KÖYDEN KENTE SOSYOLOJİK DÖNÜŞÜM
İlk çağda insanlar sadece ihtiyaçları kadar üretim yaptıkları için mutlu ve mesut bir şekilde yaşayıp gidiyorlardı. Mal biriktirme gibi bir düşünceleri olmadığı içinde bunu satmak gibi bir kaygıları da yoktu. Mülkiyet kavramı ve rant gibi bir dertleri olmadığı için de para da doğal olarak hayatlarında mevcut değildi. Çok ihtiyaç olursa trampa olarak karşılıklı mal değişimi ile ihtiyaçlar giderilirdi. Bütün bu yokluklar içinde dahi varsıl bir şekilde son derece basit hayatları vardı.
Değişen ve dönüşen çağla birlikte hayatımızda çok şey değişti. Eskiden köyden şehre gelenler aynı zamanda; kültür, gelenek, töre ve medeniyetlerini de birlikte getirmek suretiyle yeni bir yaşama tutunmaya çalışırlardı. Aslında köyünü şehre taşıyarak hemşeri oluşumları ile dışa kapalı bir şekilde arafta kalmaktan gocunmazlardı. Mahalle hayatıyla ikili ve sıcak ilişkiler köyün bir devamı olarak sürüp giderdi. Bu durum da çok sürmedi ve değişen çağla birlikte hayatımıza yeni bir kavram daha girmiş oldu.
O kavram ise, “Kent” olarak artık hayatımızın merkezinde yer almaktadır. Çoğu zaman şehir ile karıştırılsa da aslında ikisi birbirinden farklı kavramlardır. Şehirde; mahalle yaşantısı, insani ilişkiler, sıcak temas ve gelenek var iken bunları kent yaşamında bulmanız olası değildir. Gökyüzüne uzanan gökdelenler, akıllı binalar, etrafı kale duvarı gibi çevrilmiş siteler ve yüksek güvenlik önlemleri ile insani olmayan ne varsa hepsi kent yaşamında mevcuttur. Herkesin acelesi var, kimsenin kaybedecek zamanı hatta selam verecek vakti yok. Tanımadığı insanları yok hükmünde gören bir anlayış, şüpheci bir yaklaşım ile âdeta paranoyak bir ruh haliyle ortalıkta serseri mayın olarak dolaşan insanlar topluluğu kent yaşamının özeti olmaktadır.
Kent yaşamında her türlü konfor olmasına rağmen huzur maalesef yok. Akvaryumda yaşayan balıklar ne kadar mutlu ve özgür ise kent insanları da o kadar mutlu ve özgürler, ne fazla ne eksik! Oysaki dışarıda okyanuslar var fakat bilmeyince herkes kendi kapanlarını dünya zannediyor.
Sonuç olarak; köyden şehre, şehirden de kente olan sosyal dönüşüm kademeli olduğu için kimse farkına varmadan bu kapana sokulmuştur. Kanıksana kanıksana ortaya çıkan son durum kimseyi memnun etmese de geri dönüşe imkân tanımıyor. Kısa vadede olmasa da orta vadede her şey tersine dönerse çok da şaşırmamak gerekecektir. Bunun fragmanını pandemide gördük fakat insanoğlu balık hafızalı olduğu için hızlıca eskiye geri döndük. Fakat bundan sonraki süreçte toplumsal bir travma yaşandığında hep birlikte geri dönülmez yola girmemiz sürpriz olmayacaktır. Metropol insanı bir gün mezraya geri dönerse şaşırmamak gerekir!
Esenlik dileklerimle,
Erol Aydın
Yorumlar
Kalan Karakter: