Yaklaşık 35 yıl önceydi... Birkaç arkadaş bizi ortak bir hobiyle bir arada tutan o uzun yolculuğa çıkmıştık. Olta sallama heyecanı ve birkaç mütevazı malzeme ile başlayan bu serüven; aslında aynı güzergâhta, ayrı gönüllerle yürünen bir yol arkadaşlığıydı. Her ne kadar ortak paydamız "balık avı" olsa da, hayatta olduğu gibi paylarımıza düşenler hep farklıydı.
Göletin dinginliği, ağaçlık bölgelerin o huzur veren havası ve akşam çöktüğünde ateşin başında yapılan o samimi muhabbet... O günkü dünyamızda; bildiğimiz, duyduğumuz ve edindiğimiz bilgilerle harmanlanan sohbetler ile odun ateşinde demlenen çayın tadı benim için paha biçilemezdi.
Bir arkadaşım ufka bakıp, "Şurada bir odundan evim olsa başka ne isterdim ki?" demişti. Güzel bir hayaldi; bir yere kök salma, sahip olma isteğiydi bu.
Diğeri; gün boyu zilleri, kancaları ve misinaları adeta bir aşkla bağlayan, bu yolun görünmez kahramanıydı. Onun dünyası "hazırlık" üzerine kuruluydu. Bir diğerimiz ise suskun, anı yaşayan kapalı bir kutuydu. Ne mutluluğu ne hüznü dışarı taşan, derya gibi bir adamdı; tıpkı önümüzdeki barajın derinliklerinde gizli, bambaşka bir dünya gibi...
Yıllar geçti, o günlerden geriye sadece zihnimize kazınan bu hatıralar kaldı. Hepimiz farklı dünyalara savrulduk, hayat denilen o büyük yarışın içinde ayrı kulvarlara düştük. Geriye dönüp baktığımızda çoğunluğu unutulan anılarla, ama bir o kadar da hızlı, göz açıp kapayıncaya kadar geçen koca bir 51 yıl...
O gün yanımızda sadece bisikletlerimiz ve sırt çantalarımız vardı; sahip olduklarımız onlardan ibaretti. Şimdi ise evler, arabalar, bir sürü eşyalar... Çoğumuzun artık bir ailesi, çocukları var. Ancak geçen yıllarda bir şeyi acı da olsa fark ettim: Kaybettiğim tüm büyüklerim, uğruna ömür tükettikleri her şeyi mirasçılarına bırakıp gittiler. Bizler için de takvim yaprakları aynı sona doğru hızla evriliyor.
Zaman, kaçamayacağımız ve aslında çok da uzak olmayan bir hakikat yolunda akıyor.
Bunca anı, bana hayatın en büyük dersini verdi. Dinin ilk kaidesi iman, imanın ilk adımı ise şehadettir. "Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh." Şehadet, yani şahit olmak...
Anladım ki tüm bu dünya hayatı, aslında bir "şehadet âlemi" imiş. Bizler buraya biriktirmeye değil seyretmeye; hükmetmeye değil fark etmeye gelmişiz. Sahip olduğumuzu sandığımız her şeyin aslında sadece birer "emanet" olduğu gerçeği, kaybettiğimiz dostların ve giden büyüklerin bıraktığı boşlukta gizli. Bizim dediğimiz evler, bizim dediğimiz eşyalar, hatta günün sonunda toprağa teslim edeceğimiz şu bedenimiz dahi bize ait değil.
Yıllar önce o göl kenarında oltasını suya bırakan çocuklar aslında balık değil, hayatın anlamını arıyormuş. Bugün anlıyorum ki insanın bu dünyadaki rütbesi; sahip olduklarının çokluğuyla değil, hakikate ne kadar şahit olduğuyla ölçülüyor. Sahip olma hırsı bizi yeryüzüne bağlarken, şehadet bilinci ruhumuzu özgürleştiriyor.
Son nefeste bizden istenecek olan şey mal varlığımız değil, bu dünyada neye ve nasıl şahitlik ettiğimizdir. Çünkü sonunda mülk gerçek sahibine dönecek; o mülkün sahibi Allah'tır, kul ise gördüğü hakikatle ebedî yolun yolcusu...
Selam ve duayla,
Sahip miyiz, Şahit mi?
Yaklaşık 35 yıl önceydi... Birkaç arkadaş bizi ortak bir hobiyle bir arada tutan o uzun yolculuğa çıkmıştık. Olta sallama heyecanı ve birkaç mütevazı malzeme ile başlayan bu serüven; aslında aynı güzergâhta, ayrı gönüllerle yürünen bir yol arkadaşlığıydı. Her ne kadar ortak paydamız "balık avı" olsa da, hayatta olduğu gibi paylarımıza düşenler hep farklıydı.
Yayınlanma :
23.04.2026 23:49
Güncelleme
: 23.04.2026 23:49
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: