“Camiler Dolacak Ama İman Az Olacak” ve “Doğru Söyleyenler Yalanlanacak, Yalancılar Doğrulanacak”
Çağın En Keskin İmtihanı
Toplumların çöküşü binaların yıkılmasıyla değil, hakikatin değersizleşmesiyle başlar.
Bugün, Peygamber Efendimiz’in asırlar önce yaptığı uyarıların sosyolojik, ahlaki ve manevi izdüşümlerini yaşıyoruz:
Camiler dolacak ama iman az olacak.
Doğru söyleyen yalanlanacak, yalancı doğrulanacak.
Bu tespit yalnızca bir kehanet değil; zamanın nabzını tutan bir gerçektir.
İbadetin Arttığı Ama İmanın Zayıfladığı Dönem
Evet, camiler doluyor, saflar uzuyor;
bazı günlerde (cuma namazları, bayramlar ve dini günlerde) yoğunluk daha da artıyor.
Ancak şunu unutmamalıyız:
Sokakta kalanlara, açlara ve hastalarımıza hizmette yarışma zamanındayız.
Büyük mimarisi olan camiler olsun fakat bunun ilk ihtiyaç olmadığını akıldan çıkarmayalım.
Çünkü: “Yeryüzü bizlere mescittir.”
Aynı toplumda ise;
Ahlaki çözülme hızlanıyor,
Kul hakkı sıradanlaşıyor,
Merhamet ve vicdan aşınıyor,
Adalet duygusu zayıflıyor.
Bunun adı, şekilcilik çağının yükselişidir.
İbadetin görüntüsü var; fakat ruhu, etkisi ve terbiyesi yok.
Oysa iman sadece bir ritüel değil; bir duruş, bir ahlak ve bir adalet bilincidir.
Bu bilinç eksildikçe camiler ne kadar dolarsa dolsun, toplumda karanlık büyür.
Doğruların Susturulduğu, Yalancıların Alkışlandığı Çağ
Bugün doğrular çoğu zaman “aşırı”, “kaba”, “uygunsuz” bulunuyor.
Hakikat dile getirildiğinde rahatsız edici;
yalan söylendiğinde ise “politik” ve “makul” sayılıyor.
Bu tablo, Peygamberimizin haber verdiği ahlaki ters yüz oluşun tam karşılığıdır:
Hakikat değersizleşir,
Yalan makyajlanır ve meşrulaştırılır,
Dürüst insan yalnızlaştırılır,
Menfaat düşkünü öne çıkarılır.
Bu, bir toplum için en tehlikeli eşiktir.
Çünkü yalanın doğrulandığı ülkede adalet susar;
adaletin sustuğu toplumda ise iman zayıflar.
Bu Dönem Bir Çöküş Değil, Bir Ayıklanmadır.
Böylesi zamanlar toplumları bitirmek için değil, özünü arındırmak için belirir.
Bu dönem;
Gösteriş ibadeti ile gerçek iman birbirinden ayrılır,
Hakikat sevdalıları ile menfaat ehli ortaya çıkar,
Vicdana sahip olan ile koltuğa sahip olan ayırt edilir.
Asıl imtihan şudur:
Doğruyu yalnız kaldığında da savunabilmek;
imanı kalabalıkta değil, karanlıkta da koruyabilmek.
KAÇEP’in Bakışıyla: Kadının Sesi, Toplumun Vicdanıdır
Biz kadınlar;
milletin ahlak pusulasını tutan,
yalanın en önce bize çarptığını gören,
doğrunun bedelini de en önce ödeyen kesimiz.
Bu uyarılar bizim için yalnızca dini bir mesaj değil;
aynı zamanda milli bir görev çağrısıdır.
Toplumu yükselten ailedir;
aileyi yükselten ise doğru duruşlu kadındır.
Bugün doğrular yalanlanıyorsa,
biz daha yüksek sesle doğruyu söyleyeceğiz.
Bugün iman zayıflıyorsa,
biz daha güçlü bir ahlakla duracağız.
Bugün yalan güç kazanıyorsa,
biz hakikatin önüne yine de bir set çekeceğiz.
Son Söz
Camiler dolsun ama kalpler boş kalmasın.
Sözler çoğalsın ama doğruluk eksilmesin.
İbadet artsın ama adalet unutulmasın.
Ve unutmayalım:
Hakikat; kalabalıkların değil, vicdanı temiz olanların omuzlarında yükselir.
“Yeryüzü bizlere mescittir.” Bunu akıldan çıkarmayalım.
Hak edenlere ve hakikati söylemden eyleme taşıyanlara selam eder, selametle kalmaları için dua ederiz.
Bursa Osmangazi İlçe KAÇEP Komisyonu Başkanı,
Özel Gereksinimli Bireyler Derneği Başkanı
Tülay Gürel
Yorumlar
Kalan Karakter: