DERİN HOCA
Bu topraklarda inanç çok farklı biçimlerde yaşanmaktadır. Zaman, mekân, coğrafya ve de bölgeye göre genel çerçevesi ortak olsa da itikat noktasında çok bariz farklılıklar vakay-ı âdiyedendir. Aslında dünyanın birçok yerinde benzer durumların olması yine de meseleye haklılık kazandırmıyor.
Özellikle kırsalda doğup, büyümüş olan yaşlılar için köyündeki hoca ve her bir sözü kutsal metin hükmündedir. Hocaya olan inançlarını ise sadece iki kelime ile ifade ederler, “Derin Hoca” dendiğinde ayrıca açıklamaya ihtiyaç duyulmaz. Bu büyülü ifade ile herkes aynı şeyi anlar ve kimse de çıkıp bunu sorgulamaz!
Halkın bu şekilde tabu olarak gördüğü hoca da imanında bir zafiyet var ise bu durumu istismar edebilir. Bu anlamda hocaya bırak karşı gelmeyi, sorgulamak bile dine karşı hakaret sayılacağı için de hoca bu konfor alanında dokunulmaz bir şekilde krallar gibi yaşamaktadır. Bu dokunulmazlık bugünkü milletvekillerin de bile yok. Gensoru olarak milletvekilleri bile tartışmalı duruma düşerken derin hocaların böyle bir tehlikesi bile söz konusu değildir.
Bu şekilde olunca da ortaya kültüre dayalı bir Müslümanlık çıkmaktadır ki birçok konuda ikilem kaçınılmazdır. Atadan, büyüklerden alışkanlık ve taklidi bir şekilde kültüre dayalı inanç sahih Müslümanlık ile çatışması elzemdir. Kur’an, sünnet, hadis, icma ve kıyas gibi referanslar bir yana derin hocanın söyledikleri diğer tarafta olmak üzere en basit bir mevzuda bile anlaşmak mümkün değildir.
“Şimdiki hocalar ne bilir!” diyerek tartışmayı farklı bir mecraya çekerek zeytinyağı gibi üste çıkmakta beis görmezler. Siz her ne kadar bunun yanlış olduğunu İslâm kaynaklarını meseleyi bu şekilde izah ediyor deseniz bile sonuç değişmiyor. “Biz kalktık öyle gördük, eski köye yeni adet getirmeyin!” diyerek son noktayı koyuyorlar.
Değişime kapalı, yeni olan her şeye dirençli olan büyüklerimizi daha fazla üzmeden eyvallah diyerek bir orta yol bulmak en mantıklı idare olacaktır. Sabit fikirler paslı çiviler gibi olduğundan onları söküp atmak kolay değildir.
Sonuç olarak; “Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder!” atasözü çerçevesinde meseleyi toparlamak gerekiyor. Dolayısıyla söylenen her sözün bir etkisi olacağı ve bunun nesilden nesile aktarılarak bir kült haline geleceği göz önüne alınarak sorumlu davranmak gerekiyor. Aksi takdirde ortaya dinle ve inançla ilgisi olmayan hurafeler çıkmaktadır ki bunları günümüzün en derin hocaları bile düzeltemez.
Esenlik dileklerimle,
Erol Aydın
Yorumlar
Kalan Karakter: