DİKKAT! FİZİK, KERAMETLERİ AÇIKLIYOR!
Esselamü Aleyküm Evliyaları sevenler ve dahi Evliyalara laf ettirmeyenler…
Fizik öğrencisi iken beni en çok heyecanlandıran derslerdi: Kuantum fiziği ve Atom fiziği dersleri. Ayetler, hadisler, miraç hadisesi, Allah dostlarının kerametleri gözümde canlanır ve her şeye ispat isteyen inkarcılara artık cevap verebilecek olmanın mutluluğunu yaşardım..
Sizlerin de heyecanlanması için bu yazıyı kaleme almaya niyetlendik. İstifadeye vesile ola..
Allah dostlarının hayatlarını okurken ya da dinlerken hepimiz duymuşuzdur; Bast-ı Zaman, Tayy-i Mekan kavramları ile kerametleri. Neyi ifade eder bu kavramlar?
Bast-ı Zaman: Allah’ın lütfu ile zamanın genişlemesi, bereketlenmesi, az vakitte çok işlerin görülmesi olarak tanımlanır.
Tayy-i Mekan: Çok hızlı yer değiştirme (günümüz tabiri ile ışınlanma), mekanın dürülmesi, aynı anda birden fazla yerde bulunma olarak ifade edilir.
Düşünüldüğünde Tayy-ı mekan ve Bast-ı zaman kavramları aynı noktada birleşir: Bir anda çok uzak bir yere giden kişi, aslında zamanı kendi lehine "genişletmiş" olur.
Allah’ın izni ve ikramıyla zamanı büken evliyalara örnekler verelim.
Hüccetül İslam İmam Gazali hz, genç yaşta vefat etmesine rağmen yazdığı beş yüzden fazla eserin sayfa sayısını yaşadığı gün sayısına böldüğümüzde; günlük ortalama yazma hızının insan üstü olduğu belirtilir.
Somuncu Baba (Şeyh Hamidi Veli) hz, Bursa Ulu Caminin açılışında okuduğu efsane hutbeden sonra caminin üç kapısında aynı anda bulunarak, kapılardan çıkan cemaatin hepsi ile tek tek görüşmüştür.
Aziz Mahmut Hüdai hz’nin kadılık yaptığı dönemde kendisine dava olarak gelen olağanüstü hadise de şöyledir:
İki gözünden sel gibi yaşlar akıtan bir kadıncağız, kocasından şikâyetle mahkemeye mürâcaat etmişti.
“–Kadı Efendi! Kocam her sene hacca gitmeye niyet eder, fakat bir türlü fakirlikten dolayı gidemez. Bu sene de hacca gideceğim diye tutturdu. Hattâ: «–Eğer bu sene hacca gidemezsem seni boşayacağım!» dedi. Daha sonra Kurban Bayramına yakın ortalıktan kayboluverdi. Beş altı gün sonra da ortaya çıkıp hacca gidip geldiğini söyledi. Hiç böyle bir şey olur mu? Kadı Efendi! Artık bu yalancı adamdan boşanmak istiyorum!..”
Kadı Mahmûd Efendi, yapılan şikâyetin tahkîki için kadının kocasını çağırttı ve ona hanımının söylediklerinin doğru olup olmadığını sordu. Adam cevâben:
“–Kadı Efendi! Hanımımın söyledikleri de doğrudur, benim söylediklerim de. Bilesiniz ki ben gerçekten hacca gidip gelmiş bulunmaktayım. Hattâ o mübârek beldelerde bâzı Bursalı hacılarla da görüştüm ve kendilerine getirmeleri için birtakım hediyeler emânet ettim...” dedi.
Kadı Mahmûd Efendi şaşırdı:
“–Bu nasıl olur efendi?!.” diye sordu.
Adamcağız da anlatmaya başladı:
“–Efendim, her sene olduğu gibi bu sene de hacca gidemeyince, büyük bir üzüntüyle Eskici Mehmed Dede’ye gittim. O da, benim elimi tutarak gözümü yummamı istedi. Gözümü açtığımda ise Kâbe’deydim!.. Kadı efendi! Allah Teâlâ’nın düşmanı olan şeytan bir anda bütün dünyayı dolaşıyor da, Allah dostu olan has bir kul, niçin bir anda Kâbe’ye gidemesin?” dedi.
Kadı Mahmûd Efendi, kararı Bursalı hacıların dönüşüne tehir etti. Bursalı hacılar döndüğünde meselenin doğruluğu anlaşıldı ve dava iptal edildi.
Bunlar gibi Allah dostlarından nice misaller verebileceğimiz konumuzda, Tayy-i Mekan’ında Bast-ı Zamanında zirve noktası şüphesiz Efendimiz (s.a.v)’in Miraç mucizesidir.
“Kulunu (Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-’ı) bir gece, Mescid-i Harâm’dan kendisine bâzı âyetlerimizi göstermek için, etrâfını mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allâh, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hakkıyla görendir.” (İsrâ, 1)
Hepimizin hayatında küçük bir numune olarak yaşadığı bast-ı zaman; rüyalarımızdır. Birkaç saniye ya da dakika süren rüya aleminde yaptıklarımızı yaşadıklarımızı günlerce anlatabiliriz.
Zamanın göreceliliğine en büyük delillerden Ashabı Kehf’in durumu da bizler için ibrettir:
“Onlar mağaralarında üç yüzyıl kaldılar, buna dokuz yıl da ilâve ettiler.” (Kehf, 25)
“İşte böyle uyuttuğumuz gibi onları uyandırdık da birbirlerine sormaya başladılar; içlerinden biri, “Ne kadar kaldınız?” dedi. (Diğerleri) “Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık” dediler ve eklediler, “Kaldığınız müddeti Rabbiniz daha iyi bilir...” (Kehf, 19)
Kuantum Fiziğinin kurucularından Einsten, 1905 yılında yayınladığı Özel Görelilik teorisinde: Zamanın mutlak olmadığını, ışık hızına yaklaştıkça zamanın daha yavaş aktığını yani zamanın genişlediğini söylemiştir. Ayrıca bir gözlemci için eş zamanlı olan iki olay, başka bir gözlemci için eş zamanlı olmayabilir.
Zaman genişlemesinin ölçülüp hesaplanabildiği en güzel hadiselerden biri; atom altı parçacıklardan Müon’un başına gelenlerdir.
Kozmik ışınlar Dünya atmosferinin üst tabakalarına çarptığında müonlar oluşur ve ışık hızına çok yakın (0,98c) bir hızla yeryüzüne doğru ilerlerler.
Müonların ömrü, dünyadaki laboratuvar ortamında (durgun halde) sadece 2,2 mikrosaniyedir. Bu kısa sürede, ışık hızına yakın olsalar bile, yaklaşık 650 metre yol katettikten sonra yok olurlar. Ancak atmosferin kalınlığı 10 km'den fazla olmasına rağmen müonlar yer yüzüne ulaşıyor.. Bu durum, yüksek hızda hareket eden müonlar için zamanın genişlediğini (yavaş aktığını) kanıtlamaktadır.
Dışarıdaki (dünyadaki) bir gözlemciye göre müonun ömrü uzamış, müonun kendi referans çerçevesinde ise alması gereken mesafe kısalmıştır. (bastı zaman- tayyi mekan)
Bir başka deney de Atom Saatleri Deneyidir: 1971'de jet uçaklarına yerleştirilen süper hassas atom saatleri, yüksek hızlarda seyahat ettikten sonra yerdeki saatlerle karşılaştırılmış ve uçaktaki saatlerin daha yavaş çalıştığı tespit edilmiştir.
Bu deneyler, zaman ve mekanın mutlak olmadığını, hıza bağlı olarak değiştiğini ispatlamıştır.
Bugün günlük hayatta kullandığımız teknolojilerin birçoğu, görelilik teorisine dayanıyor. Örneğin uydulardaki saatler, dünyadaki saatlere göre günde yaklaşık 45 mikrosaniye daha hızlı ilerler. Eğer Einstein'ın denklemleri kullanılarak bu 45 mikrosaniyelik fark her gün düzeltilmezse, navigasyon cihazından gelen bilgiler 10 kilometreye kadar yanılmamıza neden olabilir.
Peki evliyalar hangi hızda hareket ediyor?
Üstat Bediüzzaman hazretlerinin Mesnevi i Nuriye de enfes bir değerlendirmesi var: “Kitab-ı Yavâkit’in rivayetine göre, İmam-ı Şa’rânî bir günde iki buçuk defa kocaman Fütuhat-ı Mekkiye namındaki büyük mecmuayı mütalâa etmiştir. Bu gibi vukuat istiğrabla (şaşkınlıkla) inkâr edilmesin. Zira bu gibi garip meseleleri tasdike yaklaştıran misaller pek çoktur. Meselâ, rüyada bir saat zarfında bir senenin geçtiğini ve pek çok işler görüldüğünü görüyorsun. Eğer o saatte o işlere bedel Kur’ân okumuş olsaydın, birkaç hatim okumuş olurdun. Bu hâlet evliya için hâlet-i yakazada inkişaf eder. Zaman inbisat eder. Mesele ruhun dairesine yaklaşır. Ruh zaten zamanla mukayyed değildir. Ruhu cismâniyetine galip olan evliyanın işleri, fiilleri, sür’at-i ruh mizanıyla cereyan eder.”
Ruhun hızı diyor üstat, ruhun hızı belki ışık hızı belki ışık hızından da fazla..
Nefsinin tesirinden kurtulup onu terbiye edenler ve ruhu inkişaf edenler için Rabbimizin lütfu ikramı sonsuz.. Ruhu ile hareket edenlere Selam olsun!
"Sübhansın yâ Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki?" (Bakara, 2/32)
Emine Aydemir
Yorumlar
Kalan Karakter: