Bir Direk, Bir Kurşun, Bir Devlet İradesi
Bir direk..
Bir bayrak...
Bir kurşun demeyin
Zira onun altında dev bir inanç, çelik gibi bir irade, bitmeyen bir sevda var.
Adına da,
Bayrak ve vatan sevdasi denir.
Geçen hafta sınırımızda hiç tevhid olmayan bir bayrak indirme hadisesi oldu. Tıpkı o gün olduğu gibi geçmişte de görüntüleri hâlâ hafızamızda olan o görüntüleri unutmadık.
O gün yapanlar nasıl dah damarlarından hesa plari kesildi ise bugünde hesabı kısa sürede kesildi.
Gelin 1996 yılında yaşanan olayı tekrar hatırlayalım.
1996 yılında yaşanan bir olaydır. Türk askerinin vurduğu Rum ölmüştür.
11 Ağustos 1996’da Batı Almanya’dan yola çıkan; Batı Avrupalı, Rum ve Yunanlı 8 bin motosikletli, Kıbrıs’ta sınırları delip Türk topraklarına girerek Türk bayrağını indirip yerine Rum bayrağı çekeceklerini açıklar.
Motosikletlilere Rum–Yunan Ortodoks kiliseleri destek verir. En büyük desteği de Rum lider Klerides ile Güney Kıbrıs Bisiklet-Motosiklet Federasyonu Başkanı Hagicostas vermektedir. ABD Büyükelçisi de iki günde bir Kundakçı Korgeneral’e gelip, “Motosikletliler sınırınızı geçip bayrak direğinize bir bez parçası (Rum bayrağını kastediyor) asacaklar, bundan bir şey olmaz” demektedir.
Korgeneral Hasan Kundakçı hem cesur hem de çok zekidir. ABD Büyükelçisine şöyle der:
“Öyleyse Rauf Denktaş Bey’den izin alın, ben sessiz kalayım.”
Bu sözle zekice bir tuzak kurar; fakat büyükelçi bu tuzağa düşmez ve,
“O zaman KKTC’yi tanımış oluruz” der.
Bunun üzerine Korgeneral Kundakçı şu cevabı verir:
“O hâlde bizi zorlamayın. Bizim sınırımızı geçmeye kalkan kim olursa olsun vururum. Onun için sakın sınırda bulunan bayrak direğine çıkıp Türk bayrağını indirmeye ve Rum bayrağı çekmeye yeltenmesinler.”
Denktaş da,
“Paşam, gerçekten ateş edecek misin? Ölüm olursa zor duruma düşeriz”
diyerek endişesini dile getirir.
Korgeneral Kundakçı ise,
“Bütün sorumluluk bendedir. Ne gerekirse onu yapacağım, sınırlarımızı deldirmeyeceğim”
der.
Hasan Kundakçı Korgeneral, Türk askerlerine şöyle seslenir:
“Eğer sınırlarımızı bir kişi geçer ve bayrağımızı indirirse ben Türkiye’ye dönmem, dönemem. Alnıma tabancayı dayar, tetiğe dokunurum.”
11 Ağustos 1996 günü işin ciddiyetini anlayan 8 bin motosikletliden yarısı bu işten vazgeçer; sadece Rum ve Yunanlılar kalır.
14 Ağustos 1996 günü 35–40 fanatik Rum ve Yunanlı hududumuzu delip bayrağımızı indirmeye kalkışınca, bayrak direğine tırmanan bir Rum, Türk bayrağına dokunamadan tek kurşunla yere düşer. Bu fanatiklere destek veren iki İngiliz askeri de kalçalarından vurulur.
Korgeneral Kundakçı olayı şöyle anlatır:
“Olaydan on dakika sonra odamda oturuyordum. BM Barış Gücü Komutanı Tuğgeneral ile BM Kurmay Başkanı İngiliz Albay geldiler:
— Sayın Generalim, çok kötü şeyler oldu. Bayrak direğine çıkan bir kişi öldü, iki İngiliz askeri de kalçasından yaralı, dediler; öfke ve telaş içindeydiler.
Ben de kendilerine şunu söyledim:
Sizi kaç gündür uyarıyorum. Bu işe mani olabilirdiniz, olmadınız. Üstelik vurulan İngiliz askerleri de motosikletli fanatiği direğe doğru yönlendirdiler. Engel olabilirlerdi, olmadılar. Merak etmeyin albayım; biz iki İngiliz askerini uyardık. İsteseydik öldürebilirdik, ama sadece uyardık, öldürmedik. Onun için kalçalarından vurduk.”
BM Kurmay Başkanı İngiliz Albay yüksek sesle,
“Ölebilirlerdi, Generalim!”
der.
İngiliz Albay küstahlaşınca, Kundakçı Paşa odadaki havalı tabancayı alır ve albaya,
“Yan taraftaki hedefi yenile”
der. Albay şaşkındır ama hedefi yeniler. Kundakçı Paşa 25 metreden 5 el ateş eder ve,
“Okuyun puanları, albayım”
der. Puanlar okunur; 50 üzerinden 5 kurşun da 49’a isabet edince İngiliz Albay şaşırır ve susar.
Korgeneral Kundakçı sözlerini şöyle tamamlar:
“Şimdi anladınız mı? Türk bayrağını indirmek isteyeni şah damarından vurup öldürmek istedik ve öldürdük. Sizin iki İngiliz askerini öldürmek istemedik; sadece uyardık.”
Bu milletin kutsallari vardır.
Toprak
Bayrak
Ezan
Kim ki o kirli elleri ile uzanır rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun dediği gibi;
“Kan dökmeyi seven bir millet değiliz, ancak söz konusu vatan ise; dünyanın şah damarını keseriz”
Şanlı Türk Bayrağı’na el uzatmaya cüret edenler ve arkasındaki odaklar bilmelidir ki, bu ihanetin hesabı sorulacak, bedeli misliyle ödetilecektir.
Selâm ve dua ile.
Bülent Ertekin
Yorumlar
Kalan Karakter: