Özledim….
Yayınlanma :
27.11.2018 22:26
Güncelleme
: 27.11.2018 22:26
Egzoz gazları ile ciğerlerimizi mahvetmeyi düşünmeyen…
Sinir bozucu klaksiyon ve fren sesleriyle beynimize hücum etmeyen…
Sokaklarında bisikletlerin, paytonların gezdiği..
Aç gözlü paragöz müteahitlerin sefertasına çevirdikleri ruhsuz beton yığınları yerine bahçesinde kayrak taşların yer aldığı, erguvanların, ıhlamur çiçeklerinin açtığı evleri…
Küçücük, şipşirin tahta kepengli pencerelerde konserve kutularına dikilmiş rengarenk karanfillerin süslediği, çivit boyanın insanı sarıp sarmaladığı badanalı tek katlı evleri…
Sokaklarında mahalle çocuklarının oyunlar oynadığı yeşil alanları…
Kapı zilinin bir yerlere yetişme telaşındaki hızlılığa inat ahşap kapısında zarif işlemeli metal tokmaklı evleri..
Yıldızları ile övünmeyen…
Samimiyeti ve içtenliği ile size bir dost kapısı aralayan dünün pansiyonu bugünün butik otelini…
Aydınlatmasında yağacak yağmuru ve gelecek fatura gerginliğini yaşamayan; Allahın lütfu, ikramı güneşi, rüzgarı kullanan şehirleri…
Hamburger, tost, fast food dayatmalarına karşın yerel tatları öne çıkartıp. Ahşap sandalyanın huzurunda sakin sakin dostunuzla sohbet ederken yediğiniz yemeklerin tadını…
Türünü, cinsini bilmemede boy boy rengarenk ağaçların kapladığı, çiçeklerle süslenmiş parklarda oturup,en sevdiğiniz kişiyle sohbet ederken gelene geçene” Günaydın” diyebilmek…
Lavanta ve leylaklarla süslü caddelerde oksijeni ciğerlerinizi patlatana kadar çekebilmeyi…
Geniş cadde ve sokaklarında zevksiz panoların olmadığı, şehrin ana karterlerinde en süslüsünden tabela kirliliğin yaşanmadığı, gece neonlu aydınlatmanın gökyüzündeki yıldızları bile örttüğü gece kirliliğini olmadığı…
Hele hele çatılarında ecüc bücüc çapları farklı anten ve çanakların yer almadığı…
Modern şehir pozlarında insana dayatılan Süpermarketlerin yerine Mahallenin emniyet sibobu bakkal amcanın sevecen bakışlarını….
Mahallenin sıkıntısında, sevincinde ortak tek bir yürek olmayı beceren,gönül dostlarının olduğu mahalleyi
Açgözlü hormon celladı pazarcıların yerine alın teri ve helal kazanmayı en bereketli kazanç gören, kendi yetiştirdiği tamamen doğal ürünlerin küçücük tezgahına koyarak insanları bekleyen esnafı…
Arabasının teybini sonuna kadar açan görgüsüz zamane yetmelerine inat, komşusunu rahatsız etmemek için parmaklarının ucuna barsak yürüyenleri…
Yemek kültüründen, şehir planlamasına kadar sakinlik, yavaşlık ve tarihe mirasa saygılı, insanına cebindeki parasına, sırtındaki kürkünü görmeden insan olduğu için değer veren, insanı yaratandan dolayı kutsayan bir anlayışı…
Özledim…
Özledim, çok özledim be…
Bunu ötesi var mı…
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: