KUTLU DOĞUM 82
PEYGAMBERİMİZ ÜMMETİ İÇİN NE İSTİYOR
Bizim peygamberimiz biz ümmeti için ne fedakarlıklara katlanıyor ve Rabbimden ne taleplerde bulunuyor. Peki ona karşılık biz ne yapıyoruz? Yani bizim geleceğimizin teminatı adına ve sonsuz hayatımızın kurtuluşu adına gecesini gündüzüne katarken acaba biz onun istekleri doğrultusunda ona benzemeye çalışıyor muyuz? İşte konuyu anlatmaya devam edeceğiz:
“Acaba, bütün benî Âdemi (insanlığı) arkasına alıp,
şu arz üstünde durup,
Arş-ı Âzama müteveccihen (Allah’ın büyüklük ve yüceliğinin tecelli ettiği yere yönelerek) el kaldırıp,
nev-i beşerin hülâsa-ı ubûdiyetini cami' (kulluğun özünü içine alan)
hakikat-i ubûdiyet-i Ahmediye (a.s.m.) içinde (Peygamberimizin kulluğunun aslı ve esası içinde)
dua eden şu şeref-i nev-i insan (insanlığın şerefi) ve
ferîd-i kevn ü zaman olan Fahr-i Kâinat (zamanın ve yaratılan herşeyin bir tanesi, kâinatın kendisiyle övündüğü zât olan Peygamberimiz (a.s.m.) )
ne istiyor, dinleyelim.
Bak: Kendine ve ümmetine saadet-i ebediye (sonsuz mutluluk) istiyor.
Bekâ (devamlılık) istiyor.
Cennet istiyor.
Hem, mevcudat âyinelerinde (varlıklar aynalarında) cemâllerini (güzelliklerini) gösteren
bütün esmâ-i kudsiye-i İlâhiye ile (Allah’ın her türlü kusur ve noksandan yüce isimleriyle) beraber istiyor.
O esmâdan şefaat talep ediyor (o güzel isimlerden bağışlanma için aracılık yapmasını istiyor), görüyorsun.
Eğer âhiretin hesapsız esbab-ı mûcibesi (öldükten sonra dirilmenin gerektirci sayısız sebepleri),
delâil-i vücudu (varlık delilleri) olmasaydı,
yalnız şu zâtın tek duası,
baharımızın icadı (yaratması) kadar Hâlık-ı Rahîmin kudretine (sonsuz merhamet ve şefkat sahibi ve herşeyi yoktan yaratan Allah’ın iktidarına) hafif gelen şu Cennetin binasına sebebiyet verecekti. (Haşiye-1)
Haşiye-1: Evet, âhirete nisbeten (kıyasla) gayet dar bir sahife hükmünde olan rû-yi zeminde (yer yüzünde) had ve hesaba gelmeyen harika san'at nümunelerini (örneklerini) ve haşir (öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma)
ve kıyametin (dünyanın son bulmasının) misallerini göstermek ve
üç yüz bin kitap hükmünde olan muntazam envâ-ı masnuatı (varlık çeşitleri)
o tek sahifede kemâl-i intizamla (tam mükemmel bir düzenle) yazıp derc etmek (yerleştirmek);
elbette geniş olan âlem-i âhirette (öldükten sonra dirilme yerinde)
lâtif ve muntazam Cennetin binasından ve icadından daha müşküldür.
Evet, Cennet bahardan ne kadar yüksek ise,
o derece bahar bahçelerinin hilkati (yaratılışı),
o Cennetten daha müşküldür (zordur) ve
hayretfezâdır (şaşırtıcıdır) denilebilir.
Evet, baharımızda yeryüzünü bir mahşer eden (toplanma yeri yapan),
yüz bin haşir (öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma) nümunelerini icadeden
Kadîr-i Mutlaka (herşeye gücü yeten, sonsuz güç ve kudret sahibi Allah’a),
Cennetin icadı nasıl ağır olabilir?
Demek, nasıl ki onun risaleti (peygamberliği) şu dar-ı imtihanın (imtihan yeri olan dünyanın) açılmasına sebebiyet verdi.”
Onun gibi, ubûdiyeti (kulluğu) dahi,
öteki dar-ı saadetin (mutluluk yeri ahiretin) açılmasına sebebiyet verdi.
08.05.2025
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Yorumlar
Kalan Karakter: