ASRIN FELAKETİ
Saat 04.17… Bir çığlık sesiyle uyanıldı. Binlerce insan o çığlıkla hiç uyanamadı. Çünkü öyle bir çığlıktı ki saniyeler içerisinde binlerce evin yıkılmasının, binlerce insanın aynı anda ölmesinin habercisi gibiydi.
Mevsim kıştı. Yerde kar vardı; bir yandan da gökten yağmur çiseliyordu. Gecenin zifiri karanlığında gökyüzünün bir anda masmavi renge dönüşmesi apayrı, korkutucu bir hâldi… Pazarı pazartesine bağlayan geceydi. Yani hafta sonu tatili bitmiş, hafta içinin planları başlamıştı. Birçok insanın okul, iş gibi planları vardı; herkes sabah erken uyanacaktı. Ama ne çare… Herkes pazartesi sabahına bir felaketle uyandı ya da birçok kişi uyanamadı.
Bu “asrın felaketi” olarak adlandırılan korkunç gecede çok büyük ibretler ve mesajlar vardı. Bir an, sanki kıyamet mi kopuyordu diye düşündüm. Neydi bizi uykumuzdan uyandıran o ses? Teşbihte hata olmaz; sanki sûr’a üflenmişti ve kıyamet kopuyordu. “Acaba anlatılan kıyamet bu olabilir mi?” diye geçirdim içimden.
Yıllar önceydi; çok eskiden, tarihini hatırlayamayacağım kadar önce… Bir rüya görmüştüm. Hava çok soğuktu, şarıl şarıl yağmur yağıyordu. Herkes çığlık çığlığa bir yerlere koşuyordu. “Neler oluyor?” diye soruyordum; “Kıyamet kopuyor” deniliyordu. Çok ağlamış, Rabbime çok yalvarmıştım:
“Allah’ım, ne olur kıyamet kopmasın; henüz hazır değiliz.”
O gözyaşları ve korku içinde kendimi secdeye atmış, namaz kılıp dua ediyordum.
Kalp atışlarımla uykumdan uyandığımda “Oh, çok şükür rüyaymış” diyerek rahatlamıştım. O gördüğüm rüya mı gerçeğin bir habercisiydi, yoksa yaşananlar rüyama mı çok benziyordu, bilemedim. Ama en azından bir rüyaydı ve bitmişti.
06.02.2023 tarihinde yaşananlar karşısında, şaşkınlık ve gözyaşları içinde kendime şunu soruyordum: “Acaba bu da yine bir rüya olabilir mi?” Yoksa gerçekten kıyamet mi kopuyordu? Rüyamdaki düşünceler yeniden zihnime üşüşüyordu.
“Allah’ım, eğer kıyamet kopuyorsa ne olur bizi affet. Evet, hazır değiliz ve aciz kullar olarak sanırım hiçbir zaman hazır olamayacağız. O yüzden Sen affet bizi…”
Evet, gidenler gitmişti. Kalanlarsa her saat acı bir hikâyeye şahit oluyordu. Izdırap, mucizeler, hayaller, umutlar, pişmanlıklar… Sayısız konu ele alınabilirdi.
Mucizelerden en etkileyicilerinden biri şuydu: Bir kadın, “Ne olur çocuklarım burada, onları kurtarın” diye feryat ediyordu. Görevliler enkaz altından çocukları çıkardıklarında, “Anneniz nerede, sizi arıyordu” dediler. Çocuklar ise “Annemiz birkaç yıl önce vefat etti” cevabını verdi. Tüyler ürpertici bir sahneydi. Yine küçük bir kız çocuğu enkazdan çıkarıldığında “Aç mısın, ne istersin?” diye sorulmuştu. O da “Hayır, her gün bir abla gelip bana yemek yediriyordu” demişti. İnsanın gözyaşlarına hâkim olması mümkün müydü?
Bir yandan bu mucizeler insanı ağlatırken Rabbine olan güveni ve sevgiyi artırıyordu; diğer yandan ise ızdırap dolu hikâyeler…
Hele bir kız çocuğunun, çıplak ayaklarıyla karlar içinde titreyen küçük bedeni… Üşüdüğünü unutmuş, büyük bir arayış içindeydi. “Anneee!” diye attığı çığlık günlerce kulaklarımdan gitmedi. Annesinin nerede olduğunu korku, merak ve belki de umutla haykırıyordu.
O yalnız kalan minik yavrular şimdi neredeler acaba? Onlarca kayıp çocuk… Nerede olduklarını bilen yok gibi. Son günlerde ifşa edilen Epstein Adası’na götürülmüş olma ihtimali olabilir mi?
Allah’ım, düşünmesi ve hayal etmesi bile korkunç. Elbette her çocuk için korkunçtur; fakat böylesi bir felaketten sonra kaybolan çocuklar için bu korku belki iki kat daha büyüktür. Kıyameti andıran bir gündü çünkü… Sanki kıyamet kopmuştu. Mahşer yeri mi burasıydı? Bunlar kimdi? Cehennem zebanilerine benziyorlardı.
“Allah’ım, cehenneme mi düştük?” Bu mümkün değil! Zira çocuklar günahsız ve tertemizdir; onların yeri cennettir, cehenneme gidemezler.
Peki gerçekten o kaybolan çocuklar neredeler? Yüce Allah’ın onlar için vaadettiği cennetteler mi? Dünyada, melek gibi insanların emin ellerinde mi? Yoksa bu lanetli insanların çocuklar için cehennem gibi yaşattıkları o lanet adada mı yok oldular?
Genelde insan merak eder ama bu “cehennem adası” ortaya çıktığından beri birçok insanın zihninde derin soru işaretleri bıraktı.
Rabbim, bundan sonra bizleri böylesi tüm afetlerden muhafaza etsin; kaybolan çocuklardan, kaybolan umutlardan, kaybolan güvenden tüm toplumu emin kılsın.
Selam ve dua ile…
Nuray Mermertaş
Yorumlar
Kalan Karakter: