Bu Toprakların Çocukları Kendi Kimliğiyle Yetişecek
Son günlerde kamuoyunda tartışılan konulardan biri, Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’in Ramazan ayı dolayısıyla okullarda düzenlenmesini istediği etkinliklere ilişkin genelge oldu. Oysa meseleye soğukkanlı ve hakkaniyetli bir şekilde bakıldığında, gönderilen genelgenin Anayasa’ya, din ve vicdan özgürlüğüne, cumhuriyetin temel değerlerine ve toplumumuzun kültürel dokusuna son derece uygun olduğu açıkça görülmektedir. Bir toplumun geleceği, yetiştirdiği nesillerle şekillenir. Eğitim sadece akademik bilgi vermek değildir; aynı zamanda değer kazandırma sürecidir. Paylaşmayı, yardımlaşmayı, merhameti, saygıyı ve manevi duyguları öğretmek de eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır. Ramazan ayı ise bu değerlerin en güçlü şekilde yaşandığı zaman dilimlerinden biridir. Çocukların bu atmosferi tanıması, dayanışma duygusunu öğrenmesi ve kültürel mirasını hissetmesi neden rahatsızlık konusu olsun? Türkiye nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman bir toplumdan oluşmaktadır. Bu gerçeklik içinde çocukların kendi kültürünü ve inancını öğrenmesi demokratik bir haktır. Üstelik bu durum yalnızca dini bir mesele değil; aynı zamanda kültürel kimliğin korunması ve aktarılması açısından da önemlidir. Milli eğitim sisteminin görevlerinden biri de zaten budur: toplumsal değerleri yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak. Bugün gençlerimizi tehdit eden en büyük risklerden biri zararlı alışkanlıkların yaşının giderek düşmesidir. Manevi boşlukların olduğu ortamlarda gençlerin yanlış yönelimlere kayma ihtimali artar. Belki de bu tür etkinlikler sayesinde bir çocuğun kalbine merhamet, vicdan ve Allah sevgisi düşecek; hayatına yön verecek bir ışık doğacaktır. Bunu küçümsemek yerine desteklemek gerekir. Çünkü maneviyat, bireyin iç dünyasını güçlendiren en önemli dayanaklardan biridir. Öte yandan dikkat çekici bir çelişki de vardır. Okullarda yılbaşı süslemeleri yapılırken, çeşitli eğlence kültürleri teşvik edilirken veya mezuniyet adı altında sınırları aşan etkinlikler gündeme geldiğinde aynı çevrelerin sessiz kalması; konu manevi değerler olunca tepki göstermesi toplumda soru işaretleri oluşturmaktadır. Değerler söz konusu olduğunda ölçünün adil olması gerekir. Toplumun kendi kültürüne ait unsurların yaşatılması kadar doğal bir durum yoktur. Son dönemde sosyal medyada geniş kitlelere ulaşan sanatçı Celal Karatüre’nin seslendirdiği “Kabe’de Hacılar Hu Der Allah” ilahisinin toplumun her kesiminde karşılık bulması da aslında milletimizin manevi iklimle bağının ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. İnsanlar bu tür eserlerde huzur buluyor, birlik hissediyor, ortak bir duygu etrafında kenetleniyor. Bu ilahinin çocuklardan yaşlılara kadar herkesin diline dolanması, toplumun kökleriyle bağ kurma ihtiyacının ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir. Bundan rahatsız olmak yerine bu birlik duygusunu anlamaya çalışmak gerekir. Unutulmamalıdır ki; kültürünü kaybeden toplumlar, yönünü de kaybeder. Modernleşmek ile köklerinden kopmak aynı şey değildir. Aksine güçlü toplumlar, geçmişiyle barışık olan toplumlardır. Hem bilimde hem teknolojide ilerlerken kendi değerlerini koruyabilen milletler kalıcı başarı elde eder. Türkiye’nin de ihtiyacı olan tam olarak budur: bilgili, donanımlı ama aynı zamanda kimliğini bilen nesiller. Ramazan etkinlikleri vesilesiyle çocuklara paylaşmanın, yardımlaşmanın ve toplumsal dayanışmanın anlatılması; sadece dini değil sosyal bir kazanımdır. Birlikte iftar yapmayı öğrenen çocuk, paylaşmayı öğrenir. İhtiyaç sahibini düşünmeyi öğrenen çocuk, empati kurmayı öğrenir. Büyüklerine saygıyı öğrenen çocuk, toplumsal sorumluluk bilinci kazanır. Bunlar yalnızca dini değil, aynı zamanda evrensel insani değerlerdir. Sonuç olarak mesele bir genelge meselesi değildir. Mesele, bu milletin kendi değerleriyle barışık nesiller yetiştirip yetiştiremeyeceği meselesidir. Kendi köklerinden koparılmış bir toplumun güçlü bir gelecek kurması mümkün değildir. Eğitim politikalarının amacı da tam olarak budur: bilgili, donanımlı ama aynı zamanda kimliğini bilen bireyler yetiştirmek. Bu nedenle yapılan çalışmaları ideolojik tartışmaların ötesinde, toplumsal gerçeklik ve çocuklarımızın geleceği açısından değerlendirmek gerekir. Değerleriyle büyüyen nesiller, güçlü bir toplumun en sağlam teminatıdır. Çünkü kökü sağlam olan ağacın gövdesi de, dalları da güçlü
Kendi Kültürünü Bilen Nesiller Yetişmeli
Son günlerde kamuoyunda tartışılan konulardan biri, Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’in Ramazan ayı dolayısıyla okullarda düzenlenmesini istediği etkinliklere ilişkin genelge oldu.
Yayınlanma :
04.03.2026 21:00
Güncelleme
: 04.03.2026 21:00
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: