KİBRİT ÇÖPÜ KADAR HİZMETİ KÜÇÜK GÖRMEYİN
Toplumda sıkça duyduğumuz bir kelime vardır:
Hizmet...
Hizmet...
Hizmet...
Siyasette, sivil toplumda, dini sohbetlerde ve gündelik hayatın içinde bu kavramı sık sık tekrar ederiz. Ancak çoğu zaman hizmetin gerçek anlamı üzerinde yeterince durmayız.
Çünkü insanın içinde, her zaman onu geri çekmeye çalışan bir başka ses daha vardır: nefsi.
Nefis bazen şöyle fısıldar:
“Boş ver… Sana ne el âleme hizmetten! Bir akıllı sen misin? Bırak başkaları yapsın.”
Oysa hakikat bunun tam tersidir.
Hizmet, Cenâb-ı Hakk’ın kullarına yüklediği ictimaî bir kulluk vazifesidir. Mümin, Rabbine yöneldiği her namazda şu sözü tekrar eder:
“Ancak Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım isteriz.”
Bu söz yalnızca bir dua değil, aynı zamanda bir hayat prensibidir.
Bu yüzden müminin hayatı, mahlûkâta hizmetle anlam kazanır. Hizmet insanın vicdanındaki olgunluğu ortaya koyan en güzel aynadır. Hatta denilebilir ki hizmet, insanın vicdanının kartvizitidir.
Gerçek hizmet; nefsin hodgâmlığından sıyrılıp diğergâm bir ruhla başkalarına yönelmektir. Yani insanın kendi rahatını değil, başkalarının faydasını düşünmesidir. Çünkü hizmetin özünde Allah’ın rızasını aramak vardır.
Bu nedenle yapılacak en küçük iyiliği dahi küçümsememek gerekir. Bazen bir söz, bazen bir tebessüm, bazen de küçük bir yardım insanın hayatında büyük bir kapı açabilir.
Bu noktada büyüklerin şu öğüdü oldukça manidardır:
“Kardeşlerim, size kibrit çöpü kadar bir hizmet düşerse sakın küçük görmeyin. Onu en büyük hizmet kabul edin ve ihmal etmeyin. Çünkü yaptığınız hizmetler Levh-i Mahfuz’da yazılmaktadır. Onu Allah’ın huzuruna vardığınızda göreceksiniz.”
Aslında mesele biraz da sonuç beklentisiyle ilgilidir. Günümüz insanı çoğu zaman yaptığı işin hemen meyve vermesini ister. Oysa hakikatte insan sonuçtan değil, gayretten sorumludur.
Bunu anlatan meşhur bir örnek vardır: Bambu ağacı.
Çin’de bambu tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Ancak aradan bir yıl, iki yıl, hatta beş yıl geçmesine rağmen toprak üstünde hiçbir filiz görülmez. Fakat sabırla bakım devam eder. Beşinci yılın sonunda bambu aniden filizlenir ve yalnızca altı hafta içinde yaklaşık 27 metre yüksekliğe ulaşır.
Şimdi şu soruyu sormak gerekir:
Bu ağaç altı haftada mı büyümüştür, yoksa beş yıl altı haftada mı?
Elbette gerçek cevap ikincisidir. Çünkü o altı haftalık büyümenin arkasında beş yıllık sabır vardır.
İşte hizmet de böyledir. Yapılan iyiliklerin sonucu hemen görünmeyebilir. Fakat sabırla atılan her adım, görünmeyen bir kök gibi toprağın altında büyümeye devam eder.
Bu nedenle müminin görevi neticeyi zorlamak değil, vazifesini yerine getirmektir. Neticeyi takdir edecek olan ise yalnızca Allah’tır.
Bu yüzden insan bazen yorulsa da, bazen umutsuzluğa kapılsa da şu hakikati unutmamalıdır:
Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi:
“Üzülme! Davanın sahibi Hak’tır.
Hak olan davada zafer muhakkaktır.”
Unutmayalım:
Bazen bir toplumun kaderi büyük projelerle değil, kibrit çöpü kadar görülen küçük hizmetlerle değişir.
Selâm ve dua ile…
Bülent Ertekin
Yorumlar
Kalan Karakter: