YORULMUYOR MUSUN?
Yorgunluk nedir diye soracak olursak; kelime anlamıyla, çok sıkı çalışma ya da başka nedenlerle insanın bedensel ve ruhsal etkinlikler açısından verimliliğinin düşmesi, iyi bir çalışma yapamayacak hâle gelmesidir.
Genellikle yorgunluğu vücudun çalışmasının bir sonucu olarak düşünürüz. Vücut yorgunluğu dinlenince geçer.
Ama ya gönül yorgunluğu?
Seyhan’ın bana,
“Abla, bu kadınlarla uğraşmaktan yorulmuyor musun?”
diye sorduğu an, dilimden dökülenlerle gönlümden geçenleri karşılaştırdım.
“Yoo, yorulmuyorum. Bir tek kadına ulaşmam bile beni mutlu ediyor,” dedim.
Ama aynı anda ruhumun,
“Ya ben? Ya ben?”
diye feryat edişini hissettim.
Sonra bir kadın çıkıyor, çocuğunun hasta olduğunu anlatıyor.
Bir diğeri kirasını ödeyemediğini, eşinin şiddet uyguladığını, evlatlarına harçlık veremediğini…
Yağmur yağdığında evin her tarafına kovalar, bezler koyduğunu anlatıyor.
O an kendime diyorum ki:
Yorulmak yok.
Daha çok çalışmalısın.
Dik durmalısın.
Bunu kendime söylüyorum, ruhuma söylüyorum.
Benim paylaşımlarıma bakıp,
“Onun yerinde olmak isterdim, ne güçlü kadın, istediğini yapıyor,”
diyenler; acaba onların yükünü ne kadar taşıdığımı fark ediyorlar mı?
Filistin için eylemlere katılmam…
Doğu Türkistan için “Ben ne yapabilirim?” demem…
Belki bir çözüm yaratmayacak.
Ama haksızlık karşısında susmadığımı gösterecek.
Kendime… belki de ruhuma iyi gelecek.
Peki ya kendi kendime karşı susmalarım?
Belki bir gün biri çıkar,
“Benim için de ses verir.”
O zamana kadar, başkaları için susmamak, çabalamak;
kendime ve ruhuma iyi gelecek.
Yorumlar
Kalan Karakter: