<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Haberini Oku - TURİZM</title>
        <description>Ya haber olursun, Ya haber okursun</description>
        <link>https://www.haberinioku.com.tr</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Fri, 08 May 2026 00:31:14 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Kadifekale’de Aziz Polikarp Alanı Açıldı!</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Kadifekale’de hayata geçirdiği Aziz Polikarp Anı Alanı, kentin binlerce yıllık tarihini ve inanç mirasını gün yüzüne çıkararak turizme yeni bir soluk kazandırıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><br />
İzmir, tarihi ve kültürel zenginliğini yeni bir projeyle daha görünür kılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Kadifekale’de hayata geçirilen Aziz Polikarp Anı Alanı, kentin inanç turizmi potansiyelini güçlendiren önemli bir adım olarak ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.<br />
Kadim Smyrna’dan günümüze uzanan çok katmanlı tarihi mirası yansıtan bu özel alan, yalnızca bir ziyaret noktası olmanın ötesinde; ziyaretçilere kültürel, tarihsel ve manevi açıdan derin bir deneyim sunmayı hedefliyor. İzmir’in 8 bin 500 yıllık geçmişine ışık tutan proje, inanç turizmini canlandırarak kentin turizm çeşitliliğini artırmayı amaçlıyor.<br />
Aziz Polikarp Anı Alanı, özellikle Hristiyanlık tarihi açısından büyük önem taşıyan Yedi Kiliseler geleneğiyle bağlantılı bir durak olarak dikkat çekiyor. Alan içerisinde yer alan bilgilendirme panoları sayesinde ziyaretçiler; Aziz Polikarp’ın yaşamı, St. Polycarp Kilisesi ve bölgenin tarihsel gelişimi hakkında kapsamlı bilgiye ulaşabiliyor. Ayrıca bölgede bulunan menengiç ağacının sembolik ve kültürel değeri de ziyaretçilere aktarılıyor.<br />
Yoğun İlgi ve Turizm Hareketliliği<br />
Proje, açıldığı günden itibaren hem yerli hem de yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekmeye başladı. Seyahat acentaları tarafından düzenlenen tur programlarına dahil edilen alan, özellikle kültür ve inanç turizmi rotalarının vazgeçilmez duraklarından biri olmaya aday.<br />
Ziyaretçi deneyimini artırmak amacıyla bölgede altyapı iyileştirmeleri yapılırken, tur otobüsleri için özel otopark alanları oluşturuldu. Alanın kurumsal kimliğini güçlendiren logo çalışmaları da tamamlandı.<br />
Uluslararası Tanıtım Atağı<br />
Aziz Polikarp Anı Alanı, yalnızca yerel ölçekte değil, uluslararası platformlarda da aktif biçimde tanıtılıyor. Proje; Smyrna Antik Kenti Kazı Başkanlığı, Kültür ve İnanç Turizmi Derneği, İzmir Turist Rehberleri Odası ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği iş birliğiyle hayata geçirildi.<br />
Bu iş birlikleri sayesinde İzmir, inanç turizmi alanında daha geniş bir kitleye ulaşmayı ve sürdürülebilir bir ziyaretçi akışı oluşturmayı hedefliyor.<br />
İzmir Turizmine Yeni Soluk<br />
Proje, İzmir’in yalnızca deniz, kum ve güneş turizmiyle değil; tarih, kültür ve inanç temelli alternatif rotalarla da öne çıkmasını sağlıyor. Kadifekale’de yükselen bu yeni anı alanı, şehrin geçmişi ile bugünü arasında güçlü bir bağ kurarak ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunuyor.<br />
ETİKETLER<br />
İzmir, Kadifekale, Aziz Polikarp, inanç turizmi, Smyrna, kültür turizmi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, turizm projeleri, tarih, seyahat</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/05/kadifekalede-aziz-polikarp-alani-acildi_69fa243167fba.png</image>
                                <category>BELEDİYELER,TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/kadifekalede-aziz-polikarp-alani-acildi/262985</link>
                <pubDate>Tue, 05 May 2026 20:06:05 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kruvaziyerde Türkiye Yükselişte</title>
                                    <description>Akdeniz’de değişen dengelerle birlikte Türkiye, kruvaziyer turizminde dikkat çekici bir ivme yakaladı. İlk çeyrekte 93 bin yolcu ve 56 gemiyle başlayan hareketlilik, ekonomiye yeni katkı alanlarının sinyalini veriyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel ticarette artan belirsizlikler, jeopolitik riskler ve maliyet baskıları turizm sektöründe dengeleri değiştirirken, kruvaziyer turizmi bu dönüşümün en dikkat çeken başlıklarından biri haline geldi. Akdeniz’de rota tercihleri yeniden şekillenirken Türkiye, güvenli liman algısı, güçlü altyapısı ve çeşitlenen destinasyonlarıyla öne çıkıyor.<br />
Yılın ilk çeyreğinde 93 bin 787 yolcu ve 56 gemiyle kaydedilen performans, Türkiye’nin kruvaziyer turizminde yükselen konumunu net biçimde ortaya koyuyor. Sektör temsilcileri bu gelişmeyi yalnızca turizm verisi olarak değil, aynı zamanda yeni bir ekonomik fırsat alanı olarak değerlendiriyor.<br />
“TÜRKİYE ARTIK YÖN VEREN DESTİNASYON”<br />
Ahmet Yazıcı (Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı), kruvaziyer turizminde yaşanan değişimin geçici bir yoğunluk değil, kalıcı bir rota dönüşümü olduğuna dikkat çekti.<br />
Yazıcı, “Akdeniz’de yeni dengeler kuruluyor. Türkiye bu süreçte sadece pay alan değil, yön veren ülkelerden biri haline geliyor” diyerek sektörün stratejik önemine vurgu yaptı.<br />
YÜKSEK HARCAMA GÜCÜYLE ÖNE ÇIKIYOR<br />
Artan maliyetler ve enflasyon baskısının turizm sektöründe yeni arayışları hızlandırdığı bu dönemde, kruvaziyer turizmi yüksek harcama kapasitesine sahip ziyaretçi profiliyle öne çıkıyor.<br />
Yazıcı, kruvaziyer yolcusunun şehir ekonomisine katkısının klasik turist profilinden daha yüksek olduğuna dikkat çekerek,<br />
“Bugün önemli olan sadece turist sayısı değil, bıraktığı ekonomik değerdir. Kruvaziyer turizmi bu anlamda yüksek katma değer üreten bir alan” dedi.<br />
GÜVENLİ LİMAN AVANTAJI<br />
Küresel gelişmelerin kruvaziyer rotalarını doğrudan etkilediğini belirten Yazıcı, operatörlerin artık güvenli liman kriterine daha fazla önem verdiğini ifade etti.<br />
Türkiye’nin bu noktada avantajlı bir konumda olduğunu vurgulayan Yazıcı, ülkenin güçlü altyapısı ve operasyonel kapasitesiyle güven veren bir alternatif olarak öne çıktığını söyledi.<br />
LİMAN YATIRIMLARI REKABETİ ARTIRIYOR<br />
Kruvaziyer sektöründe rekabetin yalnızca ülkeler arasında değil, limanlar arasında da yaşandığını belirten Yazıcı, Türkiye’deki liman yatırımlarının bu yarışta kritik rol oynadığını dile getirdi.<br />
Başta İstanbul, Kuşadası ve İzmir olmak üzere birçok limanın artan performansı, Türkiye’nin bu alandaki gücünü pekiştiriyor.<br />
DÖRT MEVSİM KRUVAZİYER DÖNEMİ<br />
Türkiye’nin kruvaziyer turizminde en önemli avantajlarından biri de sezonun yıl geneline yayılabilmesi. Kültür, gastronomi ve tarih odaklı rotalar sayesinde kruvaziyer hareketliliği sadece yaz aylarıyla sınırlı kalmıyor.<br />
Yazıcı, Türkiye’nin bu yönüyle klasik destinasyonlardan ayrıştığını belirterek, kruvaziyerin yalnızca turizm değil, aynı zamanda bölgesel kalkınma açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.<br />
ETİKETLER<br />
kruvaziyer turizmi, Türkiye kruvaziyer, İzmir limanı, Kuşadası kruvaziyer, İstanbul liman, Akdeniz turizm, turizm ekonomisi, gemi turizmi, cruise Turkey, kruvaziyer <br />
habere mevcut başlıktan bağımsız FLAŞ,ÇARPICI başlık,spot, orjinalliğini bozmadan haberin yeni cümlelerle yazarmısın,etiket,Google SEO etiketleri,Google Discover’a uygun 10 tıklama getiren manşet <br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/kruvaziyerde-turkiye-yukseliste_69f3a8731be9d.png</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/kruvaziyerde-turkiye-yukseliste/262775</link>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 22:00:30 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Turizm Devleri İzmir’de Buluşacak!</title>
                                    <description>Türkiye’nin en önemli turizm buluşmalarından biri olan TTI İzmir, 20. yılında sektörü yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor. Uluslararası katılım ve büyük iş birlikleriyle fuar, bu yıl da dikkatleri İzmir’e çevirecek.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><br />
İzmir, turizm sektörünün en büyük organizasyonlarından biri olan TTI İzmir – Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi’ne 20’nci kez ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 2-4 Aralık tarihlerinde Fuar İzmir’de düzenlenecek organizasyon, yerli ve yabancı sektör temsilcilerini bir araya getirecek.<br />
İZFAŞ ve TÜRSAB iş birliğiyle hayata geçirilen fuarın ön hazırlık sürecinde, sektör temsilcileri Tarihi Havagazı Fabrikası’nda bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir’in turizm gücünü ortak akıl ve iş birlikleriyle büyütmeye kararlı olduklarını vurguladı.<br />
Yıldır, turizm sektöründe yaşanan küresel belirsizliklere dikkat çekerek, markalaşma, kamu-özel sektör iş birliği ve güçlü koordinasyonun önemine işaret etti. Turizm acentelerinin kriz dönemlerinde yön verici rol üstlendiğini belirten Yıldır, sektörün yeniden ivme kazanmasında birlikteliğin kritik olduğunu ifade etti.<br />
TÜRSAB İzmir Bölge Temsil Kurulu Başkanı Hakkı Karadeveci ise fuarın sadece bir organizasyon olmadığını, sektörün ortak emeğinin bir yansıması olduğunu dile getirerek, “Birlik olursak çok daha güçlü oluruz” mesajı verdi.<br />
İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu da 20 yıllık emeğin altını çizerek, fuarın hem Türkiye’nin turizm görünürlüğüne katkı sağladığını hem de sektöre ticari fırsatlar sunduğunu belirtti.<br />
Geçtiğimiz yıl büyük başarı yakalayan TTI İzmir, katılımcı ve ziyaretçi sayısındaki artışla dikkat çekti. 64 ülkeden 12 binden fazla profesyonelin katıldığı fuar, bu yıl daha geniş bir uluslararası ağla büyümeyi hedefliyor.<br />
Ayrıca erken ödeme yapan katılımcılar için geçen yılın fiyatlarıyla fuara katılım imkânı sunulacağı açıklanırken, İzmirli firmalara özel teşvik destekleri de dikkat çekti.<br />
ETİKETLER<br />
TTI İzmir, turizm fuarı, Fuar İzmir, TÜRSAB, İZFAŞ, İzmir turizm, turizm sektörü, uluslararası fuar, İzmir etkinlikleri, turizm kongresi</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/turizm-devleri-izmirde-bulusacak_69f235ad6e8c2.png</image>
                                <category>İZMİR,TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/turizm-devleri-izmirde-bulusacak/262740</link>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 19:39:34 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye Bisiklet Turu Ekonomiyi ve Turizmi Uçuracak</title>
                                    <description>800 milyon haneye ulaşan dev yarış başlıyor! Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, sadece spor değil; turizmden ekonomiye dev bir güç haline geliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en prestijli spor organizasyonlarından biri olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, bu yıl da yalnızca bir yarış değil; ekonomi, turizm ve sürdürülebilir yaşam alanlarında büyük bir etki yaratmaya hazırlanıyor.<br />
Dünya Çapında Dev Organizasyon<br />
26 Nisan – 3 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 23 takım ve 27 ülkeden 161 sporcunun katılımıyla düzenlenecek. Toplam 8 etap ve 1.133,5 kilometrelik parkurda gerçekleşecek yarış, Türkiye’nin farklı şehirlerinden geçerek büyük bir organizasyon zinciri oluşturacak.<br />
800 Milyon Haneye Ulaşan Yayın Gücü<br />
Dev organizasyon, 5 kıtada 190 ülke ve bölgede 13 farklı dilde yayınlanarak yaklaşık 800 milyon haneye ulaşacak. Bu sayede Türkiye’nin doğal ve kültürel zenginlikleri dünya vitrinine taşınacak.<br />
Bisiklet Ekonomisi Büyüyor<br />
Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, organizasyonun sadece sporla sınırlı olmadığını belirterek, bisikletin üretimden turizme kadar geniş bir ekonomik alan oluşturduğunu vurguladı. Türkiye’de bisiklet satışlarının son 5 yılda %35 arttığı ve sektörün büyümeye devam ettiği ifade edildi.<br />
Turizm ve Şehir Ekonomisine Katkı<br />
Türkiye genelinde 200’den fazla bisiklet rotası ve 58 bisiklet dostu otel ile altyapının güçlendiği belirtilirken, organizasyonun geçtiği şehirlerde konaklama, yeme-içme ve yerel ticaretin de ciddi hareketlilik kazandığına dikkat çekildi.<br />
Sürdürülebilir Ulaşım ve Yeşil Gelecek<br />
Bisikletin çevre dostu ulaşım aracı olarak şehirlerde daha fazla yer bulduğu, düşük karbon salımı ve sağlıklı yaşam hedefleriyle birlikte sürdürülebilir şehircilik politikalarının önemli bir parçası haline geldiği vurgulandı.<br />
Türkiye Küresel Merkez Olma Yolunda<br />
Konya’dan İzmir’e, Antalya’dan Ankara’ya kadar birçok şehirde gelişen bisiklet altyapısı sayesinde Türkiye’nin uluslararası bisiklet turizminin önemli merkezlerinden biri haline geldiği ifade edildi.<br />
ETİKETLER<br />
Türkiye Bisiklet Turu, Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu, Emin Müftüoğlu, Bisiklet Ekonomisi, Spor Turizmi, Türkiye Haberleri, UCI, Bisiklet Yarışı, Turizm, Sürdürülebilirlik</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/turkiye-bisiklet-turu-ekonomiyi-ve-turizmi-ucuracak_69ea1fd457fd5.png</image>
                                <category>SPOR,TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/turkiye-bisiklet-turu-ekonomiyi-ve-turizmi-ucuracak/262505</link>
                <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 16:27:13 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Turizmde Yeşil Dönüşüm İçin Kritik Adım</title>
                                    <description>İZSU’nun sürdürülebilir turizm belgeli işletmelere yönelik su tarifesinde yüzde 50 indirim kararı, sektör temsilcileri tarafından “dev bir adım” olarak değerlendirildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü’nün Nisan ayı olağanüstü genel kurulunda alınan karar, turizm sektöründe büyük yankı uyandırdı. Sürdürülebilir Turizm Belgesi’ne sahip işletmelere su ve atık su tarifelerinde yüzde 50 indirim uygulanmasını öngören düzenleme, sektör temsilcilerinden tam not aldı.<br />
Skal International İzmir Başkanı Aydın Tokbaş, alınan kararın turizm sektörü için önemli bir destek olduğunu belirterek, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkür etti. Tokbaş, bu adımın hem ekonomik anlamda işletmelere nefes aldıracağını hem de sürdürülebilir turizm anlayışını güçlendireceğini ifade etti.<br />
“İzmir Turizmine Güç Katacak”<br />
Başkan Cemil Tugay’ın göreve geldiği günden bu yana “çevre dostu ve sürdürülebilir kent” vizyonuna vurgu yaptığını hatırlatan Tokbaş, söz konusu düzenlemenin bu vizyonun somut bir yansıması olduğunu söyledi. Yaklaşık 1521 işletmeyi doğrudan etkileyecek indirimin, artan maliyetlerle mücadele eden turizmciler için önemli bir destek olduğuna dikkat çekildi.<br />
“Yeşil Dönüşüme Güçlü Katkı”<br />
Kararın yalnızca ekonomik bir kolaylık olmadığını vurgulayan Tokbaş, aynı zamanda çevreye duyarlı işletmeciliği teşvik eden güçlü bir adım olduğunun altını çizdi. Su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilirlik yatırımlarının artırılması açısından düzenlemenin kritik öneme sahip olduğu belirtildi.<br />
İZSU bünyesinde oluşturulan yeni abone türlerinin, İzmir’in çevre odaklı dönüşüm sürecine katkı sunacağı ifade edilirken, bu uygulamanın turizm sektöründe yeşil dönüşümü hızlandırması bekleniyor.<br />
“İş Birliği Sürecek”<br />
Skal International İzmir olarak yerel yönetimle iş birliğine devam edeceklerini belirten Tokbaş, İzmir’i dünya çapında sürdürülebilir bir turizm destinasyonu haline getirme hedefinde bu tür adımların büyük önem taşıdığını söyledi.<br />
Tokbaş, “Turizme ve turizmciye nefes aldıran bu karar için Sayın Başkanımıza ve emeği geçen tüm meclis üyelerine teşekkür ediyoruz” dedi.<br />
🏷️ETİKETLER<br />
#İzmir #CemilTugay #İZSU #Turizm #SürdürülebilirTurizm<br />
#SkalInternational #AydınTokbaş #İzmirTurizmi #ÇevreDostu<br />
#Suİndirimi #TurizmDestek #YeşilDönüşüm #Ekonomi<br />
#YerelYönetim #TurizmHaberleri</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/turizmde-yesil-donusum-icin-kritik-adim_69e36cd3d9a57.png</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/turizmde-yesil-donusum-icin-kritik-adim/262328</link>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 14:32:52 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Dikili–Midilli Seferleri 1 Mayıs’ta Start Alıyor</title>
                                    <description>Kış arasının ardından Dikili ile Midilli arasındaki deniz ulaşımı yeniden başlıyor. İDO iş birliğiyle gerçekleşecek seferler, bölge turizmine ve esnafa yeni sezon dopingi olacak.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Ege’de turizm ve ulaşım açısından önemli bir hat olan Dikili–Midilli deniz seferleri, kış sezonunda verilen aranın ardından yeniden başlıyor. Geçtiğimiz yıl yoğun ilgi gören seferler, 1 Mayıs 2026 itibarıyla tekrar yolcu taşımaya başlayacak.<br />
Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz’ün girişimleriyle hayata geçirilen proje, İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) iş birliğiyle bu sezon da devam edecek.<br />
Yeni sezon öncesi yapılan değerlendirme toplantısında, Cemil Tugay ve İDO Genel Müdürü Murat Orhan ile bir araya gelen Kırgöz, hazırlıkların tamamlandığını açıkladı.<br />
Başkan Kırgöz, seferlerin sadece ulaşım değil, aynı zamanda ekonomik ve turistik hareketlilik açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Geçtiğimiz yıl esnafımıza ve turizm sektörüne ciddi katkı sağlayan bu hattın, yeni sezonda daha da güçlenerek devam etmesini hedefliyoruz” dedi.<br />
Dikili’den Yunanistan’ın gözde adalarından Midilli’ye yapılacak seferlerin, özellikle yaz sezonunda bölgeye gelecek turist sayısını artırması bekleniyor. Bu gelişme, hem yerel esnaf hem de turizm işletmeleri için önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.<br />
Ege’de iki yakayı buluşturan bu hat, aynı zamanda kültürel etkileşimi artıran önemli bir köprü olma özelliği de taşıyor.<br />
ETİKETLER<br />
Dikili Midilli seferleri, İDO seferleri 2026, İzmir feribot seferleri, Midilli ulaşım, Dikili turizm, Adil Kırgöz, Ege turizmi, İzmir haberleri, Midilli feribot, yaz sezonu seferleri</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/dikili-midilli-seferleri-1-mayista-start-aliyor_69e234391bbee.png</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/dikili-midilli-seferleri-1-mayista-start-aliyor/262292</link>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 16:14:06 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Turizminin Yeni Merkezi: İnciraltı Hazır mı?</title>
                                    <description>İnciraltı Gelişim Derneği, yıllardır tartışılan planlama sürecinde sona gelindiğini duyurarak İzmir’e çağrı yaptı: “Dava değil, diyalog zamanı.” Yeni planlarla bölgenin sağlık turizmi ve yaşam merkezi haline gelmesi hedefleniyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İnciraltı Gelişim Derneği, İzmir’in uzun yıllardır gündeminde olan İnciraltı ve Bahçelerarası bölgesinin planlanmasına ilişkin önemli bir açıklama yaptı. Dernek, söz konusu alanın İzmir için büyük bir fırsat sunduğunu vurgulayarak yeni döneme güçlü şekilde hazırlanılması gerektiğini belirtti.<br />
Bugün İnciraltı Kent Ormanı olarak kullanılan kıyı şeridinin geçmişte deniz dolgusu ile kente kazandırılmış önemli bir kamusal alan olduğu hatırlatıldı. Ancak bu alanın hemen karşısında bulunan yaklaşık 5 milyon metrekarelik bölgenin büyük kısmının özel mülkiyette olduğu ve mevcut durumda düzensiz kullanım, günübirlik işletmeler ve atıl alanlarla gerçek potansiyelini yansıtamadığı ifade edildi.<br />
PLANLAMA SÜRECİNDE SON AŞAMA<br />
Açıklamada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Balçova Belediyesi iş birliğinde yürütülen revize planlama sürecinin tamamlanma aşamasına geldiği belirtildi. Ayrıca alınan Cumhurbaşkanlığı kararıyla devletin bu bölgenin planlanmasına yönelik iradesinin net şekilde ortaya konduğu ifade edildi.<br />
Yakın zamanda 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların askıya çıkmasının beklendiği belirtilirken, kamuoyuna önemli bir çağrı yapıldı.<br />
“DAVA DEĞİL, ORTAK AKIL” VURGUSU<br />
Dernek, planların askıya çıkmasının ardından sürecin doğrudan dava konusu yapılması yerine, diyalog ve ortak akıl çerçevesinde ilerletilmesi gerektiğini vurguladı. Planlama sürecinin yalnızca askı aşamasıyla sınırlı olmadığı, ilerleyen uygulama ve detay planlama süreçlerinde tüm görüşlerin değerlendirilebileceği ifade edildi.<br />
Açıklamada şu yaklaşım öne çıkarıldı:<br />
Aceleci itirazlar yerine katkı sunan<br />
Sorun değil çözüm üreten<br />
Çatışma değil uzlaşı odaklı bir süreç<br />
İZMİR’İN GELECEK VİZYONU<br />
İzmir Ticaret Odası tarafından açıklanan “Sağlık Turizmi Manifestosu”na da destek verilen açıklamada, İnciraltı’nın “Herkes için Sağlık” vizyonunu hayata geçirebilecek en güçlü alanlardan biri olduğu belirtildi.<br />
Planlama sürecinin tamamlanmasıyla birlikte İnciraltı’nın;<br />
sağlık turizmi,<br />
ticaret,<br />
nitelikli yaşam alanları<br />
ile İzmir’i uluslararası ölçekte öne çıkaracak bir merkez haline geleceği ifade edildi.<br />
“BU FIRSAT KAÇIRILMAMALI”<br />
İnciraltı ve Bahçelerarası’nın yalnızca mülk sahipleri için değil, tüm İzmir için stratejik bir değer taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, bu sürecin kavga yerine uzlaşıyla yönetilmesi gerektiği vurgulandı.<br />
Son olarak şu çağrı yapıldı:<br />
“İnciraltı İzmir’in geleceğidir. Artık ayrışma değil, el birliğiyle bu değeri kente kazandırma zamanıdır. Gecikmiş ama çok kıymetli bu fırsat kararlılıkla sahiplenilmelidir.”</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/saglik-turizminin-yeni-merkezi-inciralti-hazir-mi_69e1fb9a04f91.png</image>
                                <category>SAĞLIK,TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/saglik-turizminin-yeni-merkezi-inciralti-hazir-mi/262282</link>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 12:19:29 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kos’ta Osmanlı Camii Yeniden Hayat Buluyor</title>
                                    <description>2017 depreminde ağır hasar almıştı… 10 milyon Euro’yu aşan çalışmalarla restore edilen tarihi cami için açılış beklentisi arttı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Fulya OMAÇ / Kos (İstanköy) Adası - YUNANİSTAN<br />
Ege Denizi’ndeki 2017 depreminde ağır hasar gören adanın önemli Osmanlı miraslarından Defterdar İbrahim Efendi Camii’nin restorasyonuyla birlikte, ada genelinde yürütülen 10 milyon Euro’yu aşkın kapsamlı çalışmaların önemli aşamalarından biri daha tamamlandı. Kos İstanköy Müslümanları Eğitim, Kültür ve Kardeşlik Derneği Başkanı Kadri Memiş, turizm sezonu öncesinde kültürel bir miras olarak yeniden topluma kazandırılan caminin restorasyonuyla ilgili Yunanistan Kültür Bakanlığı ve Bakan Mendoni başta olmak üzere katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti. Memiş, Kos İstanköy Müslüman toplumu olarak Kültür Bakanlığı’ndan gelecek heyetin en kısa sürede caminin ibadete ve ziyarete açılması için gerekli onayı vermesini beklediklerini, Kurban Bayramı namazını camide kılmayı temenni ettiklerini ifade etti.<br />
KOS/İSTANKÖY'ÜN 302 YILLIK İKONİK YAPISI TARİHİ CAMİİ, YENİDEN AYAĞA KALDIRILDI<br />
Yunanistan’ın İstanköy (Kos) adasının kalbi sayılan Eleftherias (Özgürlük) Meydanı, 2017 yılındaki şiddetli depremin ardından yarım kalan silüetine tam dokuz yıl sonra yeniden kavuştu. Depremde ağır hasar gören adanın en önemli Osmanlı miraslarından biri olan Defterdar İbrahim Efendi Camii ile onun ayrılmaz parçası olan tarihi şadırvan, yaklaşık 1,5 milyon Euro bütçeyle yürütülen kapsamlı restorasyon ve konservasyon sürecinin ardından aslına uygun şekilde ayağa kaldırıldı. Adanın önemli simgelerinden biri kabul edilen, tarihi anıt statüsünde bulunan ve arkeolojik alan içinde yer alan Klasik Osmanlı mimarisini yansıtan yapının 18. yüzyıla uzanan özgün mimarisi korunarak çalışmaların tamamlanması, Yunanistan Kültür Bakanlığı koordinesinde ada genelinde yürütülen 10 milyon Euro’yu aşkın dev kurtarma operasyonunun son büyük adımı oldu. Restorasyonun sonuçlanmasının ardından caminin yeniden ibadete ve ziyarete açılması bekleniyor.</p>

<p>Kos/İstanköy’ün tarihi kimliğini koruyarak geleceğe taşıyan bu önemli gelişme ada genelinde sevinçle karşılanırken, özellikle yerli Müslüman cemaat olan soydaşlarımız için büyük bir mutluluk kaynağı oldu. Yıllardır sabırla beklenen çalışmaların sona ermesi onlar için fiziksel bir onarımın ötesinde ayrı bir manevi değer taşıdı. Tarihi ve kültürel niteliği yüksek Osmanlı eseri yeniden adaya ve ada turizmine kazandırılırken, uzun yıllar boyunca depremin bıraktığı izlerle anılan meydan da o eski güzel manzarasına, tanıdık ve etkileyici görünümüne yeniden kavuştu.</p>

<p>DEPREMDE ÇOK SAYIDA YAPI AĞIR HASAR ALMIŞTI<br />
Kos İstanköy Müslümanları Eğitim, Kültür ve Kardeşlik Derneği Başkanı Kadri Memiş, Ege Denizi’nde dokuz yıl önce meydana gelen yaklaşık 6.6 büyüklüğünde depremin, ada genelinde büyük bir yıkıma neden olduğunu hatırlatarak, “Bodrum ve Kos’ta yoğun hissedilen ve adamızı çok sarsan bu depremde bir eğlence merkezinin duvarının çökmesi sonucu biri Türk iki kişi de hayatını kaybetmiş, birçok kişi de yaralanmıştı. Deprem, adanın modern binalarına büyük zarar vermese de özellikle liman çevresinde derin yarıklar ve çökmeler oluşmuş, meydan ve eski yerleşim alanlarında bulunan aralarında tarihi binaların da olduğu çok sayıda yapı ağır hasar almış, bazı binalar tamamen kullanılamaz hale gelmişti“ diyerek 2017’de yaşanan depremin ağır bilançosunu dile getirdi.</p>

<p>10 MİLYON EURO BÜTÇEYLE KADEMELİ BİR RESTORASYON SÜRECİ BAŞLATILDI <br />
Dernek Başkanı Memiş depremde ağır hasar alan yapılar hakkında da kısaca bilgi vererek şunları söyledi:<br />
“Depremde özellikle Neratzia Kalesi (Şövalyeler Kalesi), Defterdar Camii, Gazi Hasan Paşa Camii (Lonca Camii), Antik Agora, Maraş Kapısı (Porta del Foro), Agios Nikolaos Metropol Kilisesi ve Kos Arkeoloji Müzesi gibi tarihi ve dini yapılar ciddi zarar gördü. Bunun yanı sıra Kos Limanı, eski gümrük binası ve Eski Şehir (Bar Street) çevresindeki yapılar da etkilenen alanlar arasındaydı. Yunanistan Kültür Bakanlığı’nın girişimleri ve Avrupa fonlarının desteğiyle, depremden etkilenen anıtların onarımı amacıyla Kurtarma Fonu ve Kamu Yatırım Programı kapsamında yaklaşık 10 milyon Euro bütçeyle bir restorasyon süreci başlatıldı. Bu çerçevede her yapı için ayrı restorasyon ve güçlendirme projeleri hazırlandı. Yürütülen çalışmalarla birlikte depremden etkilenen kiliseler ve diğer tarihi yapılar, özgün mimari dokuları korunarak kademeli şekilde restore edilip yeniden kullanıma açıldı. Camiler de kiliseler de hepsi adamızın tarihi değerleri ve ortak bir geçmişin parçaları. Müslüman toplum olarak aralarında ayırım yapmıyoruz ve bu mirasın korunmasını önemsiyoruz. Restorasyonu tamamlanan her eserin yeniden kullanıma açılması adanın kültürel bütünlüğüne katkı sağlıyor.”</p>

<p>DEPREM SONRASI İBADET GERME CAMİİ’NDE SÜRDÜRÜLDÜ<br />
Bu kapsamda depremde minaresinin yıkılması ve ana gövdesinde oluşan derin çatlaklar nedeniyle ibadete ve ziyarete kapatılan adanın Osmanlı döneminden kalma en görkemli yapılarından biri olan 1724-1725 tarihleri arasında inşa edilen Defterdar Camii’nin de restorasyon sürecine alındığını belirten Başkan Memiş, “Kos'un en önemli Osmanlı mirası yapılarından biri olan tarihi cami, Platani (Germe) Köyü'ndeki Germe Gazi Hasan Paşa Camii ile beraber adada açık olan ve namaz kılınabilen iki camiden biriydi. Depremin ardından Defterdar Camii’nin kullanılamaz hale gelmesiyle birlikte Müslüman cemaat ibadetlerini, uzun süre ‘mescit’ olarak tahsis edilen Vakıf Salonu’nda yaptı.<br />
Ardından şehir merkezindeki yapılara kıyasla ciddi hasar almayan ve depremden yaklaşık bir yıl sonra onarılarak yeniden ibadete açılan Germe Gazi Hasan Paşa Camii’nde sürdürdü. Bu süreçte ibadete açık kalan tek cami olan Germe Gazi Hasan Paşa Camii, adadaki Müslüman cemaatin ana merkez buluşma noktası olarak hizmet verdi” diye konuştu.</p>

<p>KURBAN BAYRAMI NAMAZINI DEFTARDAR CAMİİ’DE KILMAK İSTİYORUZ<br />
Derneğimiz başta olmak üzere büyük çoğunluğu soydaşlardan oluşan Müslüman toplum ile Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği gibi kuruluşlar, birçok kez caminin ve diğer Osmanlı eserlerinin harabe halde bırakılmaması, din özgürlüğü ve ibadet hakkı kapsamında bu eserlerin bir an önce aslına uygun restore edilmesi yönünde ilgililere taleplerimizi dile getirdik” diyerek sözlerini devam eden Başkan Memiş, restorasyon sürecinde yaşanan gelişmeleri şöyle özetledi:<br />
“Yunanistan Kültür Bakanlığı ve ilgili kurullar, deprem sonrası ağır hasar alan caminin aslına uygun restorasyonu için gerekli projeleri Haziran 2023’te onayladı. Bu sürecin ardından şantiye kurulumu gerçekleştirildi, 2024 yılı başı itibarıyla minarenin yeniden inşası ve ana yapının güçlendirilmesi gibi çalışmalar başlatıldı. 2025 yılı boyunca hem cami gövdesinde hem de depremde aldığı hasar sonrası kubbesi Odeon’un yanındaki boş araziye nakledilen tarihi şadırvanda onarım sürdü. Dokuz yıllık sürecin ardından da caminin restorasyonu Nisan 2026 başı itibarıyla tamamlandı. İbadete ve ziyarete açılması için Kültür Bakanlığı’ndan gelecek heyetin onayını bekliyoruz. Bu sürecin ardından cami yeniden kullanıma açılacak. Kos İstanköy Müslüman toplumu olarak heyetin en kısa sürede gerekli onayı vermesini diliyor, Kurban Bayramı namazını Defterdar Camii’de kılmayı temenni ediyoruz.” </p>

<p>18. YÜZYILA UZANAN ÖZGÜN MİMARİSİ KORUNARAK ÇALIŞMALAR TAMAMLANDI<br />
Dernek Başkanı Memiş, yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:<br />
“Yunanistan Kültür Bakanlığı’na bağlı Bizans ve Bizans Sonrası Anıtların Restorasyonu Müdürlüğü tarafından yürütülen, Kurtarma Fonu ve Kamu Yatırım Programı kapsamında finanse edilen ve İstanköy Müslüman Vakfı’nın desteğiyle gerçekleştirilen restorasyon sürecinde, yapının temelleri ve kubbesi olası sarsıntılara karşı modern tekniklerle güçlendirildi. Klasik Osmanlı mimarisini yansıtan yapının 18. yüzyıla uzanan özgün mimarisi korunarak çalışmalar tamamlandı. Depremde tamamen yıkılan minare, tarihi kayıtlar ve enkazdan elde edilen özgün malzemeler kullanılarak yeniden inşa edildi. Caminin yanında yer alan ve deprem sonrası alandan kaldırılan, Mağribi mimari özellikler taşıyan sekizgen mermer şadırvan da yürütülen temizlik ve güçlendirme çalışmalarının ardından meydandaki yerine yerleştirildi. Anıtı öne çıkarmaya yönelik aydınlatma çalışmaları ile yangın ve yıldırım koruma sistemlerinin kurulumu tamamlandı. Caminin zemin katında bulunan ve depremden bu yana kapalı olan ticari alanlar da onarılarak yeniden kullanıma hazır hale getirildi. Bu alanların yeniden açılmasıyla birlikte Eleftherias Meydanı’nda sosyal ve ticari hareketlilik yeniden sağlandı. Bu çalışmalarla birlikte, ada genelinde yürütülen programın önemli aşamalarından biri daha tamamlandı. Gerçekleştirilen restorasyon, İstanköy’ün tarihi kimliğini koruyarak geleceğe taşırken, adadaki kültürel turizm olanaklarını da deprem öncesi seviyesinin üzerine çıkardı.”</p>

<p>FARKLI İNANÇ VE DÖNEMLERE AİT YAPILAR AYNI ALANDA<br />
Şehir merkezinin tam ortasında yer alan ve İstanköy’ün sembollerinden biri olan Defterdar Camii’yi, adanın süsü ve biblosu olarak tanımlayan Memiş, caminin ve etrafında yer alan dokunun kendileri kadar adadaki Yunan halkı ve gelen yabancı turistler için de önemine değinerek, “Caminin biraz ilerisinde Agia Paraskevi Kilisesi ve meydana bakan İtalyan binaları, yan sokağında Antik Agora ile şehir merkezini bağlayan tarihi geçit Porta del Foro, onun az ilerisinde geniş bir alana yayılmış antik kalıntılar mevcut. Yani 100 metrelik alan içinde Osmanlı ve İtalyan dönemi yapılar, antik kalıntılar ve farklı ibadet mekanları bir arada bulunuyor. Defterdar Camii’nin bulunduğu alan, Osmanlı, Antik Yunan, Orta Çağ ve modern dönem katmanlarının aynı noktada birleştiği bir merkez. Bu yüzden cami tek başına bir yapıdan çok, çok katmanlı bir tarih dokusunun parçası. Yunanlılar bile her zaman söylüyor; ‘Sabah yataktan kalkarım, penceremi açtığımda yan yana o kilise ve camiyi gördüğümde içim açılır’ diye. İnsanlar burada her zaman beraber yaşamış, bu eserleri bir arada görerek büyümüş ve huzur duymuş. Depremden sonra pek çok insan, ister burada yaşayan olsun, isterse gelen turistler olsun, hep bunu dile getirdi. ‘O minareyi görmezsek olmuyor’ dediler. Şimdi tamamlanan restorasyonla o minare yine yerinde yükseliyor. Biz de mutlu olduk, tüm İstanköy ve misafirler de mutlu oldu.” </p>

<p>DİĞER OSMANLI ESERLERİNDE RESTORASYON SÜRECİ<br />
Başkan Memiş, depremden etkilenen diğer Osmanlı eserleri hakkında da bilgi vererek şunları söyledi:<br />
Adada bizim çok önem verdiğimiz, üzerine titrediğimiz Osmanlı’dan kalma birçok tarihi yapılarımız, anıtlarımız var. Bunların arasında yer alan Defterdar Camii’nin restorasyon süreci tamamlandı. Kos-İstanköy adasında günümüzde varlığını sürdüren beş Osmanlı dönemi camisinden Liman bölgesinde, Hipokrat Çınarı’nın yanında yer alan ve 2017 depreminde minaresi yıkılan, gövdesinde de derin hasar oluşan Gazi Hasan Paşa (Lonca) Camii için hazırlanan restorasyon projesi de onaylandı. Halen çevresi koruma bariyerleriyle çevrili olan cami, iskelelerle desteklenerek koruma altına alındı. Aslına uygun şekilde minarenin yeniden inşası ile iç ve dış cephe güçlendirme çalışmalarının 2027 yılında tamamlanması öngörülüyor. Caminin karşısında yer alan ve ada genelindeki 14 tarihi çeşmeden biri olan çeşmesinin de camiyle eş zamanlı olarak ele alınması planlanıyor. Bu tarihi yapıların da en kısa zamanda ayağa kaldırılmasını ve ziyarete açılmasını diliyoruz. Ayrıca liman bölgesine yakın konumda bulunan Gazi Hasan Paşa Hamamı için de projelendirme çalışmaları sürüyor.” </p>

<p>ADA GENELİNDE DEPREMİN İZLERİ TAMAMEN SİLİNDİ<br />
Defterdar Camii restorasyonu öncesinde depremden etkilenen kamu yapıları, kiliseler ve diğer tarihi eserler de etaplar halinde ele alınarak onarılıp, yeniden işlev kazandığını vurgulayan Başkan Memiş sözlerine şöyle devam etti:<br />
“Yunanistan Kültür Bakanı Lina Mendoni’nin geçtiğimiz yılın sonlarına doğru yaptığı açıklamalara göre, depremde ağır hasar alan 14. yüzyıl yapısı Neratzia Kalesi (Şövalyeler Kalesi), tarihi surlarında oluşan çatlakların onarılması ve güçlendirme çalışmalarının ardından yeniden ziyarete açıldı. Uzun süre kapalı kalan kale böylece tekrar kullanımına sunularak ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.<br />
Aynı açıklamalarda, Antik Agora ile şehir merkezini birbirine bağlayan Porta del Foro’nun onarılarak koruma altına alındığı, adanın önemli ulaşım noktalarından Kos Limanı’nda ise depremde zarar gören rıhtım ve altyapı sistemlerinin kapsamlı yenileme çalışmalarıyla yeniden düzenlendiği ve feribot seferleri için uygun hale getirildiği de aktarıldı. Bu çalışmaların kademeli şekilde tamamlanarak kullanıma açıldığı ve yürütülen süreçle birlikte ada genelinde deprem sonrası oluşan hasarın büyük ölçüde giderildiği ifade edildi.”</p>

<p>MEMİŞ’TEN BAKAN MENDONİ VE KATKI SUNANLARA TEŞEKKÜR<br />
Başkan Memiş, son olarak Yunanistan Kültür Bakanı Lina Mendoni’nin Defterdar İbrahim Efendi Camii’nin restorasyonuna ilişkin değerlendirmelerini paylaştığı, “Amaç, sembolik değeri bulunan yapıyı Kos’un kültürel haritasına yeniden kazandırırken, adanın tarihi merkezine de katkı sağlamak” ifadelerine yer verdiği konuşmasında adanın kültürel ve tarihi mirasına sahip çıkan başta Bakan Mendoni olmak üzere süreçte emeği geçen tüm kişi ve kurumlar ile vakıf yönetimine teşekkür etti. Adadaki diğer Osmanlı eserlerinin de benzer şekilde restore edilmesini beklediklerini dile getirdi.</p>

<h2>ETİKETLER</h2>

<ul>
	<li>Kos camii restorasyonu</li>
	<li>Defterdar İbrahim Efendi Camii</li>
	<li>İstanköy Osmanlı mirası</li>
	<li>Yunanistan cami restorasyon</li>
	<li>Ege depremi 2017 Kos</li>
	<li>Kos Müslüman toplumu</li>
	<li>tarihi cami açılış</li>
	<li>Yunanistan Kültür Bakanlığı</li>
	<li>Osmanlı eserleri Yunanistan</li>
	<li>Kos turizm haberleri</li>
</ul>

<p><br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/kosta-osmanli-camii-yeniden-hayat-buluyor_69e1376b70c30.jpg</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/kosta-osmanli-camii-yeniden-hayat-buluyor/262275</link>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 22:20:06 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Simav Naşa Kaplıcaları’nda Turizm Atağı</title>
                                    <description>Kütahya’nın şifa merkezi Naşa Kaplıcaları, yeni bungalov evlerle kapasitesini artırıyor. Ağustos ayında hizmete girecek projeyle doğa ve termal konfor bir araya geliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>ADİL AKA<br />
Kütahya’nın Simav ilçesine bağlı Naşa beldesinde bulunan Naşa Kaplıcaları, turizm yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Halihazırda 85 apart daire ile hizmet veren kaplıca tesisine, şimdi de modern bungalov evler ekleniyor.<br />
Naşa Belediyesi ile yüklenici firma arasında imzalanan sözleşme kapsamında, kaplıca alanına 3 adet bağımsız bungalov ev inşa edilecek. Projenin Ağustos ayında tamamlanarak hizmete açılması planlanıyor.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Naşa Belediye Başkanı İbrahim Yavuz, kaplıcaların “şifanın adresi” olarak anıldığını belirterek, tesislerin sağlık turizmi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Kaplıca sularının cilt hastalıklarından romatizmaya, bel fıtığından ortopedik rahatsızlıklara, böbrek taşı dökülmesinden ameliyat sonrası rehabilitasyona kadar birçok alanda destekleyici etkiler sunduğunu ifade etti.<br />
Yeni yapılacak bungalov evlerin tamamen bağımsız olacağını ve her birinde özel yüzme havuzu bulunacağını açıklayan Yavuz, projeyle birlikte ziyaretçilere daha konforlu ve farklı bir konaklama deneyimi sunacaklarını dile getirdi.</p>

<p><img alt="Simav Naşa Kaplıcaları’nda Turizm Atağı" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="380" src="https://www.haberinioku.com.tr/images/uploads/2026/04/termal-poster-69e0aa2e245dc.jpg" width="641" /><br />
Başkan Yavuz, “Termal zenginliğimizi daha geniş kitlelere ulaştırmak ve misafirlerimize alternatif konaklama seçenekleri sunmak için çalışmalarımızı hızlandırdık. Doğayla iç içe, huzurlu ve modern bir yaşam alanı oluşturuyoruz. Naşa’yı turizmin parlayan yıldızı haline getirmekte kararlıyız” dedi.<br />
Bölgedeki kaplıcaların modernliği ve konforuyla öne çıktığını belirten Yavuz, tesislerin yüzde 80 ila 90 doluluk oranıyla hizmet verdiğini hatırlattı. Naşa Kaplıcaları’nın İstanbul, İzmir, Bursa, Eskişehir, Uşak, Manisa, Balıkesir ve Bilecik başta olmak üzere birçok ilden ziyaretçi ağırladığı ifade edildi.<br />
Termal suyun şifası, doğanın sakinliği ve konforlu konaklama imkanlarını bir araya getiren Naşa Kaplıcaları, özellikle aileler ve dinlenmek isteyenler için cazibe merkezi olmayı sürdürüyor.<br />
ETİKETLER<br />
Simav, Naşa Kaplıcaları, Kütahya, termal turizm, bungalov ev, sağlık turizmi, İbrahim Yavuz, kaplıca, turizm yatırımı</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/simav-nasa-kaplicalarinda-turizm-atagi_69e0a9ed12191.jpg</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/simav-nasa-kaplicalarinda-turizm-atagi/262251</link>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:13:54 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir sağlık turizminde atağa kalkıyor</title>
                                    <description>İzmir Ticaret Odası öncülüğünde hazırlanan sağlık turizmi manifestosu, kentin uluslararası arenada güçlü bir destinasyon haline gelmesi için yol haritasını ortaya koydu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir, sağlık turizminde iddialı bir sıçrama yapmaya hazırlanıyor. İzmir Ticaret Odası ev sahipliğinde gerçekleştirilen Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı’nın ardından, sektörün tüm paydaşlarının katkılarıyla hazırlanan 26 maddelik “Sağlık Turizmi Manifestosu” kamuoyuna sunuldu.<br />
Alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen panel ve çalıştaylarda ortaya çıkan öneriler, İzmir’in sağlık turizminde küresel ölçekte rekabet edebilir bir merkez haline gelmesi için atılması gereken adımları net şekilde ortaya koydu.<br />
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, önemli olanın toplantılar değil somut sonuçlar olduğunu vurgulayarak, hazırlanan manifestonun kentin dünya ligine çıkması için güçlü bir rehber niteliği taşıdığını ifade etti.<br />
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Oğuz Özkardeş ise manifestonun dinamik bir yapıya sahip olacağını belirterek, gelişmeler doğrultusunda sürekli güncellenerek daha işlevsel hale getirileceğini söyledi.<br />
Manifestoda; sağlık turizminin yalnızca tedavi hizmetlerinden ibaret olmadığı, ulaşım, konaklama, wellness, yaşlı bakım ve dijital altyapı gibi birçok alanı kapsayan bütüncül bir sistem olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Ayrıca İzmir’in uluslararası erişilebilirliğinin artırılması, hedef pazarlara yönelik stratejiler geliştirilmesi ve hasta deneyiminin merkeze alınması gerektiği ifade edildi.<br />
Dijitalleşme, veri yönetimi, etik tanıtım, standart eğitim sistemleri ve sigorta altyapısının güçlendirilmesi gibi başlıkların da yer aldığı manifesto, İzmir’in sağlık turizminde sürdürülebilir ve güvenilir bir marka haline gelmesini hedefliyor.<br />
Ayrıca İnciraltı başta olmak üzere sağlık kampüsleri ve entegre yaşam alanlarının geliştirilmesi, termal turizm ve sağlıklı yaşlanma alanlarında uzmanlaşma gibi kritik adımlar da yol haritasında öne çıkıyor.<br />
ETİKETLER<br />
#İzmir #SağlıkTurizmi #İZTO #MahmutÖzgener #SağlıkYatırımları #TermalTurizm #Wellness #Longevity #Turizm #Ekonomi</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/izmir-saglik-turizminde-ataga-kalkiyor_69dd0be57eeaa.jpg</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/izmir-saglik-turizminde-ataga-kalkiyor/262140</link>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 18:28:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’ye kruvaziyer akını başla</title>
                                    <description>2026’ya hızlı giriş yapan kruvaziyer turizmi, ilk çeyrek verileriyle yükselişe geçti. Mart ayında son 16 yılın en yüksek yolcu sayısına ulaşıldı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Türkiye, kruvaziyer turizminde 2026 sezonuna güçlü bir başlangıç yaparak dikkat çekici bir yükseliş trendi yakaladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre yılın ilk üç ayında limanlara yanaşan kruvaziyer gemi sayısı 56’ya ulaşırken, toplam yolcu sayısı 93 bin 787 olarak kaydedildi.<br />
Özellikle mart ayı verileri sektör açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Limanlara gelen 26 kruvaziyer gemiyle birlikte 41 bin 39 yolcu ağırlanarak son 16 yılın en yüksek mart ayı rakamına ulaşıldı. Geçen yılın aynı dönemine göre yaşanan yüzde 4,9’luk artış, sezon öncesinde güçlü bir hareketliliğe işaret etti.<br />
İSTANBUL LİDER, EGE LİMANLARI YÜKSELİŞTE<br />
Kruvaziyer trafiğinde İstanbul limanları liderliğini korurken, Ege Bölgesi de dikkat çeken bir performans sergiledi. Mart ayında İstanbul’a 8 gemi ve 13 bin 307 yolcu gelirken, Kuşadası 7 gemi ve 12 bin 191 yolcu ile ikinci sırada yer aldı. İzmir Alsancak Limanı ise 5 gemi ve 9 bin 723 yolcuyla öne çıkan önemli duraklardan biri oldu.<br />
İlk çeyrek toplamında da İstanbul 18 gemi ve 35 bin 800 yolcu ile zirvede yer alırken, Kuşadası ve İzmir limanları onu takip etti. Bu tablo, Türkiye’nin çok merkezli kruvaziyer turizm ağıyla güç kazandığını ortaya koydu.<br />
SEZON ÖNCESİ GÜÇLÜ MESAJ<br />
Turizm Haftası öncesinde açıklanan verileri değerlendiren sektör temsilcileri, yakalanan ivmenin yıl geneline yayılabileceğine dikkat çekti. Türkiye’nin kruvaziyer turizminde yeniden güçlü bir oyuncu haline geldiği vurgulanırken; güvenlik, operasyonel istikrar ve sürdürülebilirlik gibi unsurların ülkeyi öne çıkardığı ifade edildi.<br />
2025 yılında 2,1 milyonu aşan kruvaziyer yolcu sayısının ardından 2026 yılı için 3 milyon yolcu hedefi gündeme geldi. Mevcut artış trendinin bu hedefi desteklediği belirtiliyor.<br />
ROTALAR DEĞİŞİYOR, TÜRKİYE MERKEZE YERLEŞİYOR<br />
Küresel gelişmelerin kruvaziyer rotalarını yeniden şekillendirdiği bu dönemde, şirketlerin daha güvenli ve öngörülebilir destinasyonlara yöneldiği ifade ediliyor. Türkiye ise coğrafi avantajı ve güçlü liman altyapısıyla bu değişimin merkezinde yer alıyor.<br />
Uzmanlara göre Türkiye artık yalnızca bir uğrak noktası değil, aynı zamanda stratejik bir kruvaziyer merkezi haline geliyor.<br />
LİMAN ŞEHİRLERİNE EKONOMİK KATKI<br />
Kruvaziyer turizmi, sadece yolcu sayılarıyla değil ekonomik katkısıyla da öne çıkıyor. Yüksek harcama eğiliminde olan turistler; yeme-içme, alışveriş, ulaşım ve turizm hizmetleri başta olmak üzere birçok sektöre doğrudan katkı sağlıyor.<br />
Bu durum, liman şehirlerinde ciddi bir ekonomik hareketlilik yaratırken, turizm gelirlerinin çeşitlenmesine de önemli katkı sunuyor. Ayrıca kruvaziyer seferlerinin yıl geneline yayılması, turizm sezonunun genişlemesine olanak tanıyor.<br />
ETİKETLER <br />
#Kruvaziyer #Turizm #TürkiyeTurizm #İstanbul #İzmir #Kuşadası #Limanlar #TurizmHaftası #Ekonomi #Seyahat #SonDakika #TurizmHaberleri #KruvaziyerTurizmi</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/04/turkiyeye-kruvaziyer-akini-basla_69dd00cd603bd.png</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/turkiyeye-kruvaziyer-akini-basla/262131</link>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bodrum Turizmi Alarmda!</title>
                                    <description>Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (BOYD), 25. yılını kutlarken sektöre yön veren önemli mesajlar verdi. Artan maliyetler, yangın yönetmeliği ve küresel gelişmelerin turizmi zorlayabileceği vurgulandı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Fulya OMAÇ / Bodrum - MUĞLA<br />
Eğitim projeleriyle binlerce genci sektöre kazandıran, profesyonel yönetim anlayışını güçlendiren BOYD, 25. yılında hem geçmişin birikimini paylaştı hem de yangın yönetmeliği, savaş ve artan maliyetlerin gölgesinde başlayan 2026 sezonuna ilişkin kritik mesajlar verdi.<br />
BODRUM TURİZMİNİN ÇEYREK ASIRLIK GÜCÜ BOYD, SEKTÖRE YÖN VERMEYİ SÜRDÜRÜYOR<br />
Eşsiz koyları ve zengin tarihsel dokusuyla Türkiye turizminin dünyadaki en güçlü vitrinlerinden biri olan Bodrum, her sezon yoğun ziyaretçi trafiğine ev sahipliği yapıyor. Bu dinamik yapının önemli aktörlerinden ve Bodrum turizminin gelişiminde önemli bir rol üstlenen Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (BOYD), turizm sektöründeki 25 yıllık yolculuğunu gururla kutluyor. 30 Mart 2001 tarihinde kurulan dernek, mesleki dayanışmayı güçlendirme, tesislerin değerini artırma ve turizm emekçilerinin haklarını koruma vizyonuyla çeyrek asrı geride bıraktı.<br />
Kuruluştan bugüne uzanan başarıyla tamamlanan bu profesyonel yolculukta sektöre kazandırdığı nitelikli insan kaynağı, eğitim projeleri ve mesleki dayanışma çalışmalarıyla turizmde nitelikli dönüşümün önemli aktörlerinden biri oldu. Turizmin, güçlü tesislerin yanı sıra onu yöneten profesyonel kadrolarla değer kazandığını vurgulayan dernek, değişen turizm dinamiklerine uyum sağlayan bir vizyonla çalışmalarını sürdürüyor. <br />
SOFTA: AMACIMIZ MESLEKİ DAYANIŞMAYI VE TURİZM EMEKÇİLERİNİ KORUMAK<br />
Sektörün dünü, bugünü ve geleceğine dair önemli açıklamalarda bulunan BOYD Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Hüseyin Softa, derneğin çeyrek asırlık misyonunu, vizyonunu, faaliyetlerini ve yeni sezondan beklentilerini şu sözlerle aktardı:<br />
“Derneğimiz Serdar Karcılıoğlu, Sabahattin Duman, Şenol Akkuş, Cuma Turgut, Uğur Koçaş, Metin Tekin ve Selahattin Karadeniz gibi değerli isimlerin bir araya gelmesiyle, Bodrum turizmine değer katmak, Bodrum turizminde profesyonel yöneticilerin önemini, yerini ve sektöre katkısını vurgulamak amacıyla kuruldu. Görevi ne olursa olsun tüm turizm emekçilerinin haklarını savunmak, mesleki dayanışmayı ve birlikteliği güçlendirmek bizim temel önceliğimizdir. Bugün geldiğimiz noktada, 25 yılın birikimiyle sektörün en güçlü sesi olmaya devam ediyoruz.”<br />
BAYRAK DEĞİŞİMİYLE GÜÇLENEN YAPI<br />
“Derneğimizin kurumsallaşmasında ve bugünlere gelmesinde 21 yıl boyunca aralıksız başkanlık yapan Serdar Karcılıoğlu’nun emeği paha biçilemez. 2022 yılı itibarıyla gerçekleşen bayrak değişimi ile görevi devralan Sabahattin Duman, ikinci döneminde de güçlü liderliğiyle derneğimizi ileriye taşıyor. BOYD olarak 25 yıllık yolculuğumuzda olduğu gibi, gelecekte de bilgi ve deneyimi esas alarak toplumsal fayda üretmeyi sürdüreceğiz.”<br />
ZOR ZAMANLARDA TURİZMİN GÜCÜYLE YARALARI SARDIK <br />
Kuruluşundan bu yana pek çok önemli projeye imza atan BOYD’un, özellikle toplumsal dayanışma konularında etkin rol üstlendiğine dikkat çeken Softa, “Eğitim faaliyetlerimiz, BOYD’un en temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Özellikle Van depremi ve Soma maden faciası gibi ülkemizi derinden sarsan olaylar sonrasında, mağdur gençlerimizi ve işsiz kardeşlerimizi mesleki eğitimlerle turizme kazandırdık. Sektördeki nitelikli personel ihtiyacını göz önüne aldığımızda, bu eğitimlerin toplumsal faydası ve sektöre katkısı son derece büyüktür” ifadelerini kullandı.<br />
YETKİN YÖNETİCİLER SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZMİN ANAHTARI<br />
Personel eğitimlerinin yanı sıra, yönetici gelişimi ve sertifikasyon programlarıyla da yöneticilerin mesleki yetkinliğini sürekli artırdıklarını belirten Softa, “Sabahattin Duman başkanlığında tesislerimizin sertifikalı, tecrübeli ve yetkin profesyoneller tarafından yönetilmesi yönündeki çalışmalarımızı da kararlılıkla sürdürüyoruz. Kaliteli ve sürdürülebilir turizm hedeflerimize ancak bu profesyonel yaklaşımla ulaşabiliriz” dedi.<br />
DENİZ, KUM VE GÜNEŞ ARTIK YETERLİ DEĞİL<br />
Kaliteli turizm için artık sadece deniz, kum ve güneşin yeterli görülmediğinin altını çizen Softa sözlerine şöyle devam etti:<br />
“Yabancı misafirler tarih, kültür, doğa, gastronomi, festivaller, konserler ve sportif faaliyetler gibi deneyim odaklı beklentilerle geliyor. Bu değişimi yakından takip ediyor, üyelerimizin teknolojik gelişmelere uyum sağlaması, yeni turizm trendlerini yakından takip etmesi ve uygulaması için yol gösteriyoruz. Aynı zamanda sektörün yaşadığı sorunları ilgili kurumlara taşıyarak çözüm üretilmesi noktasında aktif rol alıyoruz.”<br />
FUARLAR VE ORGANİZASYONLARLA BODRUM’U DÜNYAYA ANLATIYORUZ <br />
“Yurtiçi ve yurtdışı fuarlara katılarak Bodrum’u ve turizm potansiyelini tanıtıyoruz. Bu platformlarda aynı zamanda turizmin yeni yönelimlerini yerinde gözlemleyip bu deneyimleri üyelerimizle paylaşıyoruz. GastroMarin, Hotel Show ve Boat Show gibi önemli organizasyonlarda aktif rol alarak sektörün canlanmasına katkı sunuyoruz.”<br />
2026 SEZONU ZORLUKLARLA BAŞLADI<br />
2026 sezonuna umutla hazırlanırken iki önemli sorunla karşı karşıya kaldıklarını vurgulayan Softa sözlerini şöyle tamamladı:<br />
“İlki, Kartalkaya’da yaşanan yangın faciasının ardından getirilen ve kısa sürede uygulanması beklenen yangın yönetmeliği. 31 Mayıs’a kadar yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ruhsat iptali riski bulunuyor. Bu durum sektörde ciddi bir tedirginlik yaratıyor. İkinci önemli sorun ise savaş. Özellikle Ortadoğu pazarında ciddi kayıplar yaşandı. Bunun yanı sıra Avrupa pazarında da güven algısı zedelendi. Sürecin uzaması doluluklarda düşüşe yol açabilir. Artan maliyetler de sektör üzerindeki baskıyı artırıyor. Yangın yönetmeliği, savaş ve maliyet artışlarıyla başlayan bu sezonda, tüm zorluklara rağmen umudumuzu ve iyimserliğimizi koruyoruz. Daha güçlü ve daha kaliteli bir turizm için çalışmayı sürdüreceğiz.”</p>

<h2>ETİKETLER</h2>

<p>bodrum turizm, boyd derneği, turizm sektörü, 2026 turizm sezonu, otel yöneticileri, turizm maliyetleri, yangın yönetmeliği, muğla turizm, turizm haberleri, sektör analizi</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/03/bodrum-turizmi-alarmda_69c98277ce19a.png</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/bodrum-turizmi-alarmda/261643</link>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 22:42:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Otellere Son Uyarı! Raporu Olmayanlar Kapatılacak</title>
                                    <description>Yeni yönetmelikle birlikte yangın güvenliği raporu olmayan otel ve konaklama tesisleri için geri sayım başladı. Son tarih: 31 Mayıs 2026.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Konaklama tesislerinde yangın güvenliği konusunda kritik bir süreç resmen başladı. Yeni düzenlemeye göre, yangın güvenliği uygunluk raporu bulunmayan otel, pansiyon ve benzeri tesisler 31 Mayıs 2026 tarihine kadar gerekli şartları yerine getiremezse faaliyetleri durdurulacak ve ruhsatları iptal edilecek.<br />
10 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle birlikte, konaklama tesislerinin “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik” hükümlerine uygunluğu zorunlu hale getirildi. Bu uygunluk, itfaiye raporu ile belgelendirilecek ve denetimlerde ibraz edilmesi şart olacak.<br />
CAN GÜVENLİĞİ İÇİN ZORUNLU<br />
Uzmanlar, yangın güvenliğinin yalnızca mevzuat gereği değil, misafirlerin ve çalışanların hayatını korumak açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.<br />
Yüksek katlı tesislerde merdiven basınçlandırma sistemleri, sprinkler ve duman tahliye sistemleri gibi önlemlerin yangın anında hayati rol oynadığı vurgulanıyor.<br />
DENETİMLER ARTACAK<br />
İzmir’de kamuya açık binalar ve tesislerde yangın sistemlerine yönelik teknik inceleme ve denetimlerin sürdüğü belirtilirken, işletmelerin mevzuata uygunluk konusunda acil adım atması gerektiği ifade edildi.<br />
İŞLETMELERE ÇAĞRI<br />
2025 yılında İzmir’de 15 bini aşkın yangına müdahale edildiğine dikkat çekilerek, özellikle yoğun konaklama alanlarında yangın önlemlerinin eksiksiz olması gerektiği vurgulandı.<br />
Yetkililer, işletmeleri gerekli teknik kontrolleri yaptırmaya ve yangın güvenliği sistemlerini eksiksiz hale getirmeye davet etti.</p>

<h2>ETİKETLER</h2>

<p>yangın güvenliği, oteller, konaklama tesisleri, İzmir haber, yönetmelik değişikliği, itfaiye raporu, turizm sektörü, denetim, güvenlik önlemleri, TMMOB</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/03/otellere-son-uyari-raporu-olmayanlar-kapatilacak_69c1568b86923_h.jpg</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/otellere-son-uyari-raporu-olmayanlar-kapatilacak/261451</link>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 17:59:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayram Tatili Kabusa Döndü</title>
                                    <description>Yunanistan’ın Midilli Adası’nda çiftçilerin limanı kapatması sonrası Türk tatilciler adada mahsur kaldı. Feribot seferleri aksarken, dönüşler sınırlı şekilde sağlanıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramı tatili için Yunanistan’ın Midilli Adası’nı tercih eden Türk vatandaşları, beklenmedik bir krizle karşı karşıya kaldı. Adada şap hastalığına karşı başlatılan protestolar kapsamında greve giden Yunanlı çiftçiler, limanı abluka altına aldı.<br />
Edinilen bilgilere göre çiftçiler, Midilli Limanı’nın giriş ve çıkışlarını kapatarak ulaşımı büyük ölçüde durdurdu. Ellerinde sopalarla liman çevresinde nöbet tutan eylemciler, özellikle Türkiye’ye dönmek isteyen feribotların hareket etmesine engel oluyor.<br />
Liman içerisinde de eylemlerini sürdüren çiftçilerin, yalnızca sınırlı sayıda Türk tatilcinin iki feribotla adadan ayrılmasına izin verdiği öğrenildi. Ancak liman dışında bulunan vatandaşların içeri alınmadığı ve mağduriyetin büyüdüğü bildirildi.<br />
Yaşanan gelişmeler üzerine gözler Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’na çevrildi. Yetkililerin sorunun çözümü için diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor.<br />
Etiketler<br />
Midilli, Yunanistan, Türk tatilciler, mahsur kaldı, feribot, liman, çiftçi protestosu, şap hastalığı, bayram tatili, son dakika</p>

<p>KAYNAK SUAT SALGIN</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/03/bayram-tatili-kabusa-dondu_69bfcbd26aaa0_h.png</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/bayram-tatili-kabusa-dondu/261419</link>
                <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Turizm Sektörü “Bekle-Gör” Modunda</title>
                                    <description>Bölgedeki savaşın etkisiyle özellikle Ortadoğu pazarında rezervasyonlar yavaşladı, sektör “bekle-gör” sürecine girdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan gerilim ve bölgeyi etkileyen çatışmalar, küresel ölçekte ekonomik ve sosyal dalgalanmalara neden olurken turizm sektöründe de etkisini hissettirmeye başladı. Özellikle Ortadoğu pazarına bağlı destinasyonlarda rezervasyon hareketlerinde yavaşlama gözleniyor.<br />
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin, Ortadoğu’nun Türk turizmi açısından büyük bir paya sahip olduğunu belirterek, bu bölgeden Türkiye’ye her yıl yaklaşık 12-13 milyon turist geldiğini ifade etti.<br />
Yaşanan gelişmelerin ardından sektör genelinde temkinli bir sürecin başladığını dile getiren Girgin, özellikle İranlı turistlerin Nevruz dönemine yönelik rezervasyonlarında ciddi iptaller yaşandığını söyledi. Yaz sezonu için ise henüz net bir tablo oluşmadığını belirten Girgin, Ortadoğu pazarından gelen taleplerde yavaşlama sinyallerinin alındığını vurguladı. İstanbul’un aktarma merkezi olması nedeniyle bu durumdan daha fazla etkilendiğini de sözlerine ekledi.<br />
Türk turizm sektörünün geçmişte yaşanan krizlerden önemli deneyimler kazandığını ifade eden Girgin, pandemi ve ekonomik dalgalanmalar gibi süreçlerde hızlı toparlanma kabiliyeti gösterildiğini hatırlattı. Bu tecrübelerin mevcut sürecin yönetiminde önemli bir avantaj sağladığını belirtti.<br />
Turizmin barış ve güven ortamında geliştiğine dikkat çeken Girgin, savaşın bir an önce sona ermesi temennisinde bulundu. Türkiye’nin güvenli destinasyon algısının güçlendirilmesi için Avrupa başta olmak üzere alternatif pazarlarda tanıtım çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Almanya, İngiltere ve Orta Avrupa ülkelerinde yürütülen yoğun tanıtım faaliyetleriyle sürecin en az kayıpla atlatılmasının hedeflendiğini dile getirdi.<br />
Girgin, tüm zorluklara rağmen sektör temsilcilerinin çalışmalarını sürdürdüğünü ve Türkiye turizmini güçlü tutmak için çaba göstermeye devam ettiklerini belirtti.<br />
Etiketler<br />
turizm, Ortadoğu krizi, Yiğit Girgin, POYD, Türkiye turizmi, rezervasyon iptali, Nevruz, İzmir haberleri, ekonomi, seyahat sektörü</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/03/turizm-sektoru-bekle-gor-modunda_69bd6b8877bcf.jpg</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/turizm-sektoru-bekle-gor-modunda/261384</link>
                <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Savaş Turizmi Bitirir mi? Uzmanlardan Çarpıcı Açıklama</title>
                                    <description>Orta Doğu’daki çatışmalar turizmi olumsuz etkilerken, sektör temsilcileri İzmir’in inanç ve termal turizmle bu süreci fırsata çevirebileceğini vurguluyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Orta Doğu’da yaşanan savaşın Türkiye turizmine yansımaları giderek belirginleşirken, sektör temsilcilerinden dikkat çeken değerlendirmeler geliyor. Destination İzmir Başkanı ve İzmir Ticaret Odası Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Tercan, turizmde yaşanan tedirginliği dile getirdi.<br />
Türkiye’ye her yıl milyonlarca turistin Orta Doğu ve Körfez ülkelerinden geldiğini hatırlatan Tercan, bölgedeki gerilimin turizm hareketliliğini doğrudan etkilediğini söyledi. Turizmin barış ortamına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Tercan, savaşın olduğu coğrafyalara turist akışının ciddi şekilde azaldığını belirtti.<br />
Akdeniz’deki birçok turizm merkezinde rezervasyon iptallerinin başladığına dikkat çeken Tercan, İzmir’in coğrafi olarak uzak olmasına rağmen bu süreçten dolaylı olarak etkileneceğini ifade etti. Özellikle Çeşme gibi destinasyonların bu durumdan payını alabileceğini söyledi.<br />
İzmir’in sahip olduğu turizm çeşitliliğinin önemli bir avantaj sunduğunu dile getiren Tercan, kentin inanç, kültür ve tarih turizmi açısından güçlü bir altyapıya sahip olduğunu vurguladı. Efes, Bergama, Meryem Ana ve tarihi Kemeraltı gibi değerlerin doğru tanıtılması gerektiğini belirten Tercan, bu alanlara odaklanmanın kriz dönemlerinde turizmi ayakta tutabileceğini ifade etti.<br />
İnanç turizminin diğer turizm türlerine göre daha dirençli olduğunu belirten Tercan, savaş ya da küresel kriz dönemlerinde bile tamamen durmadığını, sadece sınırlı ölçüde etkilendiğini söyledi.<br />
Öte yandan İzmir’in termal turizm potansiyeline de dikkat çeken Tercan, termal kür merkezlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Turizm stratejisinin daha az kırılgan alanlar üzerine kurulmasının önemine değinen Tercan, bu sayede kentin turizmde sürdürülebilir bir yapıya kavuşabileceğini belirtti.<br />
Tercan ayrıca, deniz, kum ve güneş turizminin de ihmal edilmemesi gerektiğini, barış dönemlerinde bu alanın güçlü şekilde tanıtılmaya devam edilmesinin önem taşıdığını sözlerine ekledi.<br />
ETİKETLER<br />
İzmir turizmi, termal turizm, inanç turizmi, Çeşme turizm, Türkiye turizm haberleri, Orta Doğu savaşı, turizm sektörü, Efes, Bergama, Kemeraltı</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/03/savas-turizmi-bitirir-mi-uzmanlardan-carpici-aciklama_69bbf2fa8140f_h.png</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/savas-turizmi-bitirir-mi-uzmanlardan-carpici-aciklama/261339</link>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda Sakız’a Gidenler Şaşıracak!</title>
                                    <description>Ramazan Bayramı’nda Sakız Adası’na giden Türk ziyaretçiler, limanda ikramlar ve etkinliklerle karşılanacak; vize bekleme süresi adeta festivale dönüşecek.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Fulya OMAÇ / Sakız Adası - YUNANİSTAN<br />
Ramazan Bayramı tatilini komşu adada geçirmek isteyen Türk ziyaretçiler, Sakız Adası limanında özel bir sürprizle karşılanacak. İkramlar, gönüllü destek ve bilgilendirme hizmetleriyle ziyaretçilere ilk andan itibaren unutulmaz bir “misafirperverlik deneyimi” sunulacak. Sakız Adası Otelciler Birliği ve Kiralık Odalar Derneği iş birliğiyle düzenlenen organizasyon, gümrükteki bekleme süresini keyifli bir festival havasına çevirecek.<br />
EGE’DE BAYRAM KÖPRÜSÜ: SAKIZ ADASI’NDAN TÜRK ZİYARETÇİLERE SICAK KARŞILAMA<br />
SAKIZ ADASI’NDA TÜRK MİSAFİRLERE BAYRAM SÜRPRİZİ; VİZE KUYRUĞU ŞÖLENE DÖNÜŞÜYOR!<br />
Yunanistan’ın en büyük beşinci adası olan Xios (Sakız Adası), Ramazan Bayramı tatili için rotasını komşuya çeviren Türk ziyaretçilerini çok özel bir sürprizle karşılamaya hazırlanıyor. Sakız Adası Kiralık Odalar Derneği ile Sakız Adası Otelciler Birliği’nin iş birliğiyle düzenlenen organizasyonla, bayramın ilk iki gününde limandaki vize bekleme süreci bir "çile" olmaktan çıkıp keyifli bir festival havasına bürünecek.<br />
Bayram tatilleri başta olmak üzere her özel dönemde artan Türk ziyaretçi ilgisini dikkate alan iki kurum, Türkiye’deki Ramazan Bayramı resmi tatiliyle birlikte bu yıl da yoğun bir ziyaretçi akışı bekliyor. Geçtiğimiz iki yılda da benzer bir karşılama organizasyonu düzenleyen Sakızlı turizmciler, bu geleneği sürdürerek dostluk ve komşuluk bağlarını pekiştirmeyi hedefliyor.<br />
VİZE KUYRUĞU ÇİLEYE DEĞİL, ŞÖLENE DÖNÜŞECEK<br />
19-20 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek etkinlikte, özellikle "Gate Visa" (Kapıda Vize) işlemleri nedeniyle gümrükte beklemek zorunda kalan yolcular hedef alınıyor. Gümrük çıkışındaki özel alanda kurulacak "Lezzet Durakları" ile Türk tatilciler adaya adım atar atmaz yerel kültürle tanışacak. Adadaki pastaneler, restoranlar ve yerel işletmelerin katkılarıyla hazırlanan serinletici vişne şerbeti, adanın simgesi olan damla sakızlı şekerlemeler ve yerel tatlılar, ziyaretçileri adanın özgün lezzetleriyle buluşturacak. Böylece bekleme süresi, bir zorunluluktan çıkıp adaya dair ilk güzel anıya dönüşecek.<br />
GÖNÜLLÜLERDEN GÜÇLÜ DESTEK<br />
Organizasyonun en dikkat çeken detayı ise akademik destek. Ege Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü öğrencileri, gönüllü olarak etkinlikte görev alacak. Genç gönüllüler, ellerinde haritalarla Türk ziyaretçileri karşılayarak konaklama, restoranlar ve gezilecek yerler hakkında rehberlik hizmeti sunarak Sakız Adası misafirperverliğini en üst seviyeye taşıyacak.<br />
MİSAFİRPERVERLİK ADIM ATTIĞINIZ ANDA BAŞLAR<br />
Sakız Adası Otelciler Birliği Başkanı Mitsi Paidousi-Avgerinou yaptığı özel açıklamada, bu girişimle ziyaretçilerin adaya ilk temasını unutulmaz bir deneyime dönüştürmenin hedeflendiği vurguladı. Avgerinou, “Amacımız, bekleme süresini Sakız Adası’nın eşsiz lezzetleri ve güler yüzlü insanlarıyla tanışılan keyifli bir ana dönüştürmek. Adamızın dostane ve misafirperver kimliğini ilk andan itibaren hissettirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.<br />
MYLONADİS: TÜRK MİSAFİRLERİMİZİ AĞIRLAMAYA HAZIRIZ<br />
Homeros Otelciler Birliği, Sakız Adası Kiralık Odalar, Daireler ve Turistik Eşyalı Evler Derneği Başkanı Giorgos Mylonadis ise Ramazan Bayramı için yoğun rezervasyon talebi aldıklarını belirterek, “Misafirlerimizi gümrükteki uzun kuyruklarda bekletmek yerine, onlara evlerindeymiş gibi hissettirecek bir ortam hazırladık. Bu bayramda da Sakız Gümrüğü’nde aynı sıcaklıkla bir arada olacağız. Son iki yıldır Ramazan ve Kurban Bayramı dönemlerinde gümrükte bekleyen ziyaretçilerimize su ve yerel lezzetlerimizden ikram ettik. Bu yıl da aynı şekilde karşılayacağız. Etkinlikte sunulacak ikramlar, adadaki pastaneler, restoranlar ve yerel işletmelerin katkılarıyla hazırlandı, organizasyona destek veren tüm esnafa teşekkür ediyoruz. Türk misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamak ve tatillerini keyifli hale getirmek için tüm turizm sektörü olarak hazırız” diye konuştu.<br />
TURİZM BAĞ KURMAK, PAYLAŞMAK, YAKINLAŞMAKTIR<br />
Turizmin yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığına vurgu yapan Mylonadis, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
“Turizm; insanları birbirine yaklaştırır, anlamayı ve paylaşmayı sağlar. Barıştır, dayanışmadır. Bizim hedefimiz yalnızca kazanç değil, misafirlerimizi mutlu etmektir. Turizmci mutlu misafirlerini çoğaltarak kazanır. Bizler de tüm misafirlerimizi yürekten sevgiyle, dürüst hizmet anlayışıyla, güler yüzle ve içtenlikle karşılar, rahat etmeleri için çabalar, tüm misafirperverliğimizle ağırlarız. Türk ziyaretçilerimizin Sakız’dan çok memnun kaldıklarını görüyoruz. Her yıl ziyaret sayısının artması bu memnuniyeti kanıtlıyor. Turizm ülkelerimizin insanları arasında bir bağ oluşturur ve bunu korumamız gerekir.”<br />
2026 YILININ İLK İKİ AYINDA 7 BİN 390 TÜRK ZİYARETÇİ<br />
Sakız Adası Turizm Kurulu Başkanı Kostas Moundros’un paylaştığı son veriler, adaya olan ilginin her geçen gün arttığını gösteriyor. 2026 yılının ilk iki ayında "Kapıda Vize" (Gate Visa) kullanan ziyaretçi sayısı, bir önceki yıla oranla yüzde 17 artarak 702’ye ulaştı. Genel Türk turist sayısında ise yüzde 12,8’lik bir artış yaşanırken, adayı ziyaret eden misafir sayısı 7 bin 390 kişiyi buldu. <br />
GEÇEN YIL RAMAZAN BAYRAMI’NIN İLK İKİ GÜNÜNDE ADAYA 5 BİN 500 TÜRK ZİYARETÇİ GEÇMİŞTİ<br />
Geçtiğimiz yıl Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla Sakız Adası'na yoğun bir Türk turist akını yaşanmış, özellikle bayramın ilk günlerinde binlerce kişi adaya geçmişti. 2025 yılı verilerine göre, bayram tatilinin ilk 2 gününde yaklaşık 5 bin 500 Türk ziyaretçi Sakız Adası'nı tercih etmişti. Bu yıl da benzer bir yoğunluk beklenirken, artan ziyaretçi trafiğini daha konforlu hale getirmek amacıyla 19-20 Mart tarihlerinde limanda kapsamlı bir karşılama organizasyonu gerçekleştirilecek. Sakız Adası, bu bayramda da Ege’de kurulan dostluk köprüsünün en sıcak adreslerinden biri olacak.<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/03/bayramda-sakiza-gidenler-sasiracak_69bb04f2d5a96.jpg</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/bayramda-sakiza-gidenler-sasiracak/261336</link>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarihi Yolda Büyük Yarış</title>
                                    <description>Salihli’de ilk kez düzenlenen Lidya Kral Yolu Koşusu, spor ve tarihi bir araya getirdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Salihli’de bu yıl ilk kez düzenlenen Lidya Kral Yolu Koşusu, Türkiye’nin farklı illerinden gelen yüzlerce sporcuyu buluşturdu. Tarihi güzergâhta gerçekleşen yarış, doğa ve sporun iç içe geçtiği anlara sahne oldu.<br />
Dört farklı parkurda gerçekleştirilen organizasyonda sporcular hem zorlu etaplarda mücadele etti hem de bölgenin doğal güzelliklerini deneyimledi.<br />
Yetkililer, organizasyonun kentin tanıtımına önemli katkı sağladığını belirterek etkinliğin önümüzdeki yıllarda geleneksel hale gelmesini hedeflediklerini ifade etti.<br />
Etiket<br />
Salihli, spor, koşu, Lidya yolu</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/03/tarihi-yolda-buyuk-yaris_69baa0267a6f0.jpg</image>
                                <category>SPOR,TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/tarihi-yolda-buyuk-yaris/261301</link>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 15:51:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>2026 Turizminde Güvenlik ve Kalite Vurgusu</title>
                                    <description>POYD Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin, turizm sektöründe krizlerin tek başına fırsat yaratmayacağını belirterek fiyat ve kalite dengesinin belirleyici olacağını söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>POYD Bodrum Temsilcisi ve Doria Hotel Bodrum Genel Müdürü Yiğit Girgin, 2026 turizm sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak sektörün güvenlik, kalite ve doğru strateji üzerine kurulması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Türkiye’nin çevresindeki savaşların turizmde “güvenli liman” algısını güçlendirebileceğini ancak bunun tek başına avantaj yaratmayacağını belirten Girgin, turizmin arz, talep ve fiyat dengesi içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Girgin, özellikle Rus pazarında Türkiye’nin artık uygun fiyatlı tatil destinasyonu olarak görülmediğini, maliyetlerin artmasıyla paket fiyatlarında ciddi yükseliş yaşandığını ifade etti. Buna karşın Avrupa pazarının Türkiye’yi güvenli ve istikrarlı bir destinasyon olarak değerlendirdiğini söyledi.</p>

<p>Turizm sektörünün temel sorunlarının savaşlardan ziyade yapısal konular olduğuna dikkat çeken Girgin, fiyat-kalite dengesi, destinasyon yönetimi, pazarlama dili ve sezonun yıl geneline yayılması gibi konuların çözülmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Girgin, turizmin huzur ve güven ortamında geliştiğini vurgulayarak Türkiye’nin bu süreci doğru yönetmesi halinde avantaj sağlayabileceğini ifade etti.</p>

<p>Etiketler</p>

<p>#Turizm #Bodrum #YiğitGirgin #TürkiyeTurizmi #POYD</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/03/2026-turizminde-guvenlik-ve-kalite-vurgusu_69b7020e8c7af.jpg</image>
                                <category>TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/2026-turizminde-guvenlik-ve-kalite-vurgusu/261211</link>
                <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 21:59:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Urla Karantina Adası: 160 yıllık salgınla mücadele merkezi</title>
                                    <description>İzmir’de bulunan Urla Karantina Adası Tahaffuzhanesi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan geçmişi ve salgın hastalıklarla mücadeledeki rolüyle dünya karantina tarihinin en önemli merkezlerinden biri olarak dikkat çekiyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fulya OMAÇ / Urla - İZMİR</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Osmanlı’dan Cumhuriyet’e salgın hastalıklarla mücadelede önemli rol oynayan İzmir’deki Urla Karantina Adası Tahaffuzhanesi, 160 yılı aşkın geçmişiyle dünya karantina tarihinin en önemli merkezlerinden biri olarak tüm görkemiyle varlığını sürdürüyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de yollarının kesiştiği bu tarihi mekanın bilinmeyen yönlerini 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Urla Karantina Adası Müdürü Turgut Yılmaz ile konuştuk.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">DÜNYANIN AYAKTA KALAN ÜÇ KARANTİNA ADASINDAN BİRİ</span></strong> <b>İZMİR’DE</b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E ATATÜRK’ÜN DE YOLUNUN KESİŞTİĞİ URLA TAHAFFUZHANESİ</span></strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Salgın hastalıklar, tarih boyunca insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük yaşamsal tehditlerden biri oldu. Geçmişte veba, kolera, çiçek ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar kitlesel ölümlere yol açarken, Aralık 2019’da Çin’de ortaya çıkan COVID-19 pandemisi de kısa sürede tüm dünyaya yayılarak küresel bir sağlık krizine dönüştü. Modern dünyayı hazırlıksız yakalayan ve sağlık sistemlerini zorlayan bu süreç, salgınlara karşı geliştirilen en temel koruyucu yöntemlerden biri olan karantina uygulamalarının ne kadar hayati ve stratejik bir öneme sahip olduğunu bir kez daha görünür kıldı.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">18. ve 19. yüzyıllarda küresel salgınlara karşı Avrupa’dan Amerika’ya, Akdeniz’den Avustralya’ya kadar pek çok ülke kendilerini korumak için güçlü bir sağlık sistemi kurdu. Bu sistemin en önemli halkasını ise tahaffuzhaneler yani karantina merkezleri oluşturdu. Asırlar boyunca liman kentlerinin görünmez sağlık kalkanı olan bu merkezler salgın hastalık riskine karşı deniz yoluyla gelen yolcular ve mürettebatın sağlık kontrolünden geçirildiği, eşyalarının ve ticari yüklerin dezenfekte edildiği, hastalık şüphesi bulunan kişilerinse günler hatta haftalar boyunca izole edildiği yerlerdi. Bu sistem sayesinde salgınların ülkeye girişi ve sınır ötesine geçmesi engellenir, hem ulusal hem de uluslararası ölçekte halk sağlığının korunması en üst düzeyde sağlanırdı.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">DÜNYA KARANTİNA TARİHİNDE İZ BIRAKAN MERKEZLER</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Salgın hastalıklarla mücadele için kurulan lazaretler yani karantina merkezleri, yüzyıllar boyunca dünyanın farklı liman kentlerinde hayati bir rol üstlendi. Bu merkezlere yani bulaşıcı hastalıklarla ilgili kurumlara verilen “lazaret” adı da tarihsel bir göndermeye dayanıyor. Kelime, Orta Çağ’da cüzzamlıların koruyucu azizi olarak kabul edilen ve ismi İncil’de de geçen Aziz Lazarus’tan geliyor. </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dünya karantina tarihinin en bilinen lazaret örnekleri arasında ise 1377 yılında ilk resmi karantina uygulamalarının hayata geçirildiği Hırvatistan’daki <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Dubrovnik Lazaretleri</span></strong>, 1423’te İtalya’nın Venedik kentinde kurulan ve dünyanın ilk kalıcı karantina hastanelerinden biri kabul edilen <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Lazzaretto Vecchio</span></strong>, 1832’de Avustralya’da faaliyete geçen <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Sidney Karantina İstasyonu</span></strong>, 1892-1954 yılları arasında milyonlarca göçmenin sağlık kontrolünden geçtiği <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">New York’taki Ellis Island Sağlık Kontrol Merkezi</span></strong> ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde özellikle Hindistan ve Uzak Doğu’dan gelen hacı adaylarını denetlemek amacıyla Kızıldeniz’de kurulan Yemen-<strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Kamaran Adası Tahaffuzhanesi</span></strong> yer alıyor. Bu merkezler, salgın hastalıkların kıtalar arasında yayılmasını önlemek amacıyla kurulan <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">dünya karantina tarihinin </span></strong>en önemli ve simgesel örnekleri arasında gösteriliyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">DOĞU AKDENİZ’İN EN ÖNEMLİ KARANTİNA MERKEZLERİNDEN BİRİ </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Osmanlı İmparatorluğu döneminde idaresindeki Yemen’de olduğu gibi salgın hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla Beyrut, Trablusgarp, İstanbul gibi liman şehirlerinde de kapsamlı bir karantina ağı oluşturuldu. Bu çerçevede birçok tahaffuzhane inşa edilirken, bu sağlık ağının en önemli halkalarından biri ise İzmir’in Urla ilçesinde kuruldu. Doğu Akdeniz’in en önde gelen karantina merkezlerinden biri kabul edilen Klazomenai/ Urla Tahaffuzhanesi, günümüz tıp dünyasında New York’taki Ellis Adası ve Dubrovnik’teki Zupa Dubrovacka Adası ile birlikte dünyada tam donanımlı olarak ayakta kalabilmiş üç ada merkezinden biri. Bu tarihi merkez, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de genç bir subayken görev yolculukları sırasında dönemin sağlık ve karantina kuralları gereği kısa süreliğine kaldığı, bir devlet başkanı olarak da denetlediği yerlerden biri olarak tarihte özel bir yere sahip. 1865 yılında Antik Klazomenai kenti kalıntılarının da bulunduğu 320 dönümlük adada Fransızlar tarafından inşa edilen tesis, 1892 yılında tam kapasiteyle hizmete girdi ve 1950’li yıllara kadar faaliyetini sürdürdü. Günümüzde Sağlık Bakanlığı bünyesinde Urla Karantina Adası Tahaffuzhane Müzesi olarak düzenlenen tarihi yapıda müzeleşme çalışmaları devam ediyor. </p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">URLA KARANTİNA ADASI’NIN HİKAYESİNİ MÜDÜR TURGUT YILMAZ ANLATTI</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Salgın hastalıkların gölgesinde geçen yüzyıllarda, insanlığın en büyük savunma hatlarından biri olan karantina merkezleri geçmişin "görünmez düşmanlarına" karşı kurulan stratejik kalelerdi. Bu tarihsel mücadelenin Türkiye’deki en çarpıcı simgelerinden olan Urla Tahaffuzhanesi’nin (Karantina Merkezi) kuruluş sürecini, Osmanlı dönemindeki rolünü, Atatürk’ün bu tarihi merkezle yolunun nasıl kesiştiğini ve tesisin günümüze kadar gelen tarihsel değerine kadar pek çok detayı, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Urla Karantina Adası Müdürü Turgut Yılmaz ile konuştuk. Tarihin tozlu sayfalarından günümüzün pandemi gerçeklerine uzanan sohbetimizde, tarihi yapının hikayesini Yılmaz Müdür’ün anlatımıyla dinledik.</p>

<p> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">SALGINLARA KARŞI OSMANLI’NIN SAĞLIK KALESİ<b> </b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:red">Soru: Turgut Müdürüm, söyleşimize Osmanlı döneminde salgın hastalıklarla mücadelede önemli bir rol üstlenen Urla Tahaffuzhanesi’nin kuruluş sürecini konuşarak başlasak… </span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Osmanlı İmparatorluğu’nda Karantina Teşkilatı yani <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Meclis-i Tahaffuz</span></strong>, kolera, veba, tifüs, sarıhumma, çiçek gibi salgın hastalıklar karşısında, ülkenin sağlık sınırlarını kontrol altında tutmak amacıyla Nisan 1838’de Sultan II. Mahmut tarafından kuruldu. İzmir Karantinası ise ilk olarak 1840’ta bugün Karantina Semti olarak bilinen Karataş’ta faaliyete geçti. Ancak İzmir, demiryollarının da etkisiyle hızla büyüyen bir ticaret devine dönüşünce, Karataş bölgesi zamanla şehrin içinde kaldı. Oysa karantina uygulamasının amacı, yurt dışından gelen yolcuların yerel halkla temasını kontrollü şekilde sağlamak ve salgın riskini şehirden uzak tutmaktı. Şehirle iç içe geçmiş bir merkezde bu kontrolü sağlıklı yürütmek mümkün değildi. Bu yüzden hem şehirden izole hem de şehre ulaşımı kolay olan Urla Karantina Adası seçilerek, 1865 yılında Fransızlara 323 dönümlük adada günlük yaklaşık 600 kişinin giriş yapabileceği bir kapasitede tahaffuzhane tesisleri inşa ettirilerek, 1869 yılında sistem buraya taşındı. Gemi İzmir’e yanaşmadan önce yurt dışından gelen herkesin (diplomatlar dahil) bu adada dezenfeksiyon sürecinden (tahaffuz) geçmesi zorunluydu.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">OSMANLI’NIN KARANTİNA AĞI VE URLA’NIN STRATEJİK ÖNEMİ</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:#ee0000">Soru: Osmanlı döneminde tahaffuzhaneler sağlık sistemi içinde nasıl bir rol üstleniyordu? Urla’yı Doğu Akdeniz’deki benzerlerinden ayıran temel özellikler neler?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Tahaffuzhaneler o dönem Hariciye Nazırlığı’na (Dışişleri Bakanlığı) bağlı, stratejik birer savunma hattıydı. Limanlarda ve kara ticaret yollarında bulunmaktaydı. 1870’lerde Hicaz’dan Balkanlar’a kadar uzanan coğrafyada 140’a yakın merkez vardı. Urla’yı eşsiz kılan ise, Osmanlı’da "ilmi (bilimsel) karantina" yöntemlerine göre tasarlanan ilk yer olmasıdır. Tahaffuzhane adeta küçük bir gibi planlanmıştı. Kompleksin merkezinde duşlar, sterilizasyon üniteleri ve odalarını barındıran ana tahaffuzhane binası yer alıyordu. Bunun yanı sıra karantina kampüsünün bulunduğu adada <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">telgrafhane, tercümehane, lokanta, personel lojmanları ile sağlıklı ve hasta yolcular için ayrı koğuşlardan oluşan bir yapı düzeni vardı.</span></strong> Yolcu yoğunluğunun arttığı dönemlerde ise geçici çadırlar kuruluyordu. Bu yapılardan <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">20 karantina binası günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.</span></strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1935 yılına ait haritalara göre ise adada daha sonra yalnızca hastane binası ve ona bağlı ek yapılar inşa edilmiş, bunun dışında yeni bir yapılaşmaya gidilmemiştir. Urla Tahaffuzhanesi aynı zamanda Fransız mühendisler tarafından kurulan raylı sistemler ve devasa buharlı sterilizasyon makineleri (etüv) sayesinde, bir yolcuyu ve eşyalarını birkaç saat içinde dezenfekte edebilen endüstriyel ölçekte bir tesisti. Bu merkez özellikle ticaret ve hac yolculuğu yapan, başta <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">kuzey hac yolu üzerinde Anadolu, Rumeli, Bosna ve Rusya yönlerinden gemiyle seyahat eden insanlar</span></strong> için önemli bir sağlık kontrol noktası olarak hizmet veriyordu.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">BİR YOLCUNUN ADADAKİ KARANTİNA SERÜVENİ<b> </b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:red">Soru: O dönem gemiyle gelen bir yolcu adaya ayak bastığında onu nasıl bir süreç bekliyordu? Adım adım hangi tıbbi ve hijyenik prosedürlerden geçiliyordu?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Süreç oldukça disiplinli ve sistemliydi. Limana doğrudan yanaşmalarına izin verilmeyen gemiler, adanın yaklaşık bir mil açığında demirlerdi. Yolcular ve mürettebat buradan filikalarla Karantina Adası’na getirilirdi. Adaya çıkan herkes önce tahaffuzhane binasında kayıt altına alınırdı. Ardından yönlendirildikleri soyunma odalarında kıyafetlerini çıkararak özel filelerin içerisine koyarlar, sadece peştemal ve takunya giyerek, buradan geçtikleri özel duş odalarında ((hijyen banyoları) sabun ve özel dezenfektanlarla yıkanırlardı. Duştan çıktıklarında kendilerine verilen steril giysilerle ilk muayeneden geçerlerdi. </p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">HASTALIK ŞÜPHESİ TAŞIYANLAR <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">TECRİT KOĞUŞLARINA</span></strong> ALINIRDI</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:red">Soru: Peki muayenenin ardından hastalık şüphesi taşıyanlar ve sağlıklı görülen yolcular için adada nasıl bir süreç başlıyordu?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Doktor kontrolünde hastalık şüphesi taşıyanlar hemen <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">tecrit koğuşlarına</span></strong> alınır ve tedavileri tamamlanıncaya kadar burada tutulurdu. Sağlıklı görülen yolcular ise olası belirtilerin ortaya çıkıp çıkmadığını gözlemlemek amacıyla adadaki misafirhanelerde birkaç gün süren karantina gözetimi altında kalırdı. Hastalık nedeniyle hayatını kaybedenler ise inançlarına uygun ritüellerle adanın doğu bölümündeki mezarlıkta defnedilirdi. Bulaşma riskini azaltmak amacıyla mezarlar derin kazılır ve üzerlerine sönmüş kireç dökülerek izolasyon sağlanırdı. Günümüzde Karantina Adası’ndaki bu mezarlıkta <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">yaklaşık 350 mezar</span></strong> bulunduğu biliniyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">KIYAFETLER VE EŞYALAR NASIL STERİLİZE EDİLİYORDU?</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:red">Soru: Yolcuların kıyafetleri ve eşyaları karantinada nasıl dezenfekte ediliyordu?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Yolcular duştayken, kıyafetleri ve eşyaları dönemin en ileri teknolojisi sayılan sistemli bir dezenfeksiyon sürecinden geçerdi. Kıyafetleri soyunma bölümündeki hem teması hem de mahremiyeti sağlayan döner dolap sistemi aracılığıyla odanın diğer tarafına aktarılır ve görevliler tarafından yüksek sıcaklıkla çalışan özel sterilizasyon kazanlarına yerleştirilirdi. Bu sistem sayesinde kıyafetler yaklaşık 120 derece buharla sterilize edilir, böylece mikroplardan arındırılırken ıslanmadan yeniden kullanılabilecek hale gelirdi. İpekli giysilerin zarar görmemesi için ise basıncı biraz daha düşük olan etüvlere konur ve bu kıyafetlerin dezenfeksiyonu sağlanırdı. Yolcuların bavul ve diğer eşyaları da ayrı etüvlerde, ısıya dayalı yüksek buhar yöntemi ile temizlenirdi. Bu işlemler, salgın hastalık riskinin başka bir ülkeden deniz yoluyla şehre taşınmasını önlemek için uygulanan en önemli tedbirler arasındaydı</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">DÖNEMİN İLERİ TEKNOLOJİSİ ETÜV VE BUHARLI STERİLİZASYON</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:#ee0000">Soru: Tahaffuzhanede kullanılan tıbbi yöntemler ve ekipmanlar hakkında bilgi verebilir misiniz?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Tahaffuzhaneler temel olarak izolasyon ve tecrit merkezleri olarak tasarlanmış yapılardı. Urla Tahaffuzhanesi’nde kurulan sistem ise dönemi için oldukça ileri bir mühendislik anlayışını yansıtıyordu. Tesis içerisinde raylı taşıma hatları, duş kabinleri, dezenfeksiyon fırınları ve buharla çalışan sterilizasyon kazanları bulunuyordu. Burada yolcuların yanı sıra beraberlerinde getirdikleri eşyalar, bavullar, mektuplar ve ticari mallar da özel dezenfeksiyon işlemlerinden geçirilirdi. Bu amaçla yüksek sıcaklık ve buharla çalışan özel fırınlar ile sterilizasyon sistemleri kullanılırdı. Tahaffuzhanede ayrıca “kirli alan” ve “temiz alan” ayrımı yapılır, böylece bulaş riskinin kontrol altında tutulması sağlanırdı. Sterilizasyon kazanları ve etüv sistemleri dönemin en önemli tıbbi ekipmanları arasında yer alıyordu. Bu teknolojilerin daha küçük ölçekli uygulamaları ise ilerleyen yıllarda hastanelerde de kullanılmaya başlandı.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">AÇIKTA BEKLEYEN GEMİLER NASIL DENETLENİYORDU?</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="color:red">Soru:</strong><b><span style="color:red"> Yolcular ve eşyalara yönelik karantina işlemleri uygulanırken, açıkta demirleyen gemiler için de özel bir kontrol var mıydı?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Cevap:</span></strong> Elbette vardı. Karantina uygulamaları yalnızca yolcularla sınırlı değildi. Gemiler de sıkı bir denetime tabi tutuluyordu. Salgın hastalıkların yayılmasında rol oynadığı düşünülen haşerata karşı gemiler ilaçlanıyordu. Böylece halk sağlığını korumaya yönelik tüm tedbirler titizlikle uygulanmış olurdu.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">40 GÜNDEN BİLİME, KARANTİNA SÜRELERİ NASIL BELİRLENDİ?</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:#ee0000">Soru: "Karantina" kelimesi köken olarak İtalyanca’da 40 rakamını çağrıştırıyor. </span><span style="color:red">Urla Tahaffuzhanesi’nde yolcuların adada kalış süresi de bu süreye mi dayanıyordu, yoksa tıbbi kriterlere göre mi belirleniyordu?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Haklısınız, karantina Latince kökenli ve "kırk gün" demek. Ortaçağ’da salgın şüphesi taşıyan gemilerin <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">40 gün limana yanaşmasına izin verilmezdi</span></strong>. Ancak o dönemlerde bu süreyi belirleyen uygulamaların tamamen bilimsel temellere dayandığını söylemek zor. Daha çok gözleme ve geleneksel kabullere dayalı bir yöntem söz konusuydu. Pek çok kültürde 9, 19 ve 40 gibi sayılar sembolik anlamlar taşır. Bizim kültürümüzde de “kırkını çıkarmak”, “kırklara karışmak” gibi ifadeler bunun örnekleridir. Ancak 19. yüzyılda mikroorganizmaların keşfiyle birlikte karantina uygulamaları da bilimsel bir temele oturmaya başladı. Artık karantina süreleri, hastalıkların kuluçka dönemlerine göre belirleniyordu. O dönemin en büyük salgın tehditlerinden biri koleraydı ve tüm protokoller bu hastalığın kuluçka evresine göre, tıpkı yakın zamanda COVID-19 pandemisinde yaşadığımız 14 günlük süreçler gibi bilimsel veriler ışığında belirleniyordu.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">BİR SUBAYIN ZORUNLU BEKLEYİŞİ, BİR LİDERİN TAKDİRİ</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:#ee0000">Soru: </span><span style="color:red">Çağdaş Türkiye’nin Önderi</span></b> <b><span style="color:#ee0000">Mustafa Kemal Atatürk’ün de </span><span style="color:red">genç bir subay olarak karantina süreci yaşadığı bu adayı, Cumhuriyet döneminde de ziyaret ettiği biliniyor. </span><span style="color:#ee0000">Bu konu hakkında neler söyleyebilirsiniz?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Osmanlı döneminde deniz yolculuklarında uygulanan karantina sistemi nedeniyle Urla Tahaffuzhanesi, dönemin askeri ve sivil yolcuları için önemli bir sağlık kontrol noktasıydı. Mustafa Kemal Atatürk’ün de genç subaylık yıllarındaki görev yolculukları sırasında bu merkezle yolunun kesişmiş olabileceğine dair yerel anlatılar bulunur. Atatürk’ün Urla Karantina Adası ile belgeli teması ise 30 Haziran 1926’da gerçekleştirdiği ziyaretle kayıtlara geçmiştir. İzmir suikastı girişimi sonrası çıktığı yurt gezisi kapsamında Urla’ya gelen Atatürk, bir zamanlar kısa süreliğine karantinada kaldığı tahaffuzhaneyi bu kez denetlemek amacıyla gezer. Tesisteki işleyişten, hijyen standartlarından ve disiplinli yapıdan duyduğu memnuniyeti bizzat dile getiren Atatürk’ün bu takdiri yerel anlatılarda halen aktarılır. </p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">MÜBADELE YILLARINDA BİR SAĞLIK KAPISI</span></strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:red">Soru: Osmanlı döneminde kurulan Tahaffuzhane, Cumhuriyet döneminde de hizmet vermeye devam etti mi? Tesisin günümüze uzanan serüveninden kısaca bahseder misiniz?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Osmanlı’da olduğu gibi Cumhuriyet döneminde de stratejik önemini koruyan Tahaffuzhane, <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">1923 Lozan Mübadelesi sırasında Anadolu’ya gelen birçok mübadilin ilk sağlık kontrolünden geçirildiği önemli geçiş noktalarından biri</span></strong> olarak görev yaptı. Girit, Selanik, Kavala ve Drama başta olmak üzere Ege ve Makedonya bölgelerinden gelen Müslüman Türk mübadiller, İzmir’e ulaşmalarının ardından Urla Tahaffuzhanesi’nde sağlık muayenesinden geçiriliyor, gerekli görülen durumlarda birkaç gün ya da hafta karantinada tutuluyordu. Sağlık kontrolleri tamamlanan mübadiller daha sonra Anadolu’nun farklı şehirlerine yerleştirilmek üzere sevk ediliyordu. Bu yönüyle Tahaffuzhane yalnızca bir karantina merkezi olarak görev yapmakla kalmadı, aynı zamanda Ege üzerinden gelen binlerce mübadilin Anadolu’ya attığı ilk adımlara tanıklık eden önemli bir tarih mekanı haline geldi.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">100 YIL SONRA YENİDEN SIĞINAK OLDU</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:red">Soru: Tahaffuzhane geçmişte karantina merkezi olmasının yanında, gerektiğinde insanların daha uzun süre barındırıldığı bir yer olarak da hizmet veriyordu. Yakın dönemde de benzer bir sosyal işlev üstlendi mi?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cevap : Doğrudur. Burada yolcular yalnızca karantina süresince değil, gerektiğinde daha uzun sürelerle de ağırlanıyordu. Bu işlev, yakın geçmişte bir kez daha kendini gösterdi. 12 ilimizi etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bazı depremzedeler, felaketten yaklaşık 10 gün sonra adaya getirilerek yaklaşık dört ay boyunca burada misafir edildi. Böylece Urla Karantina Adası, yaklaşık bir asır sonra yeniden insanlara güvenli bir sığınak olma görevini üstlenmiş oldu.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">KORE GAZİLERİNDEN COVID KARANTİNASINA</span></strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:red">Soru: Lozan Mübadelesi sırasında önemli bir sağlık kontrol noktası olarak kullanılan Tahaffuzhane, Cumhuriyet’in ilerleyen yıllarında da kullanıldı mı?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Evet, Cumhuriyet döneminde de uzun yıllar boyunca kullanılmaya devam etti. En son Kore gazileri için kullanıldı. Ancak ilerleyen yıllarda adanın sağlık hizmeti serüveni zamanla kabuk değiştirdi. 1955 yılında mevcut tesislere ek olarak bir Karantina Hastanesi inşa edilerek sağlık hizmetlerinin kapsamı genişletildi. Hastane binasının atıl kalmaması amacıyla yapı bir süre <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Deniz ve Güneş Tedavi Enstitüsü</span></strong> olarak değerlendirildi. 1960’lı yıllarda ise tesis <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Kemik ve Mafsal Hastalıkları Hastanesi</span></strong> olarak hizmet vermeye başladı. 1986 yılında Urla Devlet Hastanesi’ne dönüştürülen bina, 2014 yılında yeni hastane binası ilçe merkezine taşınana kadar sağlık hizmeti vermeyi sürdürdü. 1865’ten bu yana sağlık misyonunu sürdüren tesis, barış zamanlarında Sağlık Bakanlığı’nın hizmet içi eğitim merkezi olarak kullanılırken, olağanüstü dönemlerde ise kriz durumlarına yönelik hazır tutuluyor. Tarihi tesis, Aralık 2019’da Çin’de başlayıp kısa sürede tüm dünyaya yayılan ve Mart 2020’de Türkiye’de de görülen <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">COVID-19 pandemisi</span></strong> sırasında ise yeniden asli işlevini hatırlatan bir rol üstlendi ve karantina süreci geçirmesi gereken bazı grupların izolasyonu için kullanıldı.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">ATA YADİGARI YAPILAR RESTORASYONLA YENİDEN HAYAT BULDU</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:red">Soru: Urla Tahaffuzhanesi, bugün nasıl bir işleve sahip? Müzeleşme hedefi ve yakın dönemde gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Tarihi bina halk arasında “müze” olarak bilinse de müzeleşme süreci henüz tamamlanmış değil. Tarihi bina halk arasında “müze” olarak bilinse de müzeleşme süreci henüz tamamlanmış değil. </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günümüzde burada Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir hizmet içi eğitim merkezi faaliyet gösteriyor ve Dünya Sağlık Örgütü ile ortak yürütülen programlar kapsamında sağlık profesyonellerine yönelik eğitimler düzenleniyor. Tarihi dokusu güçlü bir kültür mirası niteliği taşıyan Tahaffuzhane kompleksinin, mevcut yapısı korunarak bir karantina müzesine dönüştürülmesi ve turizme kazandırılması hedefleniyor. Bu aşamada okullar ve sivil toplum kuruluşları için randevulu ziyaretler düzenliyoruz. Geçtiğimiz beş yıl içinde Sağlık Bakanlığı olarak adada bulunan tüm karantina yapılarının restorasyonunu gerçekleştirdik. Tarihi tesis 2020’de restorasyona girdi. Üç yıl süren çalışmaların ardından ata yadigarı binaların özgün dokusu korunarak 2023 yılı sonunda yaklaşık 80 milyon TL’lik yatırımla yeniden hizmete açıldı. Restorasyon süreci aslında müze olma sürecinin başlangıcı kabul edilebilir ve müze oma sürecimiz devam ediyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">ZİYARETÇİSİNİ 160 YIL ÖNCESİNE GÖTÜRÜYOR<b> </b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:red">Soru: Urla Tahaffuzhanesi’ni ziyaret edenleri en çok neler etkiliyor?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Burayı ziyaret edenleri en çok yapının kendisi ve o günlerden günümüze eksiksiz ulaşan tarihi etüv kazanları ile duş sistemleri etkiliyor. Her şeyin orijinal haliyle korunmuş olması, ziyaretçiyi bir anda 160 yıl öncesine götürüyor. <strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Osmanlı’da bilimsel karantinaya yönelik kurulan ilk merkezlerden biri</span></strong> olan Urla Tahaffuzhanesi, tüm müştemilatıyla günümüze ulaşabilmiş nadir yapılardan biri. Bu özgünlük ziyaretçiler üzerinde oldukça etkileyici bir iz bırakıyor. Dünyada tam donanımlı ayakta kalan üç ada merkezinden biri olması ise burayı çok özel kılıyor.</p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">GEÇMİŞE SAYGI, GELECEĞE İLHAM</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="color:red">Soru: Hem tarihsel derinliği hem de günümüze uzanan serüveniyle önemli bir miras taşıyan bu tarihi mekanla ilgili verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ediyoruz. Son sözlerinizi alsak, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla kıymetli doktorlarımıza ve sağlık çalışanlarımıza mesajınız nedir?</span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b>Cevap:</b> Böylesine köklü bir sağlık mirasını yeniden hatırlatmaya vesile olan bu söyleşi için ben teşekkür ederim. Özellikle tıp öğrencilerine ve gençlere, geleceği inşa ederken geçmişi asla küçümsememelerini söylemek isterim. Urla Tahaffuzhanesi’ni gezen biri, ecdadımızın o dönemin kısıtlı imkanlarına rağmen nasıl “zamanının ötesinde” bir sağlık sistemi kurduğunu çok net görür. Gerçekten ilerlemek istiyorsak önce bu büyük geçmişe saygı duymalı, ardından ondan ilham almalıyız. Bu ada, sağlık çalışanlarının fedakarlığının ve insan hayatını koruma sorumluluğunun tarih boyunca nasıl taşındığının en somut tanıklarından biridir. Urla Karantina Adası Müdürlüğü olarak dün olduğu gibi bugün de insan hayatını her şeyin üzerinde tutan tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyoruz.  </p>

<p class="MsoNoSpacing"> </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">TÜM SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN 14 MART TIP BAYRAMI’NI KUTLUYORUZ</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Salgınlara karşı kurulan sağlık savunma hatlarının önemli örneklerinden biri olan Urla Tahaffuzhanesi, sağlık tarihinin bugünlere ulaşan en kıymetli miraslarından biri olarak varlığını sürdürüyor. İnsan hayatını korumak için verilen büyük mücadelenin hafızasını yaşatan bu anlamlı durakta, geçmişten bugüne insan hayatını her şeyin üzerinde tutan, fedakarlıklarıyla umudu yeşerten, toplum sağlığı için özveriyle görev yapan hekimlerimiz başta olmak üzere tüm sağlık emekçilerinin 14 Mart Tıp Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyoruz. İyi ki varsınız, hep de var olun.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.haberinioku.com.tr/images/media/2026/03/urla-karantina-adasi-160-yillik-salginla-mucadele-merkezi_69b57c27e49cf.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK,TURİZM</category>
                <author>Haberini Oku</author>
                <link>https://www.haberinioku.com.tr/urla-karantina-adasi-160-yillik-salginla-mucadele-merkezi/261193</link>
                <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 18:15:00 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
