Türkiye’nin büyük bölümü aktif deprem kuşakları üzerinde yer alırken, İzmir için yapılan son değerlendirmeler tehlikenin boyutunu bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlara göre asıl risk sadece depremler değil; zemin yapısı ve dayanıksız yapı stokunun birleşimi.
Tanyer Yapı Zemin Grubu Koordinatörü, İnşaat Yüksek Mühendisi Batuhan Tozburun, İzmir’in hem kara hem de deniz faylarıyla çevrili aktif bir deprem havzasında bulunduğunu belirterek, üç kritik unsura dikkat çekti: faylara yakınlık, yumuşak zemin ve eski yapılaşma.
“Aynı sokakta farklı sonuçlar”
Özellikle Bayraklı, Bornova, Karşıyaka, Konak ve Buca gibi yoğun ilçelerde riskin daha da arttığını belirten Tozburun, zemin-yapı ilişkisinin hayati önem taşıdığını ifade etti.
“Kentsel dönüşüm artık hayati mesele”
Depremi önlemenin mümkün olmadığını ancak kayıpları azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Tozburun, kentsel dönüşümün artık bir yatırım değil, yaşam güvenliği meselesi olduğunu söyledi.
İzmir’de dönüşüm çalışmalarının yetersiz kaldığını belirten uzman isim, mevcut yapı stokunun yalnızca küçük bir bölümünün yenilendiğini ve bu durumun ciddi risk oluşturduğunu dile getirdi.
Zemin mühendisliği kritik rol oynuyor
Tozburun ayrıca, modern zemin mühendisliği uygulamalarının deprem riskini azaltmada kilit rol oynadığını belirtti. Fore kazık, jet grout, diyafram duvar gibi tekniklerin doğru şekilde uygulanmasının yapı güvenliğini doğrudan etkilediğini ifade etti.
“Depreme hazırlık, geleceğe yapılan en büyük yatırımdır” diyen Tozburun, hem vatandaşlara hem de yetkililere acil ve kararlı adımlar çağrısında bulundu.
ETİKETLER
İzmir deprem riski, kentsel dönüşüm, zemin mühendisliği, Batuhan Tozburun, İzmir fay hatları, deprem haberleri, Bayraklı deprem, Türkiye deprem gerçeği, yapı güvenliği, zemin etüdü, İzmir gündem
Yorumlar
Kalan Karakter: