KARI–KOCA İLİŞKİSİ
Bismillahirrahmanirrahim.
Karı–koca ilişkisi nasıl olmalıdır?
Eşler, birbirlerine kıymet ve değer vermelidir.
Aile kavramı, karı–koca olmaktan geçer.
Eşler aileyi, aileler toplumu, toplumlar ise ülkeleri oluşturur.
Yazdıklarımız feministlerin ağrına gidebilir.
Kadın, ömrünü ailesine adayarak geçirmelidir.
Erkek de ailesine ömrünü feda etmelidir.
Dayatılan feminizm kuralları, aileyi yıkma politikası üzerine kuruludur.
“Erkeğe köle olma, çocuklara bakma, kocana karşı gel; her istediğini yapma.
Sen hür bir kadınsın, istediğini yapabilirsin.”
İslam, bu sistem ve dayatmalara asla izin vermez.
Bizim örf ve adetlerimizde böyle bir kadın portresi yoktur.
İslam, kadına kocasına köle olmayı değil, eş olmayı emreder.
Özgürlük diye feministlerin dayattıkları söylemlere bakalım:
“Sen de kazan, ona muhtaç olma.
Sen de istediğini yapabilirsin.
Yemek yapmana gerek yok.
Ev işleri seni ilgilendirmez…”
Ve daha niceleri.
Ama kadınları meta olarak kullanmak özgürlük!
Sakal reklamında kadın oynatmak özgürlük!
Bir kadın tıraş reklamında oynar ama bu doğru; özgürlük!
Günümüzde “kadınlar özgürdür” diyerek kadınlarımızın birçoğunu mahvettiler.
Sokaklarda özgürlük diye çığırtkanlık yapanlar,
kızlarımızın ve kadınlarımızın özgürlüğü soyunmak zannetmesine sebep oldu.
Evet, feminizm bir yerde başarılı oldu:
“Hürsün, eşitsin, istediğini yapabilirsin.”
Bunlar asla özgürlük değildir;
bunlar aileyi bitirme sistemidir.
Eşi çay istediğinde “Kalk al, ben senin kölen miyim?” deniliyor.
Ama iş yerinde yabancı erkeklere
“Çayınız, kahveniz nasıl olsun?” deniyor.
Tuhaf değil mi?
Marketlerde her gelen müşteriye “Hoş geldiniz efendim” demek özgürlük ve eşitlik;
eşe “efendim” demek veya çay ikram etmek kölelik sayılıyor.
İşte sistem, kadına kadınlığını; erkeğe de erkekliğini unutturdu.
Bir kadın köle olacaksa ailesi için olsun.
Bir erkek de ailesi için cihana köle olsun.
Kimseye muhtaç etmeyecek,
onları sultanlar gibi yaşatıp el üstünde tutacak.
Yapılan araştırmalara göre, çalışan kadınlar çalışma hayatından şikâyetçiymiş.
Ev hanımları ise rahatlıktan şikâyetçiymiş.
Biri çalışmaktan bıkmış,
diğeri yatmaktan bıkmış.
“Ben özgürüm” diyerek boşanan eşlerin ekseriyeti,
kendilerini anne ve babasının yanında dahi rahatsız hissediyormuş.
Aile, işte bu kadar önemli bir yapı taşıdır.
Bir kadın eşine karşı gelmemeli, onunla yarışmamalıdır.
Ailede iş paylaşımı vardır.
Erkek; yeme, içme, giyme, barınma ve tüm temel ihtiyaçları karşılamakla sorumlu ve yükümlüdür.
Kadının görevi ise aileyi toparlamak ve her türlü dış etkenden korumaktır.
İslam, erkeğe yüklediği sorumlulukları kadına yüklememiştir.
Feminizm; anne olmayı, ev hanımı olmayı, eşe hizmet etmeyi kölelik olarak görür.
Asıl kölelik, sultanlıktan feminizme geçiştir.
Bir toplumu yok etmek isterseniz,
aileyi yok edin; kadını erkekle kıyas edin.
Bizler de diyoruz ki, bir erkek ile kadın asla eşit olamaz.
Ne bedenen ne de kuvvet bakımından.
Erkek korumacı ve sahiplenicidir.
Kadın ise hassas ve narindir.
Ey feministler!
Kadınlar erkeklerle asla eşit değildir.
Duygu ve hisleri bile erkekle eşit değilken,
nasıl olur da eşit olurlar?
Bir de özgürlük naraları var.
Çıplaklık özgürlük değildir.
Ahmet Sağlam
Yorumlar
Kalan Karakter: