Kayıtlara göre her hafta bir polis intihar ediyor
Peki halkın güvenliğini sağlamakla görevli insanların güvenliğini kim sağlayacak?
İntihar dediğin şey, yani şakağa silah dayayıp tetiklemek, çaresizlik falan değil, hunharca saldırıya uğramanın neticesidir
Kim bu saldırganlar?
Örneğin: Polisin de insan olduğunu zerre kadar hatırlamayan , aleyhinde hazırlanmış kanunlar olabilir mi?
Örneğin; Vazife sırasında kendisine sopalarla saldıran haysiyetsiz insanların tutuksuz yargılanmak üzere salıverilmesi, intihar çorbasında bir tutam tuz olabilir mi?
Örneğin; Evde karısı içkiyi yasakladığı için gece yarısı dışarda zibidi arkadaşlarıyla dandik arabalarda kafayı bulup, yakalanınca, "senin maaşını ben veriyorum ulan! " Diye nara atıp, devleti itin gözüne sokan serserilere tanınan sessiz imtiyaz yasaları, intihar yolunda teşvik edici bir ilaç olabilir mi?
Örneğin; Koruma adı altında maşallah önüne gelene serpiştirilen memurların, çarşı pazar alış verişine yollanması, şemsiye tutturulması, çanta taşıtılması, kısacası, subliminal olarak uşaklık veya hizmetçilik branşlarında çalıştırılması, bunalım tünelinde kara bir delik olabilir mi?
Örneğin; Evde karısına söz geçiremeyen ama polise, "Sen benim kim olduğumu biliyor musun? " sözleriyle atar yaparak tatmin olan ezik ve kişiliksiz tiplere gerçekten de sahip çıkılması, polisin gardının düşmesinde yıkıcı bir depresyon olabilir mi?
Örneğin; Yıllardır bir sürü adam alınmasına rağmen, karakollarda bir türlü yeterli personel sayısına ulaşılmaması, mevcut personelin iki kat eforla çalıştırılarak, bir koyundan iki post çıkarılmasının gelenek haline getirilmesi, kafayı yemeye doğru atılan adımlardan biri olabilir mi?
Örneğin; Silahlı Kuvvetlerde karacının havacııya, havacının denizciye, denizcinin jandarmaya çorba edilmediği, herkesin kendi branşında işini yaptığı halde, emniyet mensuplarının "ne iş olsa yaparım" misali, maça, güzergaha, kavgaya, trafiğe, nerde boşluk varsa oraya gönderilmesi , değersizleştiği intibaını yaratmış olabilir mi?
Örneğin; Mesaisinin başlangıcının da bitiminin de ucunun açık olması, kahır kumbarasında biriken sebeplerden biri olabilir mi?
Örneğin; Her yıl Polis Teşkilatının kuruluş yıl dönümü yaklaşırken, hükümetler tarafından sadece maddiyat gözetilerek "polisin durumunu iyileştireceğiz" Şeklindeki balonların havaya bırakılması, bu insanların paragöz olduğu, itibarlarına ise önem vermediği algısıyla topluma lanse edilmesi zorlarına gidiyor olabilir mi?
BAKIN BEN SİZE BİR YAŞANMIŞLIK ANLATAYIM
Vakti zamanında, bir bayram arefesinde Izmir'in bir il emniyet müdürü, Karşıyaka iskelesinin önünden geçerken, makam arabasını durdur ve Karşıyaka çarşısına girer
Yavaş yavaş merkez karakoluna doğru yürümeye başlar
İstasyon tarafında tarihi karakol binası vardır ve restorasyon yapılması gündemdedir
Polis dostu bir vatandaş hızlı adımlarla karakol önündeki nöbetçiye yanaşır ve "Abi sizin emniyet müdürü çarşıda, yürüye yürüye geliyor, haberiniz olsun" Der
Tabi nöbetçi , komisere seslenir, komiser memurlara derken herkes toparlanır vesaire
İki dakika sonra müdür görünür
Elleri paltosunun cebinde vitrinlere baka baka gelmektedir
Tam karakolun önüne geldiğinde karşı kaldırıma geçer
Nöbetçi esas duruşta, gözü müdürdedir
Müdür başını kaldırır, çatıya bakar
Yavaş yavaş gözleri çatıdan balkona, balkondan zemin kata seyreder
Dakikalarca komple bütün binaya alıcı gözle bakar, süzer
Muhtemelen yenilenmek amacıyla ve restorasyon niyetiyle karakolun dışını iyice sindire sindire inceler
Sonra....
Hiç kimseye selam sabah vermeden yavaşça sağa döner, istasyona doğru yürür
Koruması ve makam arabası O'nu istasyonda beklemektedir
Arabasına binip gözden kaybolurken, nöbetçi halâ çapraz tutuşta, grup amiri esas duruşta, mukayyit merdivende put gibi kala kalmıştır
ŞİMDİ :
Herkes gibi polisin de paraya elbette ihtiyacı vardır ama bütün dert bu değildir
Her yıl maddiyatı kast edip, "polisin durumunu iyileştireceğiz" diye fırlatılan kuru sıkılarından gına geldi
Polisin, aniden bir karakola girip, "şurdan bi çay söyleyin de azcık dertleşelim" Diyecek müdürlere ihtiyacı var
Korkmayın!
Gözünü kırpmadan şehadete koşan bu çocuklar, sizinle tavla oynamaya kalkmazlar
Herkes yerini de haddini de bilir
Hiç bir polisin aldığı maaş canının karşılığı değildir
Kafayı çekip de "benim vergilerimle maaş alıyorsun! " Diyen hiçbir zibidi, ailesini bu devlete ipotek eden polislerin maaşını ödeyecek kadar zengin değildir!
Hatta ayağına don alacak parası bile yoktur serserinin
Bu çocukların, sırtlarına basıp reklam yapan yöneticilere değil, kollarına girip beraber koşan yöneticilere ihtiyacı var!
Tavşana kaç, tazıya tut yasaları, polisi yoruyor ve itibarını zedeliyor
Yıllarca süslü kürsü hitabetleriyle sadece günü kurtardı siyasetçiler
Mesele para değil, itibar!
Serengeti kırsalında aslanı vurup üstüne basarak poz veren avcı misali, medyanın karşısına geçip kendi polisine trafik cezası yazmakla övünen bir emniyet müdürü dile getirileceğine, her yıl 10 Nisan yaklaşırken, kıdem tazminatı, ek gösterge gibi konularda ağlaşıp durmak ne kadar kahredicidir!
Şimdi o müdürün trafik cezası yazdığı için böbürlendiği polis memuru hasbelkader şehit olsa, müdür bey cenazede kürsüye çıkıp ne söyler acaba?
"Rahmetliye fena kitlemiştim cezayı" mı diyecek, yoksa "sen ölmedin kalbimizde yaşıyorsun" falan diye sallayacak mı?
Hiç mi utanmayacak?
Siz hiç astındaki subaya/astsubaya ceza yazıp medyada böbürlenen bir jandarma albayı gördünüz mü?
Göremezsiniz!
Çünkü meslek ahlakı başka bir şeydir
Siyasi zedelenmeye maruz kalmamak için polisin dizginlerini sürekli kasanlara söyleyin de, önce itibarınızı yerden alsınlar, sonra tazminatı göstergeyi hatırlatırsınız
Neyse....
Şehitlerimize rahmet, ailelerine sabır dilerim
POLİSİN ADI VAR KENDİ YOK!
Kayıtlara göre her hafta bir polis intihar ediyor Peki halkın güvenliğini sağlamakla görevli insanların güvenliğini kim sağlayacak?
Yayınlanma :
23.03.2026 19:38
Güncelleme
: 23.03.2026 19:38
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: