Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, küçük bir kasaba varmış
Bu kasabada adamın biri nalbur işleriyle uğraşırmış
Dur durak demeden gece gündüz çalışırmış
Kasabada herkes tarafından tanınan adamın eşi de zaman zaman sarraflardan alış veriş yapar, parasını da ödermiş
Birgün nalburun hanımı, devamlı müşterisi olduğu sarrafa hızla dalmış ve "çocuklar bir arkadaşımın doğum günü, geç kaldım ve ona mutlaka bir hediye götürmem lâzım" Demiş
Sarrafın çırakları hemen tezgâha birkaç model çıkarmışlar
Kadın birini seçmiş ve ödemeyi sonra eşinin yapacağını söyleyerek, çarçabuk dükkandan ayrılmış
Ertesi gün nalbur gelmiş ve kolyenin fiyatını sormuş
Çocuklar "100 lira ağabey" Demişler
Nalbur cebinden paraları çıkarıp saymış
Fakat cebinde 60 lira varmış
"Şunu şimdilik alın, gerisini dükkandan göndereyim" Diyerek gitmiş
Ama bir daha gelen giden olmamış
Fakat bir süre sonra işler kötüye gitmeye başlamış
Nalbur sinek avlar hâle gelmiş
Birkaç dostunun tavsiyesiyle nalbur siyasete soyunmuş ve şehremini olmaya karar vermiş
Nihayet yoğun bir propoganda döneminden sonra gerçekten şehremini olmuş
Ancak kolye borcu bir türlü ödenmemiş
Birgün nalbur şehremini , kalabalık bir grupla sarraflar çarşısından geçerken, çıraklardan birisi kendisine seslenmiş;
"Efendim bir maruzatımı arz etmek istiyorum, lütfen bakar mısınız? " Demiş
Şehremini kalabalığın arasından sıyrılarak sarraf çırağının yanına gelmiş
Çocuk utana sıkıla kulağına eğilmiş ve;
"Efendim uzun bir süre önce eşiniz 100 liralık bir kolye almış, siz de 60 lirasını ödemiştiniz. Ancak 40 lira kadar bir bakiye kaldı. Patrona karşı mahçup olmamak için cebimizden kasaya parasını koyduk ama zor durumdayız. Muhtemelen seçim çalışmalarından dolayı unutmuşsunuzdur" Demiş
Şehremini sarrafın yüzüne ters ters bakmış ve birkaç adım geri çekildikten sonra, herkesin duyacağı şekilde, "Koskoca şehreminiyi bunun için mi ayağına çağırıyorsun bre mel'un! " Diye bağırmış
Çocuklar yerin dibine geçmişler, açığı da kendi ceplerinden ödemek zorunda kalmışlar
Gel zaman git zaman, aradan yıllar geçmiş, ne tesadüftür ki, şehremini işlerini iyice büyütmüş ve görev süresi sona erince kasabadan uzak bir yere çekilmiş
Yıllar sonra çocuklar duymuşlar ki bizim nalbur,
"Hepimiz kardeşiz, bu kavga ne diye? " Şarkıları söyleyerek, "Sarılalım, koklaşalım" Mealinde mırıldanıyor,
"Aman! " Demiş sarraf..
"Ne sarılalım, ne öpüşelim. Cepteki bilezik de gitmesin bu sefer"
BÜYÜKLERE GERÇEK MASALLAR
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, küçük bir kasaba varmış Bu kasabada adamın biri nalbur işleriyle uğraşırmış Dur durak demeden gece gündüz çalışırmış
Yayınlanma :
18.01.2026 15:38
Güncelleme
: 18.01.2026 15:38
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: