Jandarma teşkilatında sahaya çıkan her ekipte, görünmeyen ama hissedilen bir yük var. Asayişten terörle mücadeleye, istihbarattan sınır güvenliğine kadar birçok kritik alanda fiilî sorumluluğu uzman jandarmalar üstleniyor. Bölgeyi tanıyan, personeli sevk ve idare eden, kriz anında inisiyatif alan bu kadro; sahadaki operasyonel düzenin omurgasını oluşturuyor. Ancak bu fiilî sorumluluk, hukuki ve kurumsal zeminde aynı netlikle karşılık bulmuş değil.
Kendiside uzman emekli jandarma Tekin Alptekin danda yaşadıkları sorunları dile getirmişti.Uzman jandarmalık açısından en önemli kırılma noktası 2012 yılı oldu. Uzman jandarma okullarının kapatılmasıyla birlikte mesleğin kariyer hattı belirsizleşti. Eğitim kurumu ortadan kalktı, fakat görev yükü azalmadı. Aksine, sahadaki ihtiyaçlar arttıkça uzman jandarmaların sorumluluk alanı da genişledi. Okulu olmayan, statüsü açık biçimde tanımlanmamış bir meslek yapısı ortaya çıktı.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde personel yapısı yeniden şekillendi. Er ve erbaş kadroları büyük ölçüde azaltılırken, uzman erbaş alımları ciddi biçimde artırıldı. Böylece sahada klasik er/erbaş düzeni yerine uzman erbaş ağırlıklı bir yapı oluştu. Bu yeni tabloda uzman jandarmalar; hem eğiten hem yöneten hem de sevk eden konumda daha merkezi bir role yerleşti.
Bugün birçok uzman jandarma takım, tim ya da devriye komutanı olarak görev yapıyor. Karakol düzeninin işleyişinde belirleyici rol üstleniyor. İstihbarat, asayiş, trafik, KOM ve TEM gibi alanlarda aktif sorumluluk alıyor. Ancak aynı personelin kimi zaman astsubay görevini yerine getirirken, başka bir gün uzman erbaşlarla aynı vardiya çizelgesinde yer alması statü karmaşasını görünür kılıyor. Emri altındaki personelle kısa süre sonra aynı görev listesinde buluşması, yalnızca idari bir esneklik değil; yapısal bir belirsizlik olarak değerlendiriliyor.
Sorunun bir diğer boyutu ise “uzman” ifadesinin çift anlamlı kullanımı. Uzman jandarma ile uzman erbaş aynı kelimeyle anılıyor. Oysa iki statü farklı kanunlara, farklı özlük haklarına ve farklı sorumluluklara sahip. İsim benzerliği, hem kamuoyunda hem kurum içinde algı karışıklığına yol açıyor. Unvan net değilse, yetki ve sorumluluk sınırları da bulanıklaşıyor.
Uzman jandarmalar adına dile getirilen çözüm önerilerinin başında, uzman jandarma okulunun subay ve astsubay okullarında olduğu gibi hizmetten sayılması geliyor. Bu adımın mesleği hukuki zemine oturtacağı, kariyer basamaklarını belirleyeceği ve statü belirsizliğini azaltacağı ifade ediliyor. Ayrıca “Yardımcı Astsubay” unvanının fiilî görev tanımına daha uygun bir düzenleme olabileceği savunuluyor.
Emekli uzman jandarma Ayhan Kuğu’nun değerlendirmesinde de meselenin bireysel bir talep değil, kurumsal bir ihtiyaç olduğu vurgulanıyor. 2012’deki kırılma, 15 Temmuz sonrası yapılanma ve artan uzman erbaş alımları birlikte ele alınmadan kalıcı bir çözüm üretilemeyeceği belirtiliyor.
Bu çerçevede Emekli Uzman Jandarmalar Derneği’nin (EMUJAD) da uzman jandarmaların fiilî konumunu esas alan bütüncül bir yaklaşım geliştirmesi gerektiği ifade ediliyor.
Uzman jandarmalar bugün, sahada taşıdıkları sorumluluğun hukuki ve kurumsal karşılığını istiyor. Statü belirsizliğinin giderildiği, isim karmaşasının sona erdiği ve kariyer hattının netleştiği bir yapı; yalnızca personelin değil, teşkilatın da kurumsal gücünü artıracaktır. Çünkü görünmeyen yük hafif değildir; uzun süre taşındığında daha da ağırlaşır.
Yorumlar
Kalan Karakter: