Geciken Adalet, Yıllarca Süren Dava dosyaları ve Mazlumun Bekleyişi
Çünkü ortada inkâr edilemez bir gerçek var ki yıllarca süren davalar, iftirayla hayatı kararan insanlar, kendini doğru dürüst savunamadan cezaevlerinde çürüyen mazlumlar.
Şahsımın da mağdur oldu bu durum, ülkemizin adalet konusunda dinmeyen acısı ve ağrısıdır. Dosyalar kabarıyor, bitmeye dosyalar ve her yıl klasörler büyüyor ama adalet yerinde sayıyor. Yeni adliye binaları inşa ediliyor, personel sayıları artıyor ama davalar yıllarca uzuyor.
Bir boşanma davasının 7 yıl sürdüğü bir sistemden bahsediyoruz. Üstelik ortada maddi deliller varken! İstinafı, Yargıtay’ı derken bu süre 10 yılı aşıyor. Peki bu süreçte ne oluyor?
Bir ömür gidiyor, insan biyolojik ve maddi olarak yıpranıyor. Aileler dağılıyor, çocuklar travmayla büyüyor, insanlar hayatlarının en verimli yıllarını mahkeme kapılarında tüketiyor ve yeni hayat kuramıyor. En basit bir hukuk davasının bile yerelde 5 yılın üzerine çıktığı bir düzen, artık sadece “yavaş işleyen” değil, hakkı geciktirerek fiilen ortadan kaldıran bir düzendir.
Çünkü hukukta değişmeyen bir gerçek vardır “Geciken adalet, adalet değildir.”
Bugün halkın en büyük serzenişlerinden biri de şu ki “Güçlü olan kazanıyor, zengin olan kurtuluyor.”
İşte bu algı, adalet sisteminin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikedir. Çünkü adalet sadece dağıtılan bir hüküm değil, aynı zamanda toplumun devlete olan güvenidir.
Eğer vatandaş mahkemeye umutla değil korkuyla giriyorsa, eğer haklı olan değil güçlü olan kazanıyor algısı yerleşmişse, orada sadece hukuk değil, devletin meşruiyeti yara alır.
Bir diğer büyük sorun ise uygulamadaki keyfilik hissidir. Reddi hâkim talepleri, kâğıt üzerinde var, pratikte yok gibi.
Vatandaş “Bu hâkim tarafsız değil” dediğinde, çoğu zaman bu talep ciddiyetle ele alınmıyor. Oysa bir hâkimin hatasını, önyargısını ya da ihmalini yıllarca çeken yine vatandaş oluyor.
Hâkim karar verir, ama o kararın yükünü bir insan ömür boyu taşır.
Bu yüzden mesele sadece teknik bir yargı sorunu değil, doğrudan insan hayatına dokunan bir adalet meselesidir. Bunun birde ilahi adalet boyutu vardır, dünya fani her insan ölümlüdür ya peki Yüce Allah bunu sormaz mı?
Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek, sistemin içinden gelen bir isim. Sahayı bilen, sorunları teoriden değil pratiğin içinden tanıyan bir isim. Bugün halkın beklentisi şu, sorunları görmek değil, çözmek. Çünkü artık sabır sınırına gelinmiş durumda.
Yıllarca süren davalara üst sınır getirilmeli.
Geciken dosyalarda sorumluluk mekanizması işletilmeli.
Hâkimlerin performansı sadece karar sayısıyla değil, adaletin zamanında tecellisiyle ölçülmeli.
Reddi hâkim müessesesi gerçekten işler hale getirilmeli.
Maddi delile rağmen uzayan davalar özel denetime tabi tutulmalı.
En önemlisi, hesap verilebilirlik sağlanmalı, bir dosya 7 yıl sürüyorsa bunun bir izahı olmalı. Bir insan 10 yıl adalet bekliyorsa bunun bir sorumlusu olmalı.
Makul sürede yargılanma hakkı hem Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda hem de taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerde açıkça güvence altına alınmıştır!
Anayasa m.36: Herkesin adil yargılanma hakkı vardır.
Anayasa m.141: “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6: Herkes, davasının makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.
Bu hükümler bir araya geldiğinde ortaya net bir tablo çıkıyor, yargının görevi sadece karar vermek değil, o kararı zamanında vermektir. Bende bu durumdan çok mağdurum ve bu kanun ve anayasalları alenen çiğneyenler var!
Unutulmamalıdır ki; Adalet sarayları ne kadar büyük görkemli olursa olsun, eğer içinde adalet gecikiyorsa o binalar sadece beton yığınıdır. Devletin gücü tankıyla, topuyla değil, mazlumun yanında durabilme cesaretiyle ölçülür. Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey yeni kanunlardan önce, mevcut hukukun hızlı, adil ve eşit uygulanmasıdır. Çünkü bir devletin temeli sarsılırsa, onu ayakta tutan tek şey adalettir.
Sayın Gürlek halkın bu sorununu ivedilikle çözmeli, halkı mağdur eden yargı mensupları hakkında idari işlem yapılması adalete olan ve sayın Gürlek'e olan güveni artıracaktır, umudumuz sayın Gürlek'e tamdır. Allah'a ısmarladık hoşça kalın
Aydın Benli
Siyaset Bilimci/Yazar
Yorumlar
Kalan Karakter: