Ramazan başladı en kritik ekonomik göstergelerden biri yine açıklandı. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 2026 Ramazan ayından 2027 Ramazan ayına kadar geçerli olmak üzere fitre miktarını 240 TL olarak belirledi. Resmî açıklama bu. Ama gayriresmî gerçek şu: 240 lira bugün bir insanın bir günlük mutfak masrafına bile zor yetiyor.
Eskiden fitre konuşulurken akla “fakir fukara” gelirdi. Şimdi yeni bir sosyal kategori var: Emekliler. Üstelik bu kategori istatistiksel olarak büyüyor, psikolojik olarak daralıyor, ekonomik olarak ise eriyor.
Bir zamanlar torununa harçlık veren dede, bugün torundan borç ister hale geldiyse burada sadece ekonomi değil, toplumsal bir kırılma vardır. Çünkü emeklilik bu ülkede yıllarca “rahat edeceğin dönem” diye anlatıldı. Meğer yanlış tercüme yapılmış: Rahat etmek değil, idare etmek dönemiymiş.
Şimdi düşünün…
Bir ülkede fitre 240 lira açıklanıyor ve insanlar “Az mı, çok mu?” diye tartışıyor. Oysa asıl soru şu olmalı: Emekli maaşıyla kaç fitre ediyor? Çünkü matematik bazen ekonomiden daha dürüsttür.
Siyasette sık duyduğumuz bir cümle var: “Emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik.”
Doğru olabilir. Çünkü ezilecek pay bırakılmadı. Zemin zaten kaygan, denge zaten bozuk. Market arabasının yönünü değiştiren fiyat etiketleri varken, istatistik cümlelerinin pek anlamı kalmıyor.
Benim naçizane önerim şu: Bu yıl fitre ve zekât dağıtımında yeni bir rota belirleyelim. Hatta mümkünse Diyanet tarihî bir fetva versin:
“Geçim sıkıntısı yaşayan emeklilere fitre ve zekât verilmesinde sakınca yoktur.”
Kimse yanlış anlamasın, bu bir eleştiri değil; tam tersine bir sosyal gerçeklik tespiti. Çünkü emekliler artık görünmeyen yoksullar sınıfı. Dilencilik yapmazlar, istemezler, şikâyet etmezler. En fazla söyledikleri cümle şudur: “İdare ediyoruz.” Türkiye’de ekonomik krizin en tehlikeli göstergesi işte bu iki kelimedir.
İşin ironik tarafı şu: Emekliler yıllarca fitre veren taraftaydı. Şimdi potansiyel fitre alıcısı haline geldiler. Hayatın en trajikomik statü değişimi bu olabilir. Kartvizite yazsanız absürt durur: “Emekli – Geçim Mücadelesi Uzmanı.”
Elbette yardımlar sadece emeklilere verilsin demiyorum. Ama gerçek şu ki apartmanınızda, mahallenizde, akrabanızda yardıma ihtiyacı olan bir emekli olma ihtimali hiç olmadığı kadar yüksek. Üstelik onlar çoğu zaman son tercih edilen grup oluyor. Çünkü toplumda hâlâ şu algı var: “Devlet bakıyordur.” Oysa devletin baktığıyla hayatın baktığı aynı şey değil.
Ramazan paylaşma ayıysa, paylaşımın en doğru adresi çoğu zaman en yakınımızdır. Afrika’ya yardım etmek elbette kıymetli ama apartmandaki emeklinin mutfağı boşken küresel vicdan tatmini biraz lüks kaçıyor.
Belki de bu Ramazan küçük bir zihinsel devrim gerekir.
Fitreyi uzağa göndermeden önce yakına bakmak.
Diyanet 240 lira dedi.
Ekonomi başka bir şey diyor.
Hayat ise çok daha net konuşuyor.
O yüzden bu yıl navigasyonunuzu değiştirin.
Adres aramayın… Muhtemelen kapı komşunuz.
Fitre 240 lira olabilir.
Ama vicdanın üst limiti yoktur
Yorumlar 1
Kalan Karakter: