleri kullandı:<br />
“İzmir’in en büyük dezavantajı direkt uçuşların yetersizliği. Antalya ve İstanbul bu nedenle daha avantajlı. Ancak bu eksiklik giderildiğinde İzmir çok hızlı yükselir.”<br />
Sağlık turizminin, klasik turizme göre 15-20 kat daha fazla döviz kazandırdığına dikkat çeken Algül, kamu ve özel sektörün ortak strateji geliştirmesi gerektiğini söyledi.<br />
“YAPAY ZEKÂ: TEHDİT DEĞİL, GÜÇLÜ BİR YARDIMCI”<br />
Sağlıkta yapay zekâ kullanımına da değinen Algül, bu teknolojinin hekimlerin yerini almayacağını, aksine teşhis ve tedavi süreçlerini hızlandıran bir destek unsuru olduğunu belirtti.<br />
Yanlış bilgi riskine de dikkat çeken Algül, özellikle hastaların internetten edindiği bilgileri doğrudan uygulamaması gerektiğini vurguladı:<br />
“Yapay zekâdan bilgi alınabilir ama son karar mutlaka hekimindir. Sağlık, yorum hatasını kaldırmaz.”<br />
“ÖZEL HASTANELER PARA BASIYOR MU? NET CEVAP”<br />
Kamuoyunda sıkça tartışılan “özel hastaneler yüksek kazanç sağlıyor” eleştirilerine de yanıt veren Algül, bu yatırımların ciddi maliyet ve risk içerdiğini söyledi.<br />
Özel hastanelerin büyük kredilerle ve uzun vadeli planlamalarla ayakta durduğunu belirten Algül, etik dışı uygulamalara karşı net bir duruş sergilediklerini ifade etti:<br />
“Kendi ailemize yapılmasını istemediğimiz hiçbir işlemi hastamıza da yapmayız.”<br />
“DOKTOR GÖÇÜ: SADECE PARA DEĞİL, YAŞAM KALİTESİ”<br />
Yurt dışına giden hekimler konusuna da değinen Algül, bu durumun yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını belirtti.<br />
Hekimlerin daha huzurlu bir yaşam ve çocukları için daha iyi bir gelecek arayışıyla farklı ülkelere yöneldiğini söyleyen Algül, son dönemde bu hareketliliğin dengelenmeye başladığını ifade etti.<br />
ETİKETLER<br />
İzmir sağlık, Metropol Sağlık, Ali Algül, Yunus Karakaya, sağlık turizmi, özel hastane, yapay zekâ sağlık, doktor göçü, Balçova projesi, İzmir yatırım</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/izmir-saglikta-yeni-bir-donemin-esiginde_69e8a6eae0555_h.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/izmir-saglikta-yeni-bir-donemin-esiginde/262457</link>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 13:37:04 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Gönüllülerle Sağlıklı Gelecek İnşa Ediliyor</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı projede 98 genç gönüllü ve 20 mentor görev alacak.
Amaç: Hastalık gelmeden önlemek, sağlıklı yaşamı toplumun her kesimine yaymak.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><br />
İzmir, sağlık alanında dikkat çeken yeni bir projeye ev sahipliği yapıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen “Sağlık Gönüllülüğü Projesi”, toplum sağlığını korumaya yönelik kapsamlı bir model olarak öne çıkıyor.<br />
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde tanıtımı yapılan projede, sağlık ve ilgili alanlarda eğitim alan ya da çalışan 98 genç gönüllü ile 20 deneyimli mentor aktif rol üstlenecek. Altı aylık hazırlık sürecinin ardından başlatılan çalışma, “Tek Sağlık” yaklaşımıyla insan, çevre ve hayvan sağlığını bir bütün olarak ele alıyor.<br />
HEDEF: HASTALIK GELMEDEN ÖNLEMEK<br />
İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Ahmet Soner Emre, projenin temel amacının sağlık okuryazarlığını artırmak olduğunu belirtti.<br />
Emre, toplum sağlığını yalnızca tedavi odaklı değil; fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik hali çerçevesinde ele aldıklarını vurgulayarak, gönüllülerin edindikleri bilgileri toplumun her kesimine ulaştıracağını ifade etti.<br />
KUŞAKLAR ARASI BİLGİ KÖPRÜSÜ<br />
Projede genç gönüllüler ile 60 yaş üzeri deneyimli mentorlar bir araya getirilerek güçlü bir bilgi aktarımı hedefleniyor. Bu sayede hem teorik bilgi hem de saha deneyimi birleşerek sürdürülebilir bir model oluşturuluyor.<br />
Gönüllüler adına konuşan Saliha Hocaoğlu ise gönüllülüğün sadece yardım etmek değil, toplumsal sorumluluk almak anlamına geldiğini belirtti.<br />
6 KRİTİK ÇALIŞMA ALANI<br />
Proje kapsamında oluşturulan 6 çalışma grubu, toplum sağlığının farklı alanlarına odaklanacak:<br />
Kadın ve çocuk sağlığı<br />
Sağlıklı yaşlanma<br />
Enfeksiyon hastalıkları ve hijyen<br />
Sağlıklı yaşam alışkanlıkları<br />
Sağlık okuryazarlığı ve dijital medya<br />
Çevre, iklim ve “Tek Sağlık” yaklaşımı<br />
Bu başlıklar doğrultusunda sahada aktif çalışmalar yürütülerek geniş kitlelere ulaşılması hedefleniyor.<br />
SAĞLIKTA YENİ MODEL: TOPLUM TEMELLİ YAKLAŞIM<br />
Proje, sağlığı yalnızca hastalıkların tedavisiyle sınırlı görmeyen, önleyici ve bilinçlendirici bir yaklaşımı esas alıyor. Gençlerin enerjisi ile deneyimli isimlerin bilgi birikimini buluşturan model, İzmir’de sağlık alanında yeni bir dönem başlatmayı hedefliyor.<br />
ETİKETLER<br />
#İzmir #Sağlık #Gönüllülük #TekSağlık #ToplumSağlığı #AhmetSonerEmre #SağlıkGönüllüleri #Eğitim #SosyalSorumluluk #SonDakika</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/gonullulerle-saglikli-gelecek-insa-ediliyor_69e4e540ea6ff.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK,BELEDİYELER</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/gonullulerle-saglikli-gelecek-insa-ediliyor/262372</link>
                <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlardan Kritik Çağrı</title>
                                    <description>17 Nisan Dünya Hemofili Günü’nde konuşan uzmanlar uyardı: Çocuklarda görülen basit morluklar ciddi bir hastalığın habercisi olabilir. Yeni nesil tedavilerle hemofili artık kontrol altına alınabiliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Behçet Uz Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Çocuk Hematoloji Uzmanı Şebnem Önen Göktepe, 17 Nisan Dünya Hemofili Günü kapsamında yaptığı açıklamalarda önemli uyarılarda bulundu.<br />
Her yıl 17 Nisan’ın dünya genelinde hemofiliye dikkat çekmek amacıyla anıldığını hatırlatan Göktepe, farkındalığın artırılmasının erken tanı ve tedavi açısından hayati rol oynadığını vurguladı. Bu özel günün aynı zamanda Dünya Hemofili Federasyonu’nun kuruluş yıl dönümüne denk geldiğini belirten Göktepe, düzenlenen etkinliklerin hasta ve ailelere büyük katkı sağladığını ifade etti.<br />
“BASİT MORLUKLARI HAFİFE ALMAYIN”<br />
Çocukluk çağında ortaya çıkan bazı belirtilerin kritik olduğuna dikkat çeken Göktepe, şu uyarıyı yaptı:<br />
Kolay morarma, eklem ve kas içi kanamalar ile küçük müdahaleler sonrası uzun süren kanamalar mutlaka dikkate alınmalı. Yenidoğan döneminde göbek bağı ya da sünnet sonrası kanamalar da önemli birer işaret olabilir.<br />
Tedavi edilmeyen tekrarlayan eklem kanamalarının kalıcı hasara yol açabileceğini belirten Göktepe, erken müdahalenin sakatlık riskini ciddi oranda azalttığını söyledi.<br />
TEDAVİDE YENİ DÖNEM<br />
Son yıllarda hemofili tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Göktepe, klasik yöntemlerin ötesine geçildiğini ifade etti.<br />
Artık yalnızca damar yoluyla verilen tedaviler değil, daha uzun etkili ilaçlar ve cilt altından uygulanabilen yeni yöntemler sayesinde hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde arttı.<br />
Özellikle Emicizumab gibi yeni nesil tedavilerin çığır açtığını vurgulayan Göktepe, haftalık veya aylık uygulamalarla kanama riskinin ciddi şekilde azaltılabildiğini belirtti.<br />
“KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ DÖNEMİ”<br />
Günümüzde hemofili tedavisinin bireyselleştirildiğini ifade eden Göktepe, her hastaya özel planlamaların yapıldığını söyledi.<br />
Hastanın yaşam tarzı, kanama sıklığı ve tedaviye verdiği yanıt doğrultusunda oluşturulan programlarla bireylerin günlük yaşamlarının kısıtlanmadan sürdürülebildiğini belirtti.<br />
Gen tedavisinin de umut verici gelişmeler sunduğunu dile getiren Göktepe, tek seferlik uygulamalarla uzun süreli hatta kalıcı çözümlerin hedeflendiğini ifade etti.<br />
“DOĞRU BİLGİ HAYAT KURTARIR”<br />
Hemofili hastalarının bilinçli olmasının tedavinin en önemli parçası olduğunu vurgulayan Göktepe; uygun spor seçimi, riskli ilaçlardan kaçınma ve düzenli doktor takibinin önemine dikkat çekti.<br />
Ayrıca genetik danışmanlık ile hastalığın gelecek nesillere aktarımının önlenebileceğini belirtti.<br />
FARKINDALIK HAYAT KURTARIYOR<br />
Göktepe, Dünya Hemofili Günü’nün önemine dikkat çekerek şu mesajı verdi:<br />
“Bugün hemofili doğru tedavi ile kontrol altına alınabiliyor. Ancak hâlâ tanı almamış birçok hasta var. Farkındalık arttıkça hayatlar kurtuluyor.”</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/uzmanlardan-kritik-cagri_69e1fdd9baac1.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/uzmanlardan-kritik-cagri/262283</link>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 12:25:05 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Turizminin Yeni Merkezi: İnciraltı Hazır mı?</title>
                                    <description>İnciraltı Gelişim Derneği, yıllardır tartışılan planlama sürecinde sona gelindiğini duyurarak İzmir’e çağrı yaptı: “Dava değil, diyalog zamanı.” Yeni planlarla bölgenin sağlık turizmi ve yaşam merkezi haline gelmesi hedefleniyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İnciraltı Gelişim Derneği, İzmir’in uzun yıllardır gündeminde olan İnciraltı ve Bahçelerarası bölgesinin planlanmasına ilişkin önemli bir açıklama yaptı. Dernek, söz konusu alanın İzmir için büyük bir fırsat sunduğunu vurgulayarak yeni döneme güçlü şekilde hazırlanılması gerektiğini belirtti.<br />
Bugün İnciraltı Kent Ormanı olarak kullanılan kıyı şeridinin geçmişte deniz dolgusu ile kente kazandırılmış önemli bir kamusal alan olduğu hatırlatıldı. Ancak bu alanın hemen karşısında bulunan yaklaşık 5 milyon metrekarelik bölgenin büyük kısmının özel mülkiyette olduğu ve mevcut durumda düzensiz kullanım, günübirlik işletmeler ve atıl alanlarla gerçek potansiyelini yansıtamadığı ifade edildi.<br />
PLANLAMA SÜRECİNDE SON AŞAMA<br />
Açıklamada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Balçova Belediyesi iş birliğinde yürütülen revize planlama sürecinin tamamlanma aşamasına geldiği belirtildi. Ayrıca alınan Cumhurbaşkanlığı kararıyla devletin bu bölgenin planlanmasına yönelik iradesinin net şekilde ortaya konduğu ifade edildi.<br />
Yakın zamanda 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların askıya çıkmasının beklendiği belirtilirken, kamuoyuna önemli bir çağrı yapıldı.<br />
“DAVA DEĞİL, ORTAK AKIL” VURGUSU<br />
Dernek, planların askıya çıkmasının ardından sürecin doğrudan dava konusu yapılması yerine, diyalog ve ortak akıl çerçevesinde ilerletilmesi gerektiğini vurguladı. Planlama sürecinin yalnızca askı aşamasıyla sınırlı olmadığı, ilerleyen uygulama ve detay planlama süreçlerinde tüm görüşlerin değerlendirilebileceği ifade edildi.<br />
Açıklamada şu yaklaşım öne çıkarıldı:<br />
Aceleci itirazlar yerine katkı sunan<br />
Sorun değil çözüm üreten<br />
Çatışma değil uzlaşı odaklı bir süreç<br />
İZMİR’İN GELECEK VİZYONU<br />
İzmir Ticaret Odası tarafından açıklanan “Sağlık Turizmi Manifestosu”na da destek verilen açıklamada, İnciraltı’nın “Herkes için Sağlık” vizyonunu hayata geçirebilecek en güçlü alanlardan biri olduğu belirtildi.<br />
Planlama sürecinin tamamlanmasıyla birlikte İnciraltı’nın;<br />
sağlık turizmi,<br />
ticaret,<br />
nitelikli yaşam alanları<br />
ile İzmir’i uluslararası ölçekte öne çıkaracak bir merkez haline geleceği ifade edildi.<br />
“BU FIRSAT KAÇIRILMAMALI”<br />
İnciraltı ve Bahçelerarası’nın yalnızca mülk sahipleri için değil, tüm İzmir için stratejik bir değer taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, bu sürecin kavga yerine uzlaşıyla yönetilmesi gerektiği vurgulandı.<br />
Son olarak şu çağrı yapıldı:<br />
“İnciraltı İzmir’in geleceğidir. Artık ayrışma değil, el birliğiyle bu değeri kente kazandırma zamanıdır. Gecikmiş ama çok kıymetli bu fırsat kararlılıkla sahiplenilmelidir.”</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/saglik-turizminin-yeni-merkezi-inciralti-hazir-mi_69e1fb9a04f91.png</image>
                                <category>SAĞLIK,TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/saglik-turizminin-yeni-merkezi-inciralti-hazir-mi/262282</link>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 12:19:29 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuk Sağlığında Kritik Zirve</title>
                                    <description>İstanbul’da düzenlenen sempozyumda çocuk sağlığına dair en güncel yaklaşımlar masaya yatırıldı. 25 ilden uzman isimler bilimsel bilgi ve saha deneyimlerini paylaştı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi ile Neonatoloji Hemşireliği Derneği iş birliğinde düzenlenen “Bilginin Işığında İyileşen Çocuk Sempozyumu”nun ikincisi, geniş katılımla gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen sağlık profesyonelleri ve akademisyenler, çocuk sağlığı alanındaki güncel gelişmeleri değerlendirdi.<br />
Santralistanbul Kampüsü’nde düzenlenen sempozyum, bu yıl “Çocuğa Dokunan Bilgi, Geleceğe Dokunan Bakım” temasıyla dikkat çekti. Etkinlikte kanıta dayalı uygulamalar, bakım modelleri ve çocuk sağlığına yönelik yeni yaklaşımlar ele alındı.<br />
BİLİMSEL BİLGİ SAHAYA YANSIYACAK<br />
Sempozyumun açılışında konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, bilimsel bilginin paylaşımının sağlık hizmetlerinin niteliğini artıracağını vurguladı.<br />
Bilimsel üretimin toplumsal faydaya dönüşmesinin önemine dikkat çeken Yazgan, etkinliğin mesleki dayanışmayı da güçlendirdiğini ifade etti.<br />
“BİLGİ UYGULAMAYA DÖNÜŞMELİ”<br />
BİLGİ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şimşek ise çocuk sağlığında bilginin uygulamaya aktarılmasının kritik rol oynadığını belirtti.<br />
Şimşek, çocuklarla çalışmanın yüksek hassasiyet gerektirdiğini vurgulayarak, bilimsel temele dayanmayan uygulamaların sürdürülebilir olmadığını dile getirdi.<br />
HEMŞİRELİĞİN GÜCÜ VURGULANDI<br />
Sempozyum Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Temizsoy da çocuk bakımında nitelikli uygulamaların hayati önem taşıdığını ifade etti.<br />
Temizsoy, hemşireliğin güçlendirilmesinin bilimsel etkinliklerin artması ve bilgi paylaşımının yaygınlaşmasıyla mümkün olacağını belirtti.<br />
UZMANLAR SAHNEDEYDİ<br />
Sempozyum kapsamında dört oturum ve bir konferans düzenlendi. Programda çocuk hemşireliği, pediatrik beslenme, çocuk hakları, klinik bakım süreçleri ve sağlık çalışanlarının hukuki sorumlulukları gibi başlıklar ele alındı.<br />
Alanında uzman 20’den fazla isim, bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.<br />
HEDEF: DAHA GÜÇLÜ ÇOCUK SAĞLIĞI SİSTEMİ<br />
Etkinlikte paylaşılan bilimsel verilerin ve saha deneyimlerinin, Türkiye’de çocuk sağlığı hizmetlerinin kalitesini artırmasına katkı sağlaması hedefleniyor.<br />
ETİKETLER<br />
#ÇocukSağlığı #Sempozyum #İstanbul #Sağlık #Hemşirelik #Bilim #Eğitim #Pediatri #Akademi #SağlıkHaber</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/cocuk-sagliginda-kritik-zirve_69dff7cb77534.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/cocuk-sagliginda-kritik-zirve/262246</link>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 23:37:43 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Egepol 17 Yılda Dev Sağlık Gücüne Dönüştü!</title>
                                    <description>İzmir’den doğan Egepol Hastaneleri, 17 yılda Ege Bölgesi’nin en güçlü sağlık markalarından biri haline geldi. Yıllık yüz binlerce hastaya hizmet veren yapı dikkat çekiyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>2009 yılında sağlık alanında güçlü bir vizyonla yola çıkan Egepol Hastaneleri, geçen 17 yılda büyük bir büyüme kaydederek Ege Bölgesi’nin önde gelen sağlık kuruluşlarından biri haline geldi.<br />
İzmir merkezli olarak faaliyetlerini sürdüren grup; Egepol Hastanesi, Egepol Cerrahi Hastanesi ve Egepol International Hastanesi olmak üzere üç ayrı hastanede hizmet veriyor. Yaklaşık bin kişilik uzman kadrosuyla faaliyet gösteren Egepol, bölge sağlık sisteminde önemli bir yük üstleniyor.<br />
Egepol Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Özgen Aytaç, 17 yıllık sürecin sadece bir zaman dilimi değil, aynı zamanda güvene dayalı bir başarı hikâyesi olduğunu ifade etti. Kuruluşun temel hedefinin hasta odaklı ve sürdürülebilir sağlık hizmeti sunmak olduğunu belirten Aytaç, bugün gelinen noktada yalnızca İzmir’e değil tüm Ege’ye hitap eden güçlü bir yapı oluşturduklarını dile getirdi.<br />
Uluslararası standartlara uygun hizmet anlayışıyla öne çıkan Egepol International Hastanesi’nin, dünya çapında kabul gören JCI akreditasyonuna sahip olması, kalite odaklı yaklaşımın en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.<br />
Toplam 325 yatak kapasitesine ulaşan hastaneler grubunda; kalp ve damar cerrahisinden onkolojiye, ortopediden beyin cerrahisine kadar birçok branşta kapsamlı sağlık hizmeti sunuluyor. Ayrıca “bebek dostu hastane” sertifikasıyla anne ve bebek sağlığında da önemli bir referans merkezi konumunda bulunuyor.<br />
Yıllık yaklaşık 400 bin poliklinik hizmeti sunan Egepol, bölgenin sağlık ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılıyor. Kurum, sadece teknolojik yatırımlarıyla değil, aynı zamanda insan odaklı yaklaşımıyla da dikkat çekiyor.<br />
Dr. Aytaç, sağlık hizmetinin yalnızca teknik donanımla değil, ekip ruhu ve insani dokunuşla anlam kazandığını vurgulayarak, Egepol ailesinin binlerce hastanın hayatına dokunduğunu ve bu anlayışla yoluna devam edeceğini ifade etti.<br />
ETİKETLER<br />
Egepol, İzmir hastane, sağlık haberleri, özel hastane, Ege Bölgesi sağlık, JCI akreditasyon, sağlık yatırımı, poliklinik, doktor, hastane</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/egepol-17-yilda-dev-saglik-gucune-donustu_69dfde91c12de.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/egepol-17-yilda-dev-saglik-gucune-donustu/262230</link>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 21:50:09 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>112 Çalışanları İsyanda!</title>
                                    <description>Sağlık Bakanlığı’nın gece mesaisi farkı uygulaması hastanelerde hayata geçirilirken, 112 Acil Sağlık çalışanlarının üç aydır bu ödemeden yararlanamaması tepki çekti. Birlik Sağlık Sen İzmir İl Başkanı Mahmut Oğuz’dan sert açıklama geldi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>112 Acil Sağlık Hizmetleri çalışanlarının gece mesaisi farkı ödemelerini üç aydır alamaması, sağlık camiasında ciddi bir huzursuzluğa neden oldu. Konuyla ilgili açıklama yapan Birlik Sağlık Sen İzmir İl Başkanı Mahmut Oğuz, yaşanan durumu “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.<br />
1 Ocak 2026 itibarıyla Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan sağlık personeline, akşam saat 20.00 ile sabah 08.00 arasında yaptıkları çalışmalar için yüzde 10 artırımlı ücret ödenmesine yönelik düzenleme yürürlüğe girdi. Bakanlık tarafından kamu hastanelerine gönderilen talimatla uygulama birçok sağlık kuruluşunda hayata geçirildi.<br />
Ancak aynı düzenlemenin 112 Acil Sağlık Hizmetleri için uygulanmaması dikkat çekti. İl sağlık müdürlüklerine gerekli ödeme talimatlarının iletilmemesi nedeniyle 112 personelinin üç aydır gece mesaisi farkı alamadığı belirtildi.<br />
Bu durumun kurum içinde eşitsizlik yarattığını ifade eden Oğuz, çalışanlar arasındaki adalet duygusunun zedelendiğini ve çalışma barışının bozulduğunu vurguladı. Özellikle ekonomik koşulların ağırlaştığı bir dönemde, sağlık çalışanlarının hak ettikleri ödemelere ulaşamamasının mağduriyeti daha da artırdığı dile getirildi.<br />
Birlik Sağlık Sen, Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunarak eksik kalan talimatların ivedilikle il sağlık müdürlüklerine gönderilmesini ve yaşanan mağduriyetin bir an önce giderilmesini talep etti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/112-calisanlari-isyanda_69de4362dd27e.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/112-calisanlari-isyanda/262170</link>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 16:29:46 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Diş Hekimlerinden Sert Mesaj</title>
                                    <description>İzmir Dişhekimleri Odası seçimlerinde yeniden başkan seçilen Ersin Atinel, mesleğin geleceğine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><br />
İzmir Dişhekimleri Odası’nın 21. Olağan Genel Kurulu’nda mevcut başkan Ersin Atinel, üyelerin oylarıyla yeniden göreve getirildi. Tepekule Kongre Merkezi’nde gerçekleşen seçimlerin ardından konuşan Atinel, kendilerine duyulan güven için meslektaşlarına teşekkür etti.<br />
Yeni dönemde de mesleğin saygınlığını korumak ve geliştirmek için çalışacaklarını belirten Atinel, özellikle diş hekimlerinin karşı karşıya olduğu ekonomik ve mesleki sorunlara dikkat çekti. Artan maliyetler, ağırlaşan çalışma koşulları ve mesleki emeğin giderek değersizleşmesinin sektörün en büyük sorunları arasında yer aldığını vurguladı.<br />
Plansız şekilde artan diş hekimliği fakültelerinin de mesleğin geleceğini tehdit ettiğini ifade eden Atinel, eğitimde niteliğin önceliklendirilmesi gerektiğini belirtti. Genç diş hekimlerinin daha güvenli ve sürdürülebilir bir meslek hayatına sahip olması için gerekli düzenlemelerin yapılması çağrısında bulundu.<br />
Mesleki sorunların çözümünde birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yapan Atinel, farklı görüşlere rağmen ortak paydanın meslek olduğunu belirterek, çözümün bilimsel, etik ve kararlı bir duruşla mümkün olacağını dile getirdi.<br />
Ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizen Atinel, diş hekimliğinin yalnızca tedavi değil, aynı zamanda koruyucu sağlık hizmetlerinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Toplumun bu hizmetlere zamanında erişememesinin ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturduğunu sözlerine ekledi.<br />
ETİKETLER<br />
#İZDO #DişHekimleri #ErsinAtinel #Sağlık #İzmir #AğızDişSağlığı #SağlıkPolitikaları #MeslekSorunları #HekimHakları</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/dis-hekimlerinden-sert-mesaj_69dd0a5fe6791.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/dis-hekimlerinden-sert-mesaj/262139</link>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 18:19:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Hekimler İsyanda</title>
                                    <description>Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, Aile Hekimliği Yönetmeliği değişikliklerine sert tepki gösterdi. Doğruyol, düzenlemenin hekimleri hem hukuki riskle karşı karşıya bıraktığını hem de mesleki bağımsızlığı zedelediğini savundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Doğruyol, yapılan düzenlemelerin yalnızca teknik bir değişiklik olmadığını, aynı zamanda hekimleri ciddi hukuki risklerle karşı karşıya bırakan bir yapı taşıdığını belirtti.<br />
 “Hekimler hukuki uçuruma sürükleniyor”<br />
Yeni yönetmeliğin mevcut yasalarla çeliştiğini savunan Doğruyol, düzenlemelerin hukuk devleti ilkelerini zedelediğini ifade etti. Açıklamada, hekimlerin görevlerini yerine getirirken suç isnadıyla karşı karşıya kalabileceği vurgulandı.<br />
“Uzaktan sağlık hizmeti” tartışması<br />
Sağlık Bakanlığı’nın uzaktan sağlık uygulamalarını yaygınlaştırma adımına da tepki gösteren Doğruyol, hastayı görmeden yapılan işlemlerin ciddi sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.<br />
Bu tür uygulamaların, hekimin mesleki sorumluluğunu artırırken aynı zamanda cezai riskler doğurabileceği ifade edildi.<br />
“Sorumluluk hekime, destek yok”<br />
Açıklamada, vekalet ve görevlendirme süreçlerinde tüm yükün hekimin omuzlarına bırakıldığı belirtilerek,<br />
yangın güvenliği gibi idari ve teknik sorumlulukların da hekimlere yüklenmesinin kabul edilemez olduğu kaydedildi.<br />
“Demirbaş tartışması: Mülkiyet hakkı ihlali”<br />
Hekimlerin kendi imkanlarıyla temin ettiği tıbbi ekipmanların kamuya ait sayılmasına yönelik düzenleme de eleştirildi.<br />
Bu durumun mülkiyet hakkına aykırı olduğu ve ciddi bir mağduriyet yaratacağı ifade edildi.<br />
“Kamera uygulaması mahremiyeti zedeliyor”<br />
Aile Sağlığı Merkezleri’ne getirilen kamera zorunluluğunun da eleştirildiği açıklamada, bu uygulamanın hasta mahremiyetini riske atacağı ve sağlık hizmetine duyulan güveni azaltacağı belirtildi.<br />
“Mücadele sürecek”<br />
Doğruyol, söz konusu yönetmeliğe karşı hukuki süreç başlatacaklarını belirterek,<br />
“Mesleğimizin onurunu ve hukuk çerçevesini korumak için her platformda mücadele edeceğiz” dedi.<br />
ETİKETLER<br />
aile hekimliği, sağlık yönetmeliği, Ahmet Doğruyol, Birlik Sağlık Sen, sağlıkta yeni düzenleme, hekim hakları, sağlık sistemi, uzaktan sağlık hizmeti, hasta mahremiyeti, sağlık gündemi<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/hekimler-isyanda_69d94db87e946.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/hekimler-isyanda/262004</link>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 22:16:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğal Hareket, Yapay Eklemle Mümkün</title>
                                    <description>Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün (WHO) kuruluş yıl dönümü olan 7-13 Nisan tarihleri arasında kutlanan &quot;Dünya Sağlık Haftası” kapsamında bir söyleşi gerçekleştirdiğimiz Ortopedi ve protez cerrahisinin önde gelen isimlerinden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Baran Şen, protez cerrahisindeki teknolojik gelişmeleri, vücudun kendi kendini onarmasına imkan tanıyan biyolojik çözümleri ve iskelet sağlığımızı korumanın altın kurallarını okurlarımız için değerlendirdi..</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) kuruluş yıl dönümü olan 7-13 Nisan tarihleri arasında kutlanan "Dünya Sağlık Haftası” kapsamında bir söyleşi gerçekleştirdiğimiz Ortopedi ve protez cerrahisinin önde gelen isimlerinden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Baran Şen, protez cerrahisindeki teknolojik gelişmeleri, vücudun kendi kendini onarmasına imkan tanıyan biyolojik çözümleri ve iskelet sağlığımızı korumanın altın kurallarını okurlarımız için değerlendirdi..</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">PROTEZLER ARTIK DOĞAL EKLEM GİBİ</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">BİYOLOJİK TEDAVİLERLE AMELİYATI ERTELEMEK MÜMKÜN</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">MODERN ORTOPEDİNİN HEDEFİ EN DOĞRU TEDAVİYİ EN AZ MÜDAHALEYLE SUNMAK</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayatın koşuşturmacası içinde çoğumuzun unuttuğu, ancak kaybettiğimizde kıymetini anladığımız sessiz bir hazinemiz var. Modern dünyanın karmaşasında zenginliği banka hesaplarında arasak da asıl servet, sabahları ağrısız bir vücutla uyanmak ve dingin bir zihinle güne başlamak. </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sağlığın değeri ne coğrafya tanıyor ne de zaman. Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman, o meşhur "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" dizeleriyle koca bir imparatorluktan bile üstün tutmuştu sağlığı. Binlerce kilometre ötede, farklı bir çağda en büyük dördüncü dinin kurucusu Buddha ise sağlığı "en büyük armağan" olarak tanımlıyordu. Zenginlik ve refahın sembolü sayılan kadim İngiliz atasözleri, gerçek hazinenin altın sandıklarında değil, dinç bir bedende saklı olduğunu vurgularken, İngiliz siyaset adamı ve yazar Benjamin Disraeli, mutluluk ve güce giden yolun ancak sağlık zemininden geçtiğini dile getiriyordu. Zira Disraeli’ye göre, sarsılmaz bir iktidarın ve kalıcı bir huzurun yegane anahtarı, yine insanın kendi sıhhatinde gizliydi. Tarih boyunca büyük liderlerin ve düşünürlerin bu ortak paydada buluşması, bugün modern tıbbın ulaştığı teknolojik zirvede bile geçerliliğini koruyor. Bu farkındalıkla her yıl Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) kuruluş yıl dönümü olan 7-13 Nisan tarihleri arasında kutlanan Dünya Sağlık Haftası, bu yıl "Sağlık İçin Birlikte: Bilimin Yanındayız" temasıyla düzenleniyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">OP. DR. BARAN ŞEN </span></em>İLE PROTEZ CERRAHİSİNDEKİ SON GELİŞMELERİ KONUŞTUK</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu özel hafta kapsamında, cerrahi ustalığı bilimsel inovasyonla birleştiren, protez cerrahisinden biyolojik tedavilere kadar uzanan geniş yelpazede insanlara "hareket özgürlüğünü" yeniden kazandıran çok kıymetli bir ortopedist isimle bir araya geldik. <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Acıbadem Sağlık Grubu</span></strong> bünyesindeki İzmir Kent Hastanesi’nde<em> </em>Ortopedi ve protez cerrahisinin önde gelen isimlerinden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <em><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Op. Dr. Baran Şen </span></em>ile geleneksel yöntemlerin yerini alan robotik teknolojileri, vücudun kendi kendini onarmasına imkan tanıyan biyolojik çözümleri ve iskelet sağlığımızı korumanın altın kurallarını konuştuk. </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">AMAÇ HER ZAMAN EN DOĞRU TEDAVİYİ, EN AZ MÜDAHALE İLE SUNMAK</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru : Değerli doktorum, sizinle tanışıklığımız 10 yıl öncesine, Çeşme Devlet Hastanesi’ndeki görevinize uzanıyor. 2016 yılında birçok uzmanın ameliyat önerdiği parçalı ayak bileği kırığımı, bilimsel yaklaşımınız ve kişiye özel tedavi anlayışınızla ameliyatsız iyileştirerek, ömür boyu taşıyacağım vidalardan kurtulmamı sağladınız. Bu yaklaşımınızla dikkat çeken bir başarıya imza attınız. O süreçte yalnızca bir tedavi süreci yaşamadım, aynı zamanda hastaya dokunan, güven veren bir hekimlik anlayışına da yakından tanıklık ettim. Benim parçalı kırığımı ameliyatsız iyileştiren</span></b><span style="color:red"> <b>o bilimsel öngörü, yedi yıldır Acıbadem çatısı altında nasıl bir vizyona dönüştü? Günümüz ortopedisinde ameliyatsız</b> <b>tedavi seçeneklerinin gelişiminden ve bu alandaki bilimsel ilerlemeden bahsederek başlasak söyleşimize…</b></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Cevap:</span></strong> Öncelikle tekrar geçmiş olsun. Zor ama sonucu oldukça memnun edici bir süreçti. Sorunun cevabına gelecek olursak, ortopedide ameliyatsız tedavi seçenekleri son yıllarda hem teknolojik gelişmeler hem de bilimsel verilerin artmasıyla birlikte önemli bir ivme kazandı. Eskiden cerrahi müdahale gerektirdiği düşünülen pek çok vaka, artık doğru hasta seçimi, detaylı görüntüleme yöntemleri ve kişiye özel planlama sayesinde ameliyatsız olarak başarılı şekilde yönetilebiliyor. Senin yaşadığın süreç de bu yaklaşımın somut bir örneği. Parçalı ayak bileği kırıklarında çoğu zaman cerrahi ön plana çıksa da doğru değerlendirme ve yakın takip ile vücudun kendi iyileşme mekanizmasını destekleyerek başarılı sonuç almak mümkün olabiliyor. Burada en kritik nokta, hastayı bir bütün olarak değerlendirmek ve vücudun doğal iyileşme potansiyelini destekleyen bir yol izlemek. Bağ dokusu iyileşmesi, kemik kaynama süreçleri ve kas dengesi gibi faktörler bilimsel veriler ışığında doğru yönlendirildiğinde, cerrahi dışı yöntemlerle oldukça yüz güldürücü sonuçlar elde etmek mümkün oluyor. Dünya Sağlık Haftası’nın bu yılın teması “Sağlık İçin Birlikte: Bilimin Yanındayız” yaklaşımı da tam olarak bunu ifade ediyor. Bilimsel verilerden kopmadan, hastaya özgü çözümler üretmek ve gereksiz müdahalelerden kaçınmak. Amaç her zaman en doğru tedaviyi, en az müdahale ile sunmak. Bu yaklaşım iyileşmeyi hızlandırırken, hastaların yaşam kalitesini koruyarak tedaviyi daha konforlu hale getiriyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">PROTEZ ÖMRÜ 25 YILIN ÜZERİNE ÇIKTI</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Bu sorumda yine 10 yıl öncesine uzanmak istiyorum. O dönem hastanede yattığım 28 günlük süre boyunca, sizin cerrahideki ustalığınıza duyulan güvenin sınırları nasıl aştığını yakından gördüm. Sırf sizin elinizden şifa bulmak için ülkemizin farklı şehirleri dışında yurtdışından da gelen hastaların ameliyat sonrası memnuniyeti hala hafızamda. O günden bugüne tıp dünyası büyük bir evrim geçirdi. Ortopedi de robotik cerrahiden 3D yazıcılara kadar teknolojinin en yoğun kullanıldığı branşlardan biri. Artık neredeyse 'uzay çağı' teknolojileriyle yönetiliyor. Bugün protez cerrahisinde teknik gelişmelerin ulaştığı seviye ve kullanılan protezlerin ömrü hakkında neler söylersiniz? </span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Cevap: Nazik sözleriniz ve 10 yıl önce hastane koridorlarında şahit olduğunuz o güven tablosuna dayanan bu kıymetli tanıklığınız için teşekkür ederim. Tıp dünyası son 10 yılda adeta kabuk değiştirdi. </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O zamanlar 'hayal' gibi görünen pek çok şey, bugün artık standart birer uygulama haline geldi. Sizin de 'uzay çağı' olarak adlandırdığınız bu yeni dönemde, artık ameliyat masasına tecrübemizle birlikte dijital yol arkadaşımızla oturuyoruz. Robotik sistemler sayesinde, her hastanın diz veya kalça yapısını tıpkı bir harita gibi önümüze açıyoruz. Hata payını neredeyse sıfıra indiren bu teknoloji, protezin vücutla kusursuz bir uyum yakalamasını sağlıyor. Yani artık protez takılan bir hasta, onu vücudunda yabancı bir parça gibi değil, kendi eklemiymiş gibi hissediyor. Takılan protezin ömrü ise hastanın aktivite düzeyine ve cerrahinin başarısına bağlı olarak 25 yılın üzerine çıkmış durumda.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">AMELİYATIN ERTESİ GÜNÜ İLK ADIM </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Peki bu teknolojik gelişmede hastalar ne kadar sürede ayağa kalkabiliyor ve günlük yaşamlarına dönebiliyor?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Cevap:</b> Teknolojinin insan hayatına dokunan en güzel yanı 'hız' oldu. Haftalarca süren zorlu iyileşme dönemleri artık geride kaldı. Modern teknikler ve kişiye özel üretilen malzemeler sayesinde, hastalarımız operasyonun hemen ertesi günü ilk adımlarını atabiliyor. Ağrı kontrolündeki büyük başarı sayesinde hastanede yatış süreleri kısalıyor, sosyal hayata dönüş belirgin şekilde hızlanıyor. Bilim bize en keskin ve en güvenli yolu gösteriyor, bizler de bu yolu hastalarımızın konforu için kullanıyoruz. Amacımız insanlara ağrısız, hareketli ve özgür bir yaşamı yeniden hediye etmek.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">CERRAHİ MÜDAHALE HANGİ AŞAMADA KAÇINILMAZ OLUR?</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Doğum oranlarının düşmesi ve yaşam süresinin uzamasıyla Türkiye, "çok yaşlı nüfuslu" ülkeler sınıfına doğru ilerliyor. Hata mevcut eğilim sürerse, 2050 yılında her 5 kişiden birinin yaşlı olması bekleniyor. Bunun yanı sıra özellikle masa başı yaşamın yaygınlaşmasıyla birlikte dizlerde kireçlenme ve eklem rahatsızlıkları erken yaşlarda da sık görülmeye başladı. Bu tabloyu düşündüğümüzde, diz protez ameliyatlarına olan ihtiyaç giderek yükseliyor. Peki, hangi aşamada cerrahi tedavi gündeme geliyor ve hastalar için diz protezi kararı neye göre veriliyor?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Cevap: Dediğiniz gibi artan yaşlı nüfus ve hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşmasıyla birlikte diz kireçlenmesi daha sık ve daha erken yaşlarda karşımıza çıkıyor. Bu durum da diz protez ameliyatlarını giderek daha önemli bir tedavi seçeneği haline getiriyor. Bu noktada cerrahi tedavi kararı, hastanın günlük yaşamını etkileyen şikayetlerin düzeyi, klinik bulgular ve uygulanan tedavilere verilen yanıt doğrultusunda belirleniyor. İlk aşamada ilaç tedavisi, fizik tedavi, egzersiz programları ve eklem içi enjeksiyonlar gibi cerrahi dışı yöntemler öne çıkıyor. Ancak bu tedavilere rağmen ağrının devam etmesi, yürüme mesafesinin belirgin şekilde azalması, merdiven inip çıkmanın zorlaşması ve gece ağrılarının ortaya çıkması, cerrahi seçeneği gündeme getiriyor. İleri evre kireçlenmede eklem aralığında belirgin daralma, kıkırdak yapıda ciddi hasar ve dizde şekil bozukluğu ile birlikte şiddetli ağrı ve hareket kısıtlılığı görülüyorsa diz protezi kalıcı ve etkili bir çözüm sunuyor. Bu süreçte hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve yaşam beklentileri birlikte değerlendirilerek en uygun zamanlama planlanıyor. Doğru zamanda yapılan diz protez ameliyatı, hastaya ağrısız hareket etme imkanı kazandırırken günlük yaşama daha güvenli ve konforlu bir dönüş sağlıyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">HER İKİ DİZİN AYNI SEANSTA AMELİYAT EDİLMESİ MÜMKÜN<strong> </strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:red">Soru:</strong><span style="color:red"> <b>Bazı hastalarda her iki diz için de protez ihtiyacı doğabiliyor. Bu durumda hastaların en çok merak ettiği konulardan biri de iki ameliyat arasındaki süre oluyor. İki diz protezi ameliyatı aynı anda mı yapılabilir mi, yoksa belirli bir süre beklemek mi daha sağlıklı?</b></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Cevap:</span></strong> Bu karar tamamen hastanın genel sağlık durumu, yaşı, kas gücü ve eşlik eden hastalıklarına göre belirlenir. Günümüzde uygun hastalarda her iki dizin aynı seansta ameliyat edilmesi mümkün. Bu yöntemin en önemli avantajı, tek anesteziyle sürecin tamamlanması ve rehabilitasyon döneminin tek seferde geçirilmesidir. Ancak her hasta için aynı yaklaşım uygun olmayabilir. Özellikle ileri yaşta olan, kalp-damar hastalığı bulunan ya da genel durumu uzun süren cerrahiyi kaldırmakta zorlanabilecek hastalarda ameliyatları iki aşamada planlamak daha güvenli bir seçenek oluşturur.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu durumda genellikle ilk ameliyattan sonra hastanın toparlanma süreci beklenir. Ortalama olarak 2 ila 3 ay içinde ikinci ameliyat planlanabilir. Bu süre, hastanın yürüyüş kapasitesine ulaşması, kas gücünü yeniden kazanması ve genel kondisyonunun uygun hale gelmesi açısından önem taşır.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Amaç, hastaya en konforlu ve en güvenli süreci sunmaktır. Doğru zamanlama ile yapılan planlama sayesinde her iki dizde de başarılı sonuçlar elde edilebilir ve hasta günlük yaşamına çok daha güçlü bir şekilde dönebilir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İYİLEŞME SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Ameliyat sonrası hastalar nelere dikkat etmeli, özellikle neleri yapıp, nelerden kaçınmalı?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:black">Cevap:</span></b> Diz protezi ameliyatı sonrasında elde edilen başarılı sonucun kalıcı hale gelmesi, hastanın ameliyat sonrası süreci nasıl yönettiğiyle doğrudan ilişkili. Bu noktada en belirleyici unsur, fizik tedavi ve egzersiz programına düzenli şekilde devam edilmesi. Diz çevresindeki kasların güçlenmesi, eklemin doğru çalışmasını sağlarken hastanın günlük yaşamına daha güvenli ve konforlu şekilde dönmesine katkı sunar. Ameliyat sonrası dönemde hastanın önerilen egzersizleri aksatmaması, verilen hareket kısıtlamalarına uyması ve kontrol randevularını düzenli sürdürmesi büyük önem taşır. İlk haftalarda ani hareketlerden kaçınmak, diz üzerine aşırı yük bindirmemek ve düşme riskine karşı dikkatli olmak gerekir. Bununla birlikte uzun süre hareketsiz kalmamak, kilo kontrolünü sağlamak ve diz sağlığını destekleyen bir yaşam tarzını benimsemek de sürecin önemli bir parçasını oluşturur. Uygun şekilde yönetilen bir iyileşme süreci, protezin ömrünü uzatırken hastanın aktif ve bağımsız bir yaşam sürmesine katkı sağlar.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:black">FİZİK TEDAVİ İYİLEŞME HIZINI ARTIRIR</span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: İyileşme sürecinde fizik tedavinin önemine dikkat çektiniz, fizik tedavi sürecinin başarıdaki rolü ne kadar kritik?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Cevap:</b> Fizik tedavi süreci, başarılı bir cerrahi operasyonun en önemli tamamlayıcısıdır. Ameliyat masasında sağlanan teknik başarı, doğru bir rehabilitasyon programıyla taçlandığında kalıcı hale gelir. Fizik tedavi kasların güçlenmesini, eklem hareket açıklığının geri kazanılmasını ve hastanın yeni eklemiyle uyum içinde yaşamasını sağlar. Bu süreç, iyileşme hızını artırırken hastanın sosyal hayata çok daha özgür adımlarla dönmesine imkan tanır.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">EN BÜYÜK HATA “İYİLEŞTİM” DİYEREK EGZERSİZİ BIRAKMAK</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Ameliyat sonrası en sık yapılan hatalar neler?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Cevap:</b> Ameliyat sonrası süreçte en sık karşılaştığımız durum, hastalarımızın 'iyileştim' düşüncesiyle egzersiz disiplininden uzaklaşmasıdır. Kasları güçlendirmek sabır isteyen bir süreçtir ve programın yarım bırakılması iyileşme hızını yavaşlatır. Bir diğer önemli konu ise hareketsizliktir, 'eklemime zarar veririm' korkusuyla hareketten kaçınmak yerine, doktor kontrolünde yürüyüşlere devam etmek başarıyı getirir. İlaçların ve hijyen kurallarının düzenli takibi, bu yolculuğun en güvenli şekilde tamamlanmasını sağlar.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">PROTEZ VARLIĞI HİSSEDİLMİYORSA BAŞARI TAMDIR</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Başarılı bir diz protezi ameliyatını siz nasıl tanımlarsınız?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Cevap:</b> Başarılı bir diz protezi ameliyatı hastanın ağrılarından tamamen kurtulması, hareket kısıtlılığının sona ermesi ve en önemlisi kişinin 'protez taşıdığını unutarak' günlük yaşamına devam etmesidir. Teknik açıdan milimetrik hassasiyetle yerleştirilen, dokuyla kusursuz uyum sağlayan ve hastaya doğal eklem hissi veren her operasyon bizim için bir başarı hikayesidir. Hastamızın yüzündeki o memnuniyet ifadesi, başarımızın en net ölçüsüdür.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">GELECEĞİN CERRAHİSİ: YAPAY ZEKA VE BİYOTEKNOLOJİ</span></strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Önümüzdeki 10 yılda diz protezi cerrahisinde ne gibi yenilikler bekleniyor?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Cevap:</b> Önümüzdeki 10 yıl, ortopedide 'kişiselleştirilmiş tıp' kavramının zirveye ulaştığı bir dönem olacak. Yapay zeka destekli cerrahi planlamalar, 3D yazıcılarla tamamen kişinin kemik yapısına özel üretilen biyolojik implantlar ve akıllı protez teknolojileri hayatımıza girecek. Sensörlü protezler sayesinde hastanın aktivite düzeyi ve protezin durumu anlık olarak takip edilebilecek. Bilim, insan vücudunun onarım gücüyle teknolojiyi çok daha derin bağlarla birleştirmeye devam edecek.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">BİYOLOJİK TEDAVİLERLE AMELİYATI ERTELEMEK MÜMKÜN</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Ortopedik cerrahideki bu 'uzay çağı' gelişmeleri elbette çok kıymetli. Ancak iş ameliyat masasına gelmeden önce, dizlerdeki sıvı kaybı ve kıkırdak aşınması gibi sorunları henüz başlangıç aşamasındayken durdurmak, eklem sağlığını uzun yıllar korumak adına neler yapılmalı? Doğru beslenme, bilinçli spor ve erken teşhisle ameliyat sürecini ne kadar erteleyebiliriz?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Cevap:</b> Çok haklısınız, cerrahi her zaman bizim en son seçeneğimizdir. Dizlerdeki sıvı kaybı, aslında eklemlerimizin 'yağsız kalması' gibidir. Bilimsel veriler ışığında baktığımızda, erken dönemde atılacak adımlar hayat kurtarıcı oluyor. Bugün artık diz içi enjeksiyonlar, kök hücre uygulamaları, ekzozomlar, biyolojik greftler ve PRP gibi biyolojik tedavilerle o kaybı yerine koyabiliyor ya da süreci ciddi oranda yavaşlatabiliyoruz. Ancak en büyük mucize 'hareket'tir. Diz çevresindeki kasları güçlü tutmak, ekleme binen yükü azaltarak sıvı kaybının etkilerini minimuma indiriyor. Halk arasında 'dizim ağrıyor, hiç yürümeyeyim' düşüncesi hakimdir. Oysa tam tersine eklem, hareket ettikçe beslenir. Doğru bir egzersiz planı, sağlıklı bir kıkırdak yapısı için en büyük teminattır. </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">VÜCUDUN KENDİNİ İYİLEŞME GÜCÜ BİYOLOJİK TEDAVİLER</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="background:white"><span style="color:red">Soru: <span style="color:red">Günümüzde artık sadece bozulan tamir edilmiyor, vücudun kendini onarması da biyolojik tedavilerle mümkün diyorsunuz. Bu süreci biraz açar mısınız?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Cevap:</b> Kesinlikle öyle. Geleneksel yöntemlerde hedef, sadece ağrıyı dindirmek veya bozulanı değiştirmekti. Ancak biyolojik tedavilerle biz, biyolojik saati biraz geriye almaya çalışıyoruz</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hasarlı dokuyu onarması için vücuda ihtiyaç duyduğu bilimsel desteği sağlıyoruz. Diz ve eklem sağlığında kullandığımız kök hücre tedavileri, ekzozomlar ve biyolojik greftler, aslında vücudun kendi eczanesinden alınan şifadır. Özellikle hastanın kendi dokusundan elde edilen bu hücreler, hasarlı bölgeye ulaştığında oradaki hücreleri onarıma teşvik ediyor. Bu yöntemler sayesinde kıkırdak aşınmasını yavaşlatıyor, eklem içindeki yangıyı (enflamasyonu) dindiriyor ve dokuların kendini yenilemesine imkan tanıyoruz. Dokunun henüz tamamen kaybolmadığı aşamalarda uygulanan bu bilimsel yöntemler, pek çok hastamız için ameliyat sürecini yıllarca erteliyor. <span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ERKEN TEŞHİS, YÜKSEK BAŞARI </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Bu 'biyolojik mucize' olarak adlandırılan yöntemlerin başarı oranını neler belirliyor? Her yaş grubundaki hastamız bu yenileyici tedavilerden aynı verimi alabiliyor mu, yoksa bilimsel açıdan en ideal bir 'başvuru zamanı' var mı?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Cevap:</b> Harika bir soru. Bilimin bize öğrettiği en önemli gerçek, zamanlamanın başarının anahtarı olduğudur. Vücudun kendi kendini onarma potansiyeli her yaşta mevcuttur, ancak bu potansiyelin gücü biyolojik yaşa ve hasarın derinliğine göre değişkenlik gösterir. Doku hasarının henüz başlangıç ve orta seviyede olduğu dönemlerde uygulanan biyolojik tedaviler, cerrahiye giden yolu neredeyse tamamen kapatabiliyor. Genç hastalarda hücre yenilenme hızı daha yüksek olsa da, ileri yaştaki hastalarımızda da doğru protokollerle yaşam kalitesini artıracak, ağrısız bir süreç başlatabiliyoruz.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KALÇA KİREÇLENMESİNDE BİYOLOJİK TEDAVİLER NE KADAR ETKİLİ?</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:red">Soru:</strong><span style="color:red"> <b>Peki kök hücre ya da PRP gibi biyolojik tedaviler kalça kireçlenmesinde de etkili mi? Kalça Protezi ameliyatını geciktirebilir, hatta engelleyebilir mi?</b></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Cevap:</span></strong> Kök hücre ve PRP gibi biyolojik tedaviler, kalça kireçlenmesinin özellikle erken ve orta evrelerinde etkili sonuçlar verebiliyor. Bu dönemde ağrıyı azaltmak, hareket kabiliyetini artırmak ve hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmak açısından önemli katkı sağlıyor. Doğru hasta grubunda uygulandığında, protez ameliyatını yıllarca ertelemek mümkün olabiliyor. Ancak hastalık ileri evreye ulaştığında, yani kıkırdak yapının büyük ölçüde ortadan kalktığı ve kemiklerin birbirine temas ettiği durumlarda bu tedavilerin etkisi sınırlı kalıyor. Bu aşamada sağlanan fayda daha çok geçici rahatlama ile sınırlı oluyor. Dolayısıyla biyolojik tedaviler, doğru zamanda ve uygun hastada uygulandığında güçlü bir alternatif sunarken, ileri evre kireçlenmede kalıcı ve kesin çözüm çoğunlukla protez ameliyatı oluyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“YAŞIN GEREĞİ” DİYEREK KALÇA AĞRISINI HAFİFE ALMAYIN</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Kalça ağrısını “hareketsizliğin” veya “yaşın doğal bir parçası” olarak gören ve bu nedenle tedaviyi önemsemeyen çok sayıda hasta var. Bu yaklaşım ne gibi riskler doğuruyor? Ne zaman mutlaka bir uzmana başvurulmalı?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Cevap:</span></strong> Kalça ağrısını hareketsizliğin ya da yaşın doğal bir sonucu olarak görmek, çoğu zaman tedavi sürecinin gecikmesine neden olur. Oysa kalça eklemindeki sorunlar erken dönemde fark edildiğinde, cerrahi dışı yöntemlerle kontrol altına alınabilir ve hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir. Ağrının giderek artması, yürürken aksama, oturup kalkarken zorlanma, merdiven çıkarken belirgin rahatsızlık hissi ve gece ağrılarının başlaması, mutlaka dikkate alınması gereken önemli işaretlerdir. Bu belirtiler ortaya çıktığında bir uzmana başvurmak, hem hastalığın seyrini doğru yönetmek hem de daha ileri tedavi seçeneklerini zamanında değerlendirmek açısından büyük önem taşır. Erken dönemde yapılan doğru müdahaleler, hastanın yaşam kalitesini korurken ilerleyen süreçte daha kapsamlı tedavilere duyulan ihtiyacı da azaltabilir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:black">KALÇA PROTEZİNDE GEÇ KALMANIN BEDELİ</span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Kalça protezi ameliyatı denince hastalarda ciddi bir endişe oluşuyor. Bu korkular da ameliyat kararı almalarını son ana kadar erteletiyor. Kalça protezinde geç kalmanın bedeli ne oluyor?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Cevap:</span></strong> Kalça protezi ameliyatını ertelemek, hastalığın ilerlemesine ve yaşam kalitesinin giderek daha fazla düşmesine yol açar. Zaman içinde ağrı şiddeti artar, hareket kabiliyeti belirgin şekilde azalır ve hasta günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaya başlar. Bu süreçte kas gücü zayıflar, eklemdeki deformite artar ve yürüme dengesi bozulur. Gecikmiş vakalarda ameliyat teknik olarak daha zor hale gelebilir ve iyileşme süreci de daha uzun sürebilir. Özellikle uzun süre hareketsiz kalan hastalarda kas kaybı ve genel kondisyon düşüklüğü, ameliyat sonrası toparlanmayı olumsuz etkiler. Oysa doğru zamanda yapılan kalça protezi ameliyatı, hastaya ağrısız hareket etme imkanı sunar ve yaşam kalitesini belirgin şekilde artırır. Bu nedenle ağrıyı kabullenerek beklemek yerine, uygun zamanda müdahale edilmesi hem ameliyat başarısını hem de iyileşme sürecini olumlu yönde etkiler.</p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Doğal Hareket, Yapay Eklemle Mümkün" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="951" src="https://www.haberinioku.com.tr/images/uploads/2026/04/foto3-69d54756bcd7d.jpg" width="695" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Op. Dr. Baran Şen diz ağrısı şikayetiyle gelen hastasını muayene ediyor</figcaption>
</figure>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">MODERN CERRAHİNİN KALÇA PROTEZİNE YANSIMALARI</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Teknolojideki gelişmeler kalça protezi ameliyatlarını nasıl değiştirdi? Hastaya sağladığı avantajlar neler?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Cevap:</span></strong> Teknolojideki gelişmeler, kalça protezi ameliyatlarını hem cerrah hem de hasta açısından çok daha güvenli ve öngörülebilir hale getirdi. Gelişmiş görüntüleme teknikleri, ameliyat öncesi planlamanın daha hassas yapılmasını sağlarken, cerrahi sırasında kullanılan modern ekipmanlar ve yeni nesil implant tasarımları operasyonun doğruluğunu artırıyor. Minimal invaziv yaklaşımlar sayesinde kas ve yumuşak dokular daha iyi korunuyor, bu da ameliyat sonrası ağrının azalmasına ve iyileşme sürecinin hızlanmasına katkı sunuyor. Aynı zamanda protez materyallerinde sağlanan ilerlemeler, implantların dayanıklılığını artırarak daha uzun ömürlü kullanım imkanı sağlıyor. Tüm bu gelişmelerin sonucunda hastalar daha kısa sürede ayağa kalkabiliyor, hastanede kalış süreleri kısalıyor ve günlük yaşamlarına daha hızlı, daha konforlu bir şekilde geri dönebiliyor. Bu da kalça protezi ameliyatlarını günümüzde yüksek hasta memnuniyeti sağlayan, güvenilir bir tedavi seçeneği haline getiriyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE PROTEZ CERRAHİSİNDE DÜNYANIN ÖNDE GELEN MERKEZLERİNDEN</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="color:red">Soru: Protez cerrahisindeki teknolojik gelişmelerden ve bu yeniliklerin hastaya sunduğu konfordan bahsettiniz. Bu noktada</span></b><span style="color:red"> <b>Türkiye protez cerrahisinde uluslararası alanda nasıl bir konumda?</b></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b>Cevap:</b> Türkiye, diz ve kalça protezi cerrahisinde bugün dünyanın en güçlü merkezlerinden biri konumunda. Sahip olduğumuz ileri teknolojik altyapı, robotik cerrahi sistemleri ve yüksek cerrahi tecrübemizle uluslararası standartların üzerinde hizmet veriyoruz. Dünyanın dört bir yanından gelen hastaların ülkemizi tercih etmesi, Türk tıbbının bu alandaki küresel güvenilirliğinin bir sonucu. Bilimin ışığında ulaştığımız bu nokta, sağlık turizminde ülkemizi bir çekim merkezi haline getiriyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ALTIN KURAL: EKLEMLERİNİZİ HAREKETLE YAŞATIN</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:red">Soru:</strong><span style="color:red"> <b>Doktorum bu bilgilendirici ve samimi söyleşi için teşekkür ediyor, aynı zamanda senin ve tüm sağlık çalışanlarının </b></span><b><span style="color:red">Dünya Sağlık Haftası’nı kutluyorum. Sağlık için verdiğiniz emekler çok değerli, var olun. Son olarak</span></b><span style="color:red"> <b>hareket özgürlüğünü korumak isteyenlere vereceğin en altın kural nedir? Ve son olarak neler söylemek istersin?</b></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><b><span style="font-size:10.5pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,&quot;sans-serif&quot;">Cevap:</b> Böylesine kapsamlı ve keyifli bir söyleşi ile nazik sözleriniz için ben teşekkür ederim. Vücudumuz aslında bizden çok basit bir şey ister: hareket. Hareket etmeyen bir eklem, zamanla gücünü ve esnekliğini kaybeder. Bu nedenle uzun yıllar sağlıklı kalmanın en temel altın kuralı; “Eklemlerinizi hareketle yaşatın” ilkesidir. Hareket, iskelet ve kas sistemimizin en doğal ilacıdır. Vücudumuzdaki her eklem, kullanıldıkça beslenen ve güçlenen bir yapıya sahiptir. Sağlıklı bir gelecek için bilinçli hareket etmeli, ideal kilomuzu koruyarak eklemlerimize saygı duymalı ve vücudumuzun verdiği küçük sinyalleri ciddiye alarak erken önlem almalıyız. Unutmayın, hareket özgürlüğü hayata aktif bir şekilde tutunmanın en temel anahtarıdır.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Fulya OMAÇ / İZMİR</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/dogal-hareket-yapay-eklemle-mumkun_69d54789518c3.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/dogal-hareket-yapay-eklemle-mumkun/261900</link>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 20:57:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Çalışanları Bu Sendikada Toplanıyor</title>
                                    <description>Memur sendikacılığına sert eleştiriler yükselirken, Birlik Sağlık Sen ülke genelinde hızla güçleniyor. Farklı illerden yeni katılımlarla sendikanın etkisi büyüyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Doğruyol, mevcut sendikal yapıya yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Doğruyol, memur sendikacılığının giderek zayıfladığını belirterek, çalışanların haklarının yeterince savunulmadığını ifade etti.<br />
Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Doğruyol, bazı sendikaların yetkili olmalarına rağmen etkili olamadığını, çalışanların ekonomik olarak zor şartlara mahkûm edildiğini ve baskı ile üyelik süreçlerinin yürütüldüğünü öne sürdü. Bu durumun sendikal güveni zedelediğini vurguladı.<br />
Sendika olarak hak, hukuk, adalet ve liyakat ilkeleri doğrultusunda hareket ettiklerini belirten Doğruyol, Birlik Sağlık Sen’in kararlı bir şekilde büyümeye devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin birçok ilinde örgütlendiklerini ifade eden Doğruyol, İzmir’den başlayan hareketin ülke genelinde yayılacağını dile getirdi.<br />
Açıklamasında birlik ve beraberlik mesajı veren Doğruyol, hiçbir çalışan ya da vatandaşın dil, din, ırk, mezhep veya siyasi görüş nedeniyle ayrıştırılmayacağını belirtti. Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlüğünün kırmızı çizgileri olduğunu vurguladı.<br />
Çalışanların baskı ve yıldırma politikalarına maruz kaldığını ifade eden Doğruyol, “BİRLİK SAĞLIK SEN her zaman güçlüden yana değil, haklıdan yana olacaktır” dedi. Sendikanın hiçbir siyasi yapının kontrolünde olmadığını ve bağımsız bir duruş sergilediğini de sözlerine ekledi.<br />
Türkiye’nin farklı illerinden sendikaya katılımların sürdüğünü açıklayan Doğruyol, Sinop, İstanbul, Kastamonu, Balıkesir, Muğla ve Uşak’tan yeni isimlerin katıldığını, önümüzdeki günlerde Osmaniye ve Hatay’dan da katılımların beklendiğini belirtti.<br />
Yeni katılan üyelere teşekkür eden Doğruyol, sendikal mücadelenin kararlılıkla süreceğini ifade etti.<br />
ETİKETLER<br />
#AhmetDoğruyol #BirlikSağlıkSen #SağlıkÇalışanları #Sendika #MemurHaberleri #İzmirHaber #KamuÇalışanları #HakMücadelesi #TürkiyeGündemi #SendikaAçıklaması<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/saglik-calisanlari-bu-sendikada-toplaniyor_69d52475720ec.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/saglik-calisanlari-bu-sendikada-toplaniyor/261887</link>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 18:29:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Anlık Dikkatsizlik Felakete Dönüşüyor!</title>
                                    <description>Uzmanlar uyardı: Evde yaşanan basit ihmaller, çocuklarda ömür boyu iz bırakabilecek ciddi yanıklara yol açabiliyor. Oysa alınacak küçük önlemler hayat kurtarıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de görev yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Arzu Şencan, çocukluk çağında sıkça görülen kazalara dikkat çekerek özellikle yanık vakalarının büyük bölümünün önlenebilir olduğunun altını çizdi.<br />
Çocukların en riskli grubu olan 0-6 yaş aralığında, merak duygusunun yüksekliği ve tehlike algısının yeterince gelişmemesi kazaları kaçınılmaz hale getiriyor. Bu dönemde düşme, yanık, zehirlenme ve boğulma gibi olaylar sıkça yaşanıyor.<br />
Ev ortamında meydana gelen kazalar arasında yanıklar önemli bir yer tutuyor. Sıcak su, çay, soba, ütü ve elektrik gibi unsurlar çocuklar için ciddi risk oluşturuyor. Uzmanlara göre özellikle sıcak sıvı temasına bağlı yanıklar, vakaların büyük çoğunluğunu oluşturuyor.<br />
Prof. Dr. Şencan, çocukların cilt yapısının yetişkinlere göre çok daha hassas olduğunu belirterek, düşük sıcaklıkların bile kısa sürede derin yanıklara neden olabileceğini ifade etti. Özellikle küçük yaş grubunda bir fincan sıcak içeceğin bile kalıcı hasar bırakabileceğine dikkat çekti.<br />
Yanıkların tedavi sürecinin hasarın derinliğine göre değiştiğini belirten Şencan, yüzeysel yanıkların genellikle iz bırakmadan iyileştiğini; ancak ileri düzey yanıklarda cerrahi müdahale ve deri naklinin gerekebildiğini söyledi.<br />
Toplumda yaygın olan yanlış ilk yardım uygulamalarına da değinen Şencan, yanık üzerine yoğurt, diş macunu veya salça sürmenin ciddi enfeksiyonlara yol açabileceğini vurguladı. Doğru müdahalenin ise yanık bölgesini 15-20 dakika boyunca oda sıcaklığında su altında tutmak ve ardından sağlık kuruluşuna başvurmak olduğunu belirtti.<br />
Yanıkların sadece fiziksel değil psikolojik etkiler de bıraktığını ifade eden uzmanlar, çocukların bu süreçte özgüven kaybı ve sosyal kaygı yaşayabildiğini, bu nedenle psikolojik desteğin de tedavi sürecine dahil edilmesi gerektiğini belirtiyor.<br />
Uzmanlar, evde alınacak basit önlemlerle büyük risklerin önüne geçilebileceğini vurgularken; sıcak içeceklerin çocuklardan uzak tutulması, prizlerin kapatılması, temizlik malzemelerinin kilitli dolaplarda saklanması gibi adımların hayati önem taşıdığını hatırlatıyor.<br />
ETİKETLER<br />
çocuk sağlığı, yanık kazaları, çocuk güvenliği, ev kazaları, ilk yardım, aile uyarısı, sağlık haberleri, çocuk cerrahisi, İzmir sağlık</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/bir-anlik-dikkatsizlik-felakete-donusuyor_69d397584bc15.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/bir-anlik-dikkatsizlik-felakete-donusuyor/261844</link>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser haftasında kritik uyarı:</title>
                                    <description>1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında uzmanlar uyardı: Erken teşhisle büyük ölçüde önlenebilen kolorektal kanser, Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında üst sıralarda yer alıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında uzmanlar, toplumda farkındalık oluşturulması gereken en önemli hastalıklardan biri olan kolorektal kansere dikkat çekti. Kalın bağırsak ve rektum kanseri olarak bilinen bu hastalık, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor ve hatta önlenebiliyor.<br />
Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,9 milyon yeni vaka görülürken, 903 bin kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise kolorektal kanser hem erkeklerde hem kadınlarda en sık görülen üçüncü kanser türü olarak öne çıkıyor.</p>

<p><img alt="Kanser haftasında kritik uyarı:" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="500" src="https://www.haberinioku.com.tr/images/uploads/2026/04/gozde-dervis-hakim-69d0e6998edd8.jpg" width="900" /><br />
Uzmanlara göre hastalığın en kritik noktası, genellikle belirti vermeden ilerlemesi. Bu nedenle düzenli tarama hayat kurtarıyor.<br />
“Polipten kansere dönüşüm yıllar alıyor”<br />
Kolorektal kanserlerin büyük bölümü bağırsakta oluşan ve “polip” adı verilen küçük yapılarla başlıyor. Bu polipler zamanla kansere dönüşebiliyor. Ancak bu süreç yıllar sürdüğü için erken müdahale şansı oldukça yüksek.<br />
Kolonoskopi sayesinde bu polipler erken dönemde tespit edilip alınarak kanser oluşumu tamamen engellenebiliyor.<br />
Risk faktörleri neler?<br />
İleri yaş<br />
Ailede kanser öyküsü<br />
Hareketsiz yaşam<br />
Obezite<br />
Diyabet<br />
Sigara ve alkol<br />
Liften fakir, kırmızı et ağırlıklı beslenme<br />
Belirtilere dikkat!<br />
Dışkıda kan<br />
Bağırsak alışkanlıklarında değişim<br />
Nedensiz kilo kaybı<br />
Karın ağrısı<br />
Kansızlık<br />
Kabızlık ve ishalin dönüşümlü olması<br />
Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekiyor.<br />
Türkiye’de ücretsiz tarama imkanı<br />
Türkiye’de 50-70 yaş arası bireyler için ücretsiz tarama programları uygulanıyor.<br />
KETEM, ASM ve Sağlıklı Hayat Merkezleri’nde:<br />
2 yılda bir gaitada gizli kan testi<br />
10 yılda bir kolonoskopi<br />
yapılması öneriliyor.<br />
Korunmak mümkün!<br />
Uzmanlar sağlıklı yaşam alışkanlıklarının riskleri ciddi şekilde azalttığını vurguluyor:<br />
Lifli beslenme<br />
Sebze-meyve ağırlıklı diyet<br />
Düzenli egzersiz<br />
Sigara ve alkolden uzak durma<br />
MESAJ<br />
Farkında ol, geç kalma.<br />
Erken teşhis hayat kurtarır.<br />
ETİKETLERİ<br />
kolorektal kanser nedir, bağırsak kanseri belirtileri, kolon kanseri taraması, ücretsiz kanser taraması Türkiye, KETEM nedir, gaitada gizli kan testi, kolonoskopi ne zaman yapılır, kanser haftası 2026, erken teşhis hayat kurtarır, bağırsak kanseri riskleri</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/kanser-haftasinda-kritik-uyari_69d0e66ab7d49.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/kanser-haftasinda-kritik-uyari/261784</link>
                <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
