İSTEK ÜZERİNE...
(GÜNLERİMİZ KUTLU OLSUN)
Yazar olunca yazmanın bir zamanı var mı bilmiyorum. Ben aralıklarla yazmayı tercih ediyorum; sebebi de kimseyi sıkmamak. Malum, çok okumayı seven bir millet değiliz.
Lakin son günlerde üst üste “Bu hafta yazmadın” diye sorulunca düşündüm. Bir yanım “İstemeyen zaten okumaz” derken, diğer yanım “Seni bekleyenler var, neden yazmıyorsun?” dedi.
Bir de Anneler Günü yaklaşınca yazmalıyım dedim yine…
Erkekler de haklı olarak takılıyor bazen:
“Her şey kadınlar için… Kadınlar Günü, Anneler Günü… Babalar ne zaman hatırlanıyor belli değil.”
Aslında herkes şunun farkında:
Kadınlar bir gün değil, her gün baş tacı.
Ama malum, biraz da birileri para kazansın diye özel günler icat edilmiş.
Bu günleri sevmediğime dair yıllar önce bir yazı yazmıştım. Dönüp tekrar okuyunca, bugün yeniden paylaşmam gerektiğini düşündüm.
Belki benden yazı bekleyenler, geçmişten gelen bu satırlarda yine kendilerinden bir şey bulurlar…
GÜNLERİMİZ KUTLU OLSUN...
Ülkemizde kutlanan önemli günlerin sayısını biliyor musunuz?
Ben üşenmeden saydım: Dini bayramlar ve yılbaşı hariç, tam 114 gün kutluyoruz.
Bunların bazılarını genel olarak biliyoruz.
Dünya Süt Günü, Köleliğin Yasaklanması Günü, Dünya Posta Günü gibi önemli ama çok da duyulmamış günlerin yanı sıra, kadınlarla ilgili günleri oldukça iyi biliriz.
Peki, bu kadınların başarısı mı, yoksa yok sayılan kadınları “arada bir analım” diyen erkeklerin başarısı mı?
Söze gelince baş tacı yapılan ama gerçekte ezilen kadınlar mı?
İsteyen istediği yerden tutabilir bu bitmeyen tartışmaları…
Kadınlarla ilgili günlerde güzel mesajlar yazıp paylaşmak isteyen ben, o gün boyunca herkesten güzel sözler duyan kadınlara bir tık daha güzel sözleri sonraya bırakmaya karar verdim.
Yazımı okusa da okumasa da dünyadaki tüm kadınların her gününü kutluyorum:
Anne olmayan ya da olamayan kadınların…
Şiddet gören kadınların…
Çalışan ya da çalışmayan kadınların…
Sevgilisi olan ya da olmayan kadınların…
Ezilen, hor görülen kadınların…
Hasta olup şifa bekleyen kadınların…
Engelli kadınların…
Kendini unutmayan kadınların…
Evladını şehit veren kadınların…
Kentin kenarındaki kadınların…
Kutuplardaki kadınların…
Zencisi, beyazı, İngiliz’i, Almanı…
Yani bizlerin…
HER GÜNÜ KUTLU OLSUN.
Peki gidip de dönemeyen…
Annelerimiz, teyzelerimiz, halalarımız, anneannelerimiz, kardeşlerimiz…
Yani tüm kadınların kabirleri gül bahçesi olsun.
Güzel sözler söylemek istesem de aklıma;
Kırılan kalpler, moraran gözler, bekleyenler, bekletilenler, her türlü şiddeti gören kadınlar geliyor.
Verilen hediyeler bunları telafi eder mi?
Kadınlar hedeflerini ve umutlarını eşine, çocuğuna, ailesine bağlarken istedikleri gerçekten bir mutfak robotu mudur?
Kırmayın, bekletmeyin, üzmeyin kadınları.
Çünkü o kadınlar, evladının ya da eşinin bir gözyaşı için dünyayı yakarlar.
İstedikleri şey; insan olduklarını, duygularının ve isteklerinin olduğunu unutmamanızdır.
Belki de çok konuşmalarının sebebi, görülmek istemeleridir.
O yüzden sadece “önemli” günlerde değil;
her gün, son günmüş gibi hatırlayın kadınları.
DEĞERLİSİNİZ.
Aydan Kurt
Yorumlar
Kalan Karakter: