Sadakatin Hikâyesinde Kanat Çırpan Muhafızlar
Hayat bazen rutinler arasında kaybolup giderken, hobiler ruhumuza nefes aldıran renkler olarak karşımıza çıkar. Eskilerin "kuşbazlık" dediği güvercin sevdası da tam böyle bir alem... Bir dostumun peşine takılıp gittiğim o kuş pazarı, bana sadece kanat çırpışlarını değil; varlığın derinliğini ve kadim bir sadakatin öyküsünü hatırlattı.
Hz. İbrahim’in Kuşları:
Kur’an-ı Kerim’de, Bakara Suresi 260. ayette Hz. İbrahim’in Rabbine olan o meşhur sorusu yer alır: "Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster." Allah, "İnanmadın mı?" diye sorunca Halilullah; "İnandım, ancak kalbim mutmain olsun diye..." cevabını verir.
Ayetin devamında mucize şöyle gerçekleşir:
"Öyleyse kuşlardan dördünü yakala, onları kendine alıştır, sonra (parçalayıp) her dağın üzerine onlardan birer parça koy. Sonra da onları çağır; koşa koşa sana geleceklerdir."
Bu, öldükten sonra dirilişin en somut misalidir. Rivayet olunur ki bu dört kuştan biri de güvercindir. Bir görüşe göre Hz. İbrahim, güvercini ilk evcilleştiren kişidir. Bugün bilinen gerçek şu ki; güvercinler en az 5000 yıldır insanlıkla iç içe yaşayan kadim dostlarımızdır.
Güvercinin İslam tarihindeki en zarif yeri ise kuşkusuz Sevr Mağarası’dır. Peygamber Efendimiz (sav) ve Hz. Ebubekir, müşriklerden gizlenirken mağaranın kapısına bir örümcek ağ örmüş, bir çift güvercin de oraya yuva yapıp yumurta bırakmıştır. Müşrikler mağaranın önüne geldiklerinde, "Burada birileri olsaydı güvercinler yuva yapmaz, örümcek ağ örmezdi" diyerek geri dönmüşlerdir.
Rabbimiz bu mucizevi anı Tevbe Suresi 40. ayette şöyle ebedileştirir:
"...Hani onlar mağaradaydılar; arkadaşına, 'Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir' diyordu. Derken Allah onun üzerine huzurunu indirdi ve onu sizin görmediğiniz ordularla destekledi..."
O gün o küçük canlar sadece iki kadim dostu korumuyordu; aslında bir ümmetin istikbalini kanatları altına alıyordu. Bugün hâlâ evlerimizin damlarında aynı sadakatle kanat çırpmaya devam ediyorlar.
Pazarda gezerken "Canım" isminde bir kuş gördüm. Sakin, kendi halinde, beyaz üzerine siyah kırçılları olan sade bir can... Sahibi için bir hayvandan öte, bir "aşk" gibiydi. O an dilime Eşrefoğlu Rumi’ye ait o ilahi dolandı:
"Aşklar pazarında canım satılır / Satarım canımı alan bulunmaz..."
Eşrefoğlu Rumi, nefsi terbiye etmenin ve Hakk’a adanmanın bedelini bu sözlerle zikretmiş. O gün o pazarda satılan sadece kuşlar değil; adeta sahiplerinin onlara yüklediği büyük sevdalardı.
Günün sonunda,
öğrendim ki postacı güvercinler, bin kilometre öteye kapalı kutularda götürülseler bile yollarını şaşırmadan yuvalarına dönüyorlarmış. Kim gösteriyor onlara bu yolu? Rabbim nice mahlukat yaratmış; bizler ise hâlâ onlar hakkında çok az şey biliyoruz. Bir hobi deyip geçtiğimiz bu sevda; aslında insanın doğayla, sadakatle ve Yaratıcı’nın sanatı olan o muazzam pusulayla kurduğu gizli bir bağmış.
Saygıyla, selam ve dua ile.
Yorumlar
Kalan Karakter: