KUTLU DOĞUM 74
İşte bu on beş küllî şehadetler (şahitlikleri), her biri pek çok şehadetleri, hattâ Üçüncü Şehadet, mu'cizat lisanıyla (mu’cizeler; Allah’ın izniyle peygamberler tarafından ortaya konulup bir benzerini yapmakta başkalarını aciz ve hayrette bırakan olağanüstü hal ve hareketler diliyle)
bin şehadeti ihtiva edip (şahitliği içine alıp) öyle bir kat'iyetle ve kuvvetle
اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ 1
1- Muhammed'in (a.s.m.) Allah'ın resulü olduğuna şehadet ederim.
olan dâvâyı ispat ve
tahakkukunu (gerçekleşmesini) ve kıymetini ve ehemmiyetini ilân etmiş ki,
hergün beş defa âlem-i İslâm (İslâm Dünyası),
yüzer milyon lisanlarla (dillerle)
teşehhüdde (namazların çift rekatlarında “Tahiyyat”ı okuyuncaya kadar oturmak)
o dâvâyı kâinata ilân ettiği gibi;
o dâvânın esası olan hakikat-i Muhammediye (Hz. Peygamberimizin mânevî şahsiyetini a.s.m.),
kâinatın çekirdek-i aslîsi (asıl tohumu),
bir sebeb-i hilkati (yaratılış sebebi) ve
en mükemmel meyvesi olduğunu
milyarlar ehl-i iman (Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler, mü’minler) tereddütsüz tasdik ederek kabul etmişler.
Ve bu kâinatın Sahibi (celle celâluhu-şanı yüce olan Allah)
o şahsiyet-i mâneviye-i Muhammediyeyi (Hz. Peygamberin manevi şahsiyetini a.s.m.) saltanat-ı rububiyetine (Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi,
onları terbiye edip idaresi ve
egemenliği altında bulundurmasının)
bir yüksek dellâl (davet edici) ve
kâinat tılsımının (evrenin sırrının) ve
hilkat muammasının (yaratılışın gizli ve zor anlamının) bir doğru keşşafı (keşf edici, açığa çıkarıcısı) ve
lütuf ve rahmetinin (iyilik ve şefkatinin) bir parlak misali ve
şefkat ve muhabbetinin (acıma ve sevginin) bir beliğ lisanı (maksadını noksansız ve güzel sözlerle anlatabilen dili) ve
âlem-i bâkideki (devamlı ve kalıcı olan âhiret âlemindeki)
hayat-ı daime ve
saadet-i ebediyenin (devamlı hayatın ve sonsuz mutluluğun) en kuvvetli müjdecisi ve
elçilerinin en son ve en büyük bir resul (elçi, peygamber) eylemiş.
Acaba bu mahiyetteki (nitelikteki) bir hakikate
kanaat etmeyen (yetinmeyen) veya
ehemmiyet (önem) vermeyen,
ne derece hasâret (zarar) ve
hata ve belâhet (aptallık) ve
cinayet ettiğini kıyas edilsin!
İşte, namazdaki Fâtiha, nasıl İkinci Kısımda işârâtıyla,
teşehhüdde (tahiyyatta) اَشْهَدُ اَنْ لاَ إِلٰهَ إِلاَّ اللهُ 1 taki
1- Allah'tan başka ilâh olmadığına şehadet ederim.
hakikat-ı tevhid (herşeyin bir olan Allah’a ait olduğunu bilme ve inanma hakikati)
dâvâsına kat'î hüccetleri (kesin delilleri) gösterir,
hadsiz imzalar basar;
bu Üçüncü Kısımda dahi yine teşehhüdde وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ 2 ta
2- Ve Muhammed'in (a.s.m.) Allah'ın resulü olduğuna şehadet ederim.
hakikat-i risalet (elçilik gerçeği) dâvâsına
kuvvetli şahitleri getirip nihayetsiz tasdik imzalarını bastırır.
Yâ Erhamerrâhimîn (ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allah), bu Resul-i Ekremin (Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed a.s.m.) hürmetine,
bizi onun şefaatine mazhar (af için aracılığına eriştir) ve
sünnetinin ittibaına
(Peygamberimizin söz, emir ve hareketlerine dayanan yüce prensiplerine) muvaffak ve dâr-ı saadette (mutluluk yurdunda)
onun âl ve ashâbına (aile, soy, nesep ve Sahabîler; Hz. Peygamber’i (a.s.m.) dünya gözüyle gören ve onun yolundan giden Müslümanlara) komşu eyle!
Âmin, âmin, âmin (Allahım kabul eyle).
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ بِعَدَدِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ الْمَقْرُوءَةِ وَالْمَكْتوُبَةِ اٰمِينَ 3
3- Allahım, ona ve âl ve ashabına, okunan ve yazılan bütün Kur'ân harfleri adedince salât ve selâm et.
سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَۤا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 4
4- "Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın." Bakara Sûresi, 2:32. (Şualar 774-779)
06.01.2026
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Yorumlar
Kalan Karakter: