SEVGİ DİLİ
Birinin sizinle konuşurken hangi üslubu tercih edeceği onun, sergilenen üsluba karşı nasıl tavır sergileyeceğiniz ise sizin bileceğiniz konudur.
Size karşı olan tavrı belirleyen husus, karşınızdaki insana karşı sergilediğiniz tutum ve davranışlarınızda saklıdır. Seviyorsanız sevgi dilini bulursunuz, sevmiyorsanız bakışlardan varlığınıza karşı sevgisizlik vardır.
Gönüllerdeki o ilk baharı herkes göremez. O bahçelerin kilidini de dili sevgi dili olmayan hiçbir anahtar açamaz. Bu yüzdendir sevgi dilini kullanan insanlar yüzyıllar geçse de hep hatırlanır, hiç unutulmaz. Sahi kaç yıl oldu Mevlâna göçüp gideli bu alemden hiç düşündünüz mü? İnsanlara halen onu sevdiren, sözlerini her yerde hatırlatan şey nedir? Tabi ki onu ölümsüz kılan, kullandığı sevgi dilidir. Gelme günahkarlardansan, tövbeni bozmuşsan deseydi ne gideni olurdu ne de hatırlayanı şimdi.
Firavun zamanının zalim muktediridir, ismi ve sevgisi baki kalan ise Musa’dır. Musa halkını tüm peygamberler gibi yüceltmiş, Firavun ise eziyet etmiş ve aşağılamıştır. Yahudilerin peygamberi Hz. Musa hiç unutulmamışken, firavunları kimse bilmez de hatırlamaz artık.
Hz. İsa’yı çarmıha geren, infaz hükmünü verenler kimdi tarih kitaplarında yazmaz. Gel gör ki yeryüzünde iki milyar insanın inandığı dinin peygamberini, İstavroz çıkaran hiçbir Hristiyan anmadan geçemez. Baki kalan, dili sevgi olan Hz. İsa’dır, onu çivileyenler ve çiviler değil.
Kızlarını diri diri toprağa gömen cahil ve sevgisiz Araplar ile putları Kabe’ye dikenlerin, Müslümanlara inandığı için karnına taş koyup işkence edenlerin adı hatırlanmazken, Kabe’ye girip putları yıkan, sevgisiyle tüm Müslümanların salavatı eksiltmediği, resulün adı Muhammet(sav), inanan kalplerde ilelebet yaşayacaktır.
Atatürk’ü Türk’e sevdiren, onu kendine Ata bildiren şey, Türk Milletini yücelten dili, ona beslediği güven, kalbinde milletine karşı taşıdığı sevgidir. Onun güveni, sevgisi ve fedakarlığı hem bir milletin tarihinin akış yönünü değiştirmiş, hem de yüzyıl geçmesine rağmen gönüllerdeki yerini ilelebet perçinlemiştir.
Okullarda, törenlerde adının anılmaması sadece onu sevmeyenlerin problemidir. Şu unutulmamalıdır ki insanlar için de toplumlar için de zorla sevgi olmaz. Zorlamayla da kimse sevdiğinden vazgeçirilemez.
Tarih kötüleri, bölücüleri, zalimleri hatırlamaz. Zamanında Kenan Evren’e yalakalıkta yarışanlar, uyduruk tablolarına milyarlar ödeyenler neredeler? Kim anıyor Paşam diye yere göğe sığdıramadıkları, binlerce kişinin işkencecisi darbeci paşayı.
Deniz Gezmiş’leri, Erdal Eren’leri saygıyla anarız da ne boyunlarına yağlı urganı atan cellatları, ne de kalemlerini kıran hukukun yüz karası yargıçları hiçbirimiz hatırlamayız.
Nazım Hikmet şiirleriyle sonsuza dek bu vatanın evladıdır hep. Onu sürgün edenlerin adı bile hatırlanmaz artık bu topraklarda.
Şehitler, vatan için toprağa düşmüş körpe bedenler, hamurunda sevgi olan fedakarlıkları yüzünden ölümsüzdür bizim için. Dağlarda megri megri gezip, askerine kurşun sıkan, vatanına ihanet eden hainlerin adını bilmeyiz vatan hainlerini sevmediğimizden.
İnsanın hafızası ve bunun aktarıldığı DNA’nın kodu sevgiden oluşur. Bu yüzden sevdiklerini değil, sevmediklerini unutur insan.
Kalp durur, akıl unutur, ölümsüz olan ise sadece ruhtur. Ruh, bir gün bedeni terk etse de sevgi onda hep baki kalacaktır. Sevdiklerinizin ruhuna hitap etmeye, gönül tahtında yer bulmaya bakın.
Gönül bahçesinin çiçekleri nadidedir, özen ister. Hoyrat ellere dokunduranın dalı, yaprağı kırılıp gidermiş.Öyle her önüne gelene kısmet etmeyin içinizdeki çiçeklere dokunmayı, onları koklamayı.
Varsın kibirli desinler size, derinleri görmeyen gözün ayıbı ancak sahibinedir.
Yorumlar
Kalan Karakter: