Oruç Sadece Aç Kalmak Değildir
Oruç, zahirde yeme–içmeden ve nefsânî arzulardan uzak durmak gibi görünse de hakikatte insanın iç dünyasını inşa eden derin bir ibadettir. Fıkhî boyutuyla oruç; imsaktan iftara kadar belirli şeylerden uzak durmaktır. Fakat tasavvuf ve ahlâk perspektifinde “havas orucu” bundan çok daha ötedir.
Hakiki oruç, sıradan bir açlık değil; niyetle arınan, amel ile kemale eren bir kulluk hâlidir.
“Ameller niyetlere göredir.” düsturu temel bir ölçüdür. Aynı fiil niyetle ibadet olur; niyetsiz ise sıradan bir alışkanlık hâline gelebilir.
Oruçta da durum böyledir elbet. Sadece mideyi değil; kalbi, dili ve zihni de oruca dâhil eden niyet, bu ibadetin ruhu değil midir?
Hakiki ve “havas” oruç anlayışında niyet üç boyutludur:
Rıza-i İlâhî’yi hedeflemek,
Nefsi terbiye etmek,
Ahlâkı güzelleştirmek…
Eğer bir kimse orucu sadece aç kalmak olarak görürse beden oruç tutar; fakat kalp aç kalmaz. Havas ise kalbi de dünyalık arzulardan uzaklaştırmayı hedefler.
Tasavvuf geleneğinde oruç üç mertebede değerlendirilir:
Avamın orucu: Yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak.
Havasın orucu: Gözün, kulağın, dilin, elin ve kalbin de haramdan uzak durması.
Ehassü’l-havassın orucu: Kalbin Allah’tan başka her şeyden arınması.
Havas oruçta dil gıybetten uzak durmalıdır. Göz harama bakmaz. Kulak dedikoduya kapanır. Kalp kibir, riya ve hasetten arınmaya çalışır. Yani insan sadece maddî değil, manevî oruç da tutar.
Oruç, amel ile güç kazanır. İyi niyet, güzel amelle desteklenmezse eksik kalır. Havas oruçta şu ameller önemlidir:
Sadaka vermek,
Yetimi ve fakiri gözetmek,
Affedici olmak,
Kırmamak, incitmemek,
Gönül almak…
Çünkü açlık merhameti doğurmalıdır. Eğer oruç insanda merhamet ve tevazu doğurmuyorsa, kişi sadece bedenini aç bırakmış olur.
Oruç, ihlâsın temelidir. Havas oruçta en önemli mesele ihlâstır. Gösteriş için tutulan oruç, zahiren ibadet olsa da bâtınen eksik kalır.
Oruç gizli bir ibadettir. İnsanın yemek yiyip yemediğini yalnız Allah bilir. Bu yönüyle oruç, ihlâslı olma pratiğidir. Halis ibadet şuurunu kuşanmak, şu hisleri taşır ruh dünyamıza:
“Ben aç kalıyorum ama Rabbim için.”
“Nefsim değil, Rabbimin emrini en üstün görmeliyim.”
“Bu açlık beni arındırmalı.”
Bu niyetle tutulan oruç, sadece mideyi değil; kalbi de inceltir.
Nefis, sürekli isteyen ve doyumsuz bir yapıya sahiptir. Oruç nefse “dur” der. Havas anlayışında oruç ise bir irade eğitimidir. Açlık insana şu hakikati öğretir:
Her istediğin anında gerçekleşmez.
Sabır, kulluğun temelidir.
İnsan aczini ve fakrını idrak eder.
Bu idrak, kişiyi kibirden uzaklaştırır.
Havas oruç, sadece Ramazan’a mahsus bir açlık değildir; bir ahlâk inşasıdır. Niyetle başlar, amelle güçlenir, ihlâsla kemale erer. Gerçek oruç insanı daha merhametli, daha sabırlı, daha dürüst ve daha mütevazı yapıyorsa “havas oruç” olmaya yaklaşmıştır.
Aksi hâlde beden aç, kalp tok kalır.
Oruç; mideyi değil, nefsin azgınlığını aç bırakma sanatıdır.
Ve en güzel oruç; niyetle başlayan, amel ile güzelleşen, ihlâsla kabulü umulan oruçtur.
Mehmet Nuri Bingöl
Yorumlar
Kalan Karakter: