İNSAN, HAKLARIYLA İNSANDIR!
İnsan; akıllı, düşünen ve vicdanlı bir varlıktır. Ve yine diğer tüm varlıklar insanın hizmetine sunulmuştur. İnsan aynı zamanda onur sahibidir. Onurunu korumak ise en temel hakkıdır.
Tüm insanlar anasından masum ve günahsız olarak doğmaktadır. Sırf insan olarak doğduğu için de temel bazı haklara sahiptir. Bunların başkaları tarafından gasp edilmesi veya engellenmesi ise insan haklarının ihlalidir. Günümüzde evrensel olarak tanımlanmış olan beyannameler ile en temel hakları güvenceye alınmış, anayasalara konulmuş olsa da bunlar tam bir koruma sağlamaktan uzaktır.
Özgürlük, eşitlik, barınma, beslenme, güvenlik haklarının yanı sıra serbest düşünme, kendini ifade etme, sivil toplum örgütü oluşturma gibi pek çok haklar pek çok ülkede tam olarak gerçekleşmiş değildir.
İnsan, haklarına sahip olduğu oranda insandır. En küçük bir hakkı bile elinden alınıyorsa bu durum hem hukuki olarak hem de vicdani olarak kabul edilebilir değildir. İnanç veya kültür temelli olarak ortaya çıkan uygunsuzlukları hiç bir anayasa ve beyanname bertaraf edemez. Ortaya konan yasa ve yasaklar sadece kağıt üzerinde kalmaya mahkûmdur. Mesela Hindistan gibi büyük bir ülkede halen daha kast sistemi vardır ve insanlar bağlı bulundukları kastın dışındakilerle ilişki kurması onları aşağılık durumuna düşürmektedir. Daha somut bir örnek olarak, günümüzde yasal olarak yasaklanmış olsa bile ölen erkeğin dul karısı da kendisi ile birlikte yakılmaktadır. Bunun kadın için en hayırlısı olduğu inancını değiştirmeniz mümkün değildir. Yine aynı ülkede evlenen kadının kocasının evine çeyiz getirmemesi öldürülmesi için yeterli bir sebep oluşturmaktadır. Buna benzer dünyanın pek çok köşesinde benzeri insan haklarına ihlaline rastlamak sürpriz değildir. Böyle bir dünyada insan ve hakkını korumak mümkün müdür?
İnsan hakları konusunda İslâm’ın ortaya koyduğu seviye ise 1400 yıl öteden bile günümüzde bile güncelliğini korumaktadır. “Bir insanı haksız yere öldürmenin tüm insanlığı öldürmek gibi olduğu! veya töremiz, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!” felsefesi yaşadığımız toplumun medeniyet seviyesini göstermesi açısından çok mühimdir.
Sonuç olarak; insana sırf insan olduğu için en temel haklarını vermek elzemdir. Bunun lamı cimi yoktur. En temel hakları şartlara bağlamak en büyük hak ihlalidir. Allah indinde bile üstünlük sadece takvada olduğu düşünüldüğünde insanların çeşitli gerekçelerle kul hakkına girmeleri ne hazindir. Herkes cehenneme kendi ateşini götürdüğünü anladığında bu dünya daha müreffeh ve yaşanılır olacaktır.
Esenlik dileklerimle,
Erol Aydın
Yorumlar
Kalan Karakter: