Vakt-i zamanında, telefonum çaldı, açtım...
Gazetenin sahibi karşımdaki...
"Son yazdığın yazıyı kaldırmamı istiyorlar, ne dersin? " Dedi...
"Asla! " Dedim, tükürdüğümü yalamam...
Kapattık telefonu…
Az sonra yine çaldı telefon,
yabancı bir numara arıyor, açtım…
Basın danışmanıymış (!)
Beni mamalık korkak gazetecilerden zannetmiş olmalı ki; oldukça kaba bir uslüple, selamsız sabahsız, senli benli hitap ederek;
"Başkan hakkında bir yazı yazmışsın" Dedi.
Bekledi ki, "Bi yanlış yaptık ağam" Dememi…
"Ne olmuş yazdıysam? Yalan mı yazdık, iftira mı attık? Sorun ne? " Dedim…
Danışman yelkeni suya indirdi.
Az öncekinin tam aksi bir uslüple, "Yazıyı kaldırmanızı rica edeceğim, ailenin itibarı" vesaire gibi birkaç boş cümle kurdu…
"Ben yazıyı kaldırmam, gazete kaldırırsa da bir daha oraya yazı yazmam, git söyle" Dedim.
Konuyu kapattık…
Kapattık zannetmiştim ki, artık nasıl bir pazarlık yapıldıysa, gazeteden tekrar aradılar…
Vay efendim kavga iyi değilmiş de, didişmek hoş değilmiş de, nereye kadarmış da, vesaire vesaire damardan bana girmeye çalıştılar.
Nuh dedim peygamber demedim…
"Döneklik karakterime ters" dedim!
Fakat ertesi gün baktım yazıyı kaldırmışlar…
Basın danışmanının görevinin, sıkı pazarlıklar sonucu yazı kaldırtıp indirtmek olduğunu o gün öğrendim.
Bunları neden yazdım biliyor musunuz?
Hiç üstlerine vazife olmadığı halde, yolumu kesip "abi çok yükleniyorsun" Diyerek durumdan vazife çıkaranlar var ya?
Onlar bilsin diye yazdım
Nelerle uğraştığımı bilsinler diye yazdım.
Olabilir, sizin bir takım korkularınız elbette vardır birader…
Anlayış gösteriyorum…
Ama bırakın da ben konuşayım birader.
Karşımızda sosyal demokrasinin faşist sinyalcileri var, bırakın da ben yazayım.
Gazeteciler gününde sosyal demokrasiden, özgürlükten dem vurup, sahnenin arkasında faşist yaklaşımlarla insanları sindirmeye çalışanlara pabuç bırakmak benim karakterime ters düşer…
Efendim zaten okumuyorlarmış yazılarımı…
Varsın okumasınlar!
Ben okusunlar diye değil, millet kimin ne mal olduğunu görsün diye yazıyorum!..
Beni tenkid eden gündelikçi arkadaşlar, dikkatli yürüyün bu kaygan zeminde…
Sosyal demokrat kılığına bürünen faşistler, çaresiz kaldıklarını hissettikleri gün, pusulayı size çevirirler.
Benim tuzum kuru ayıptır söylemesi…
Basın danışmanı zannettiğiniz çantacıların ve mamacı gazete sahiplerinin bunu bilmesi gerekir…
SOSYAL DEMOKRASİNİN FAŞİSTLERİ!
Vakt-i zamanında, telefonum çaldı, açtım... Gazetenin sahibi karşımdaki... "Son yazdığın yazıyı kaldırmamı istiyorlar, ne dersin? " Dedi...
Yayınlanma :
20.02.2026 18:12
Güncelleme
: 20.02.2026 18:12
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: