Türklerin Nükleer Güce Sahip Olması Gerekiyor
Aziz ve büyük Türk milleti,
Bugün dünyada yaşanan jeopolitik oyunlar ve savaşlar açıkça göstermektedir ki dünya düzeni giderek kaosa sürüklenmektedir. Uluslararası hukuk ve insan hakları büyük ölçüde işlevsiz hâle gelmiştir. Güçlü devletler ve emperyalist güçler, kendilerinden zayıf devletleri işgal etmekte, katliamlar gerçekleştirmekte ve ne yazık ki kimse bunlara “dur” diyememektedir.
Siyonist ve Haçlı zihniyetine dayanan güçler, dünya insanlığına karşı adeta savaş başlatmıştır. Bunlara hizmet eden, onların çıkarlarına bağlı olan çevreler ise bu zulümlere destek vererek savaşları ve katliamları meşrulaştırmaktadır.
Güçlü olabilmek için ekonomik ve askerî gücün artırılması şarttır. Ancak en önemlisi, bir milletin kendi halkına güvenmesi ve dayanmasıdır.
Şimdi sizlere, emperyalist güçler karşısında boyun eğmemek için mücadele eden bir milli kahramandan bahsetmek istiyorum:
Pakistan’ı Nükleer Güce Dönüştüren Kahraman: Abdülkadir Han
Soğuk Savaş’ın gölgesinde Güney Asya’da bir millet, nükleer silaha sahip komşusunun baskısı altında yaşamak zorunda kalmıştı. 1974 yılında Hindistan ilk nükleer testini gerçekleştirdiğinde, Pakistan’da hâkim olan duygu korku ve kırılganlıktı.
Ancak bu korkuya boyun eğmeyecek biri vardı: İsmi ileride “Pakistan’ın atom bombasının babası” olarak tarihe geçecek olan Dr. Abdülkadir Han.
1936 yılında Hindistan’ın Bhopal şehrinde doğan Abdülkadir Han, Pakistan’ın kurulmasının ardından ailesiyle birlikte Karaçi’ye göç etti. Gençliğinde kitaplara olan ilgisi, bilimsel merakıyla birleşerek onu Avrupa’ya götürdü. Almanya ve Hollanda’da eğitim aldı ve uranyum zenginleştirme teknolojisi üzerine çalıştı. URENCO adlı hassas bir nükleer araştırma tesisinde mühendis olarak görev yaptı.
Çalıştığı alanda derin bilgi sahibi olurken, yalnızca mesleğini değil, ülkesinin geleceğini de düşünüyordu.
1974’te Hindistan’ın nükleer test yapması, onun için bir dönüm noktası oldu. Artık geri dönüşü olmayan bir yola girmişti. Bu, bir bilim insanının değil; bir vatanseverin, bir fedainin yoluydu.
Onun şu sözü bu kararlılığı özetliyordu:
“Onların atom bombası varsa, bizim de olmalı.”
Pakistan Başbakanı Zülfikar Ali Butto’nun şu sözleri ise bu iradeyi güçlendirdi:
“Gerekirse ot yeriz ama kendimizi savunacak güce sahip oluruz.”
Abdülkadir Han, bilgisini, yeteneğini ve hayatını Pakistan’ın nükleer geleceğine adadı. Butto’ya bir mektup göndererek “Size atom bombası yapabilirim” dedi.
Bu teklif kabul edildi ve Han, 1976 yılında Hollanda’dan elde ettiği teknik bilgilerle birlikte gizlice Pakistan’a döndü. Kahuta Araştırma Laboratuvarı’nı kurarak çalışmalarına başladı.
Uluslararası baskılar, istihbarat örgütlerinin takibi ve tüm engellere rağmen geri adım atmadı. Çünkü o bunu yalnızca bir görev değil, bir milletin varlık mücadelesi olarak görüyordu.
Yıllar süren gizli ve yoğun çalışmaların ardından, 1998 yılında Hindistan yeniden nükleer test yaptığında Pakistan da karşılık verdi. Abdülkadir Han’ın öncülüğünde geliştirilen nükleer silah Belucistan’da test edildi.
Pakistan artık bir nükleer güçtü.
O gün halk sokaklara döküldü, bayraklar açıldı, dualar edildi. İnsanlar gözyaşları içinde birbirine sarıldı. Abdülkadir Han artık sadece bir bilim insanı değil, bir milletin kalkanıydı.
2021 yılında 85 yaşında hayatını kaybettiğinde tüm Pakistan bir kahramanını uğurladı. Devlet töreniyle defnedildi.
Ardından halk şu sözleri söyledi:
“O, sadece bir bomba yapmadı; boyun eğmeyeceğimizi gösterdi.”
Sonuç
Evet, değerli kardeşlerim, Türk milletinin de güçlü bir savunma kapasitesine sahip olması gerektiği açıktır. Yeni dünya düzeninde ayakta kalabilmek için birlik, teknoloji ve stratejik güç büyük önem taşımaktadır.
Bu yazı; vatanı, milleti ve değerleri uğruna mücadele edenlere ithaf edilmiştir.
Başka yol kalmamıştır.
Saygılarımla
Bahruz Farukoğlu
Reis Difai
Yorumlar
Kalan Karakter: