Karşıyaka’da yaşanan tablo, artık sıradan bir belediye tartışması olmaktan çıktı. Bu mesele, doğrudan vicdan meselesidir. Çünkü ortada çok açık bir gerçek var: Maaşını alamayan belediye işçileri ve onların evlerinde bekleyen çocukları…
Ramazan ayındayız. Paylaşmanın, dayanışmanın, yardımlaşmanın en çok konuşulması gereken günler… Ancak Karşıyaka Belediyesi’nde yaşananlar, bu ruhla taban tabana zıt bir görüntü ortaya koyuyor.
Bir yanda maaşlarını alamayan işçiler…
Diğer yanda meydanlarda kurulan iftar sofraları…
Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, bu iftar organizasyonlarının sponsor iş insanlarının desteğiyle yapıldığını söylüyor. Peki o sponsorlar kim?
Madem ortada bir destek var, neden isimleri açıklanmıyor?
Şeffaflık iddiasıyla yönetildiği söylenen bir belediyede, sponsorların kim olduğunun gizlenmesi doğal olarak soru işaretlerini büyütüyor. Kamu adına yönetilen bir belediyede hiçbir destek, hiçbir para, hiçbir organizasyon kapalı kapılar ardında kalamaz.
Ama asıl dikkat çeken başka bir konu daha var.
Karşıyaka Belediyesi, Bostanlı Tekstil Günleri adı altında bir etkinlik düzenleyeceğini açıkladı. Üstelik bu organizasyondan elde edilecek gelirin, işçilerin biriken maaşlarının ödenmesinde kullanılacağı ifade ediliyor.
Yani belediye, kendi çalışanının maaşını ödeyebilmek için pazar kurup satış yapılmasını bekliyor.
Bu tabloyu görünce insanın aklına ister istemez Nasreddin Hoca’nın borç hikâyesi geliyor. Hani Hoca borcunu soran adama “Evin önüne çalı diktim” der ya… Koyunlar geçecek, yünleri takılacak, yünler toplanacak, ip yapılacak, dokunacak, satılacak ve borç ödenecek…
Karşıyaka’daki plan da neredeyse aynı.
Önce pazar kurulacak…
Sonra satış yapılacak…
Sonra gelir elde edilecek…
Sonra belki işçinin maaşı ödenecek…
Belediye yönetimi bu tabloyu normalmiş gibi anlatıyor olabilir. Ama Karşıyaka’da yaşayan herkes biliyor ki bu, bir yönetim zaafının açık göstergesidir.
Üstelik kriz sadece işçilerle sınırlı değil.
Bostanlı Pazaryeri üzerinden yeni bir tartışma da büyüyor. İzmir Pazarcılar Odası Başkan Adayı Faysal Acar, belediyenin bu uygulamasına en sert tepki gösteren isimlerin başında geliyor.
Acar, söz konusu alanın mülkiyetinin Milli Emlak’a ait olduğunu ve mevcut mevzuatın burada ikinci bir pazara izin vermediğini açıkça söylüyor. Dahası, bu girişimin Karşıyaka çarşı esnafını zor durumda bırakacağını ve zaten yoğun olan trafiği tamamen kilitleyeceğini ifade ediyor.
Faysal Acar’ın sözleri oldukça net ve sert:
“Burası kimsenin babasının malı değil. Karşıyaka’nın ikinci bir pazara ihtiyacı yok. Bu proje esnafın ekmeğiyle oynamaktır.”
Acar’ın gündeme getirdiği bir başka iddia ise daha da çarpıcı. Pazaryerindeki elektrik aboneliği ve altyapının esnafa ait olduğunu belirterek, kaydı kuydu olmayan satıcıların bu altyapıyı kullandığını dile getiriyor.
Eğer bu iddialar doğruysa mesele sadece bir pazar tartışması değildir. Bu durum aynı zamanda idari sorumluluk ve hukuki sonuçlar doğurabilecek ciddi bir sorundur.
Karşıyaka’da bugün iki kesim aynı soruyu soruyor: İşçiler ve esnaf.
Bir belediye başkanının önceliği nedir?
Meydanlarda iftar organizasyonları düzenlemek mi?
Yoksa kendi çalışanının alın terini zamanında ödemek mi?
Sosyal belediyecilik nutuklarla yapılmaz. Sosyal belediyecilik, önce emekçinin hakkını teslim etmekle başlar.
Karşıyaka halkı artık şunu açıkça söylüyor:
İşçisi açken meydanlarda iftar veren bir yönetim, sosyal belediyecilik yapamaz.
Ve herkesin aklındaki soru giderek daha yüksek sesle soruluyor:
İşçisi açken tok olan bir başkan, gerçekten Karşıyaka’yı yönetebilir mi?
“Unutulmamalıdır ki; emekçinin alın teri kurumadan hakkını vermek sadece bir görev değil, aynı zamanda bir vicdan meselesidir.”
İşçisi Açken Tok Olan Bir Başkan Karşıyaka’yı Yönetemez!
Karşıyaka’da yaşanan tablo, artık sıradan bir belediye tartışması olmaktan çıktı. Bu mesele, doğrudan vicdan meselesidir. Çünkü ortada çok açık bir gerçek var: Maaşını alamayan belediye işçileri ve onların evlerinde bekleyen çocukları… Ramazan ayındayız. Paylaşmanın, dayanışmanın, yardımlaşmanın en çok konuşulması gereken günler… Ancak Karşıyaka Belediyesi’nde yaşananlar, bu ruhla taban tabana zıt bir görüntü ortaya koyuyor.
Yayınlanma :
07.03.2026 12:30
Güncelleme
: 07.03.2026 12:30
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: