SİYASİ ETİK KANUNU ZORUNLULUK HALİNE GELMİŞTİR
Türkiye siyaseti uzun süredir güven bunalımı yaşıyor. Bu bunalımın temelinde ekonomik sıkıntılar, kutuplaşma ya da sert siyasi dil kadar, siyasetin kendi iç ahlakını koruyamaması da yatıyor. Bir siyaset bilimi uzmanı olarak yıllardır sahayı, Meclis’i, parti teşkilatlarını ve seçmen davranışlarını yakından izliyorum. Geldiğimiz noktada şunu net biçimde söylemek gerekir ki
“Siyasi Etik Kanunu çıkarılmadan siyaset kurumunun itibarı korunamaz.”
Siyaset, bireysel bir kariyer planı değildir, kolektif bir emek ve toplumsal bir sözleşmedir. Bir milletvekili, bir belediye başkanı ya da bir meclis üyesi tek başına seçilmez. Önce siyasi parti genel başkanlarının ve yetkili kurulların onayıyla aday olur, ardından teşkilatlar gece gündüz çalışır ev ev, sokak sokak dolaşır emek vardır. Bu süreçte harcanan emek, gösterilen fedakârlık ve verilen mücadele göz ardı edilemez.
En önemlisi şudur Halk oy verir. Seçmen, sadece bir isme değil bir siyasi duruşa, bir programa, bir parti kimliğine oy verir. Seçmen, diğer partilere oy vermesini bilmiyor mu? Elbette biliyor. Ama bilerek, isteyerek ve güvenerek tercihini yapıyor.
Tam da bu noktada sormak gerekir. Seçildiği partiden kısa süre sonra istifa eden bir siyasetçi, seçmenin iradesini boşa düşürmüş olmuyor mu?
Bu bir tür seçmen aldatılması değil midir?
Eğer bir kişi, seçildiği partinin politikalarına, değerlerine ya da yol haritasına gerçekten inanmıyorsa, bunun yolu bellidir, bağımsız aday olur. Seçmenin karşısına dürüstçe çıkar. Ama partinin gücüyle seçilip, sonrasında “kişisel nam, hesap ya da yeni siyasi pazarlıklar” uğruna istifa etmek yalnızca partiyi değil, siyasetin tamamını yıpratıyor.
Bu nedenle açık ve net bir önerim var!
“Siyasi Etik Kanunu çıkarılmalıdır.”
Bu kanunla birlikte; Seçilen milletvekilleri, belediye başkanları ve meclis üyeleri seçildikleri partiden istifa ettiklerinde, aynı zamanda görevlerinden de istifa etmiş sayılmalıdır.
Milletvekilleri için koltuk boşalmalı, yeni seçime kadar beklenmelidir.
Belediye başkanlarının istifası halinde ise, mevcut belediye meclisi kendi içinden seçim yapmalı ve en çok oyu alan aday başkan olmalıdır. Böylece seçmenin iradesi korunur, siyasi ahlak güçlenir, parti emeği heba edilmez.
Bu düzenleme, kimseyi siyasetten dışlamaz tam tersine siyaseti daha dürüst, daha şeffaf ve daha itibarlı hale getirir. Siyasetçi özgürdür görüşünü değiştirebilir, yol ayrımına gidebilir. Ancak bunun bir bedeli ve ahlaki karşılığı olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki “Siyasette koltuklar emanet, oylar namus, irade ise kutsaldır.”
Siyasi Etik Kanunu, bir partinin değil, Türkiye demokrasisinin ihtiyacıdır. Bugün çıkarılmazsa, yarın siyasete olan güven biraz daha aşınacaktır ve güvenini kaybeden bir siyaset ne iktidar üretebilir ne de umut. Siyasi Etik Kanunu çıkarılmadığı sürece siyasetçiye güven konusunda söz edilemez.
Bütün siyasi partilerin siyasi etik kanunu çıkarması önem arz etmektedir, her parti elini taşın altına koymalıdır diye düşünüyorum. Allah’a ısmarladık hoşça kalın.
Aydın Benli
Yorumlar
Kalan Karakter: